16 Mart 2019 04:30

Newroz yaklaşırken...

Paylaş

Bu yıl Newroz daha da özgün koşullarda kutlanacak. Daha da özgün diyoruz, çünkü her Newroz kendine özgü, oldukça olağanüstü koşullarda kutlanageldi. Ta yasaklı yıllardan “Barış, çözüm ve müzakere” günlerindeki devasa kutlamalara, oradan Cizre, Silopi, Sur gibi şehir merkezlerinde o vahşetin yaşandığı günlerden sonraki kutlamalara kadar her bir Newroz döneminin kaderine etki edecek bir özellik taşıdı.
Bugün ne avukatları ne de ailesi ile görüştürülen Öcalan’ın hem devlet heyetleri ile hem de HDP heyetleri ile görüştüğü yıllarda kutlanan Newrozlar halkların kardeşliğini güçlendirici rol oynamıştı.

O dönem aynı zamanda AKP’nin Kürt liberalleri, Kürt burjuvazisinin belli kesimlerince, mütedeyyin çevrelerce ve bazı tarikatlarca desteklendiği, daha yüksek oy aldığı, hatta Erdoğan’ın Kürt sorununu çözeceğinin umulduğu yıllardı.

Ancak bu süreç sürdürülmedi. Önce “Kürt sorununu çözüyorum” diyerek kendisini önceki tüm hükümetlerden ve başbakanlardan ayıran, “Milliyetçiliği ayakları altına” aldığını söyleyen, “Kürdistan” demenin yasak olmayacağını ilan eden, buna karşı çıkanlara TBMM tutanaklarından Osmanlı dönemine kadar örnekler sunan, “Osmanlı’daki Eyalet Sistemi’nden” örnekler vererek “Kürt sorununun sittin sene böyle çatışmayla devam edemeyeceğini” söyleyen Erdoğan, “Dolmabahçe Mutabakatı da” denilen müzakereye kadar aşama kaydeden süreci tersine çevirmeyi tercih etti. 

Ne yazık ki, bir dönem devletin ‘başmüzakereci’ düzeyinde görüşmeler yaptığı ve Kürt sorununda barışçı-demokratik bir yol için aktör durumunda olan Öcalan ile ne ailesi ne de avukatları görüşebilmektedir. Öcalan’a yasalar ve hukuk kapsamındaki hakları kullandırılmamaktadır. Az çok hukuk düzeni olan bir ülkede ne bu durum yaşanabilir ne de yüzlerce insan bunun için açlık grevine gider…

Milletvekili Leyla Güven’in “Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılsın” talebiyle başlattığı açlık grevi 128. günü geride bıraktı. Güven’den sonra Bölge’de, cezaevlerinde ve yurt dışından birçok merkezde 350’ye yakın kişi açlık grevindedir.

Umuyoruz ve bekliyoruz ki bir an önce bu hukuksuzluğa son verilir, tecrit kaldırılır ve hem Leyla Güven hem de diğer açlık grevcileri için daha kötü koşullar daha acı olaylar yaşanmadan bu durum çözüme kavuşur.

Geçmiş Newrozları fazla irdelemeden bugüne ve geleceğe bakacak olursak; şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, önümüzdeki dönemin kaderine etki yapacak bir Newroz kutlamasının ön günündeyiz.

Zira oldukça özgün koşullar içinden geçiyoruz. Sadece seçimlerden dolayı değil, daha karmaşık nedenlerden dolayı…

Kürtlerin yaşadığı coğrafyadaki yaşananlara ve gelişmelere bakacak olursak faşizmin hüküm sürdüğü ülkeler fotoğrafları, geçmişte yaşanmış o yıllar geliyor gözlerimizin önüne…

Üstelik bir seçim sürecindeyiz. Ancak başta AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu Kürt halkına karşı olmadık bir söylem tutturmuş bulunuyor. Erdoğan, yeniden kayyum atamakla halkı tehdit etmektedir.

Sadece Bölge’de değil, bir bütün olarak Türkiye’yi etkisi altına almış tek parti, tek adam yönetiminin giderek kurumsal bir kimlik kazanması süreci içindeyiz ve “Bölücülük”, “terörizm”, “Kürtçülük” gibi kavramların milyonlarla ifade edilen bir halkın demokratik hak ve özgürlüklerine saldırıyı meşrulaştırma ifadesine dönüştürülmesindeki havayı terse döndürme cesareti gösteren güçlü genel bir demokratik hareketin yaratılamadığı bir süreç devam ediyor olsa da bu değişmez değildir.

AKP’nin Bölge’de baskı, şiddet ve hilelere başvurulmaksızın alınmasının pek mümkün olmadığı bir süreçte Kürt halkının tutumu birçok şeyi de olumlu etkileyecektir. 

Kürt halkının ve bölge halklarının iradesi olan belediyelerden 96’sının gasbedilerek kayyum atandığı ve yeniden seçime gidilen bu süreçte Newroz kutlamaları sadece gasbedilen halk iradesinin yeniden kazanılması değil, aynı zamanda seçimden sonraki mücadeleci kitlesel ruhun yansıması bakımından da önem taşımaktadır.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa