16 Mart 2019 04:15

Seçim propagandası böyle yapılmamalı

Paylaş

Yerel seçimlerin merkezi yönetim seçimi düzeyinde algılanması ve siyasiler arasında canhıraş mücadelenin yaşanıyor olması hayra alamet değildir. İktidarın da muhalefetin de saflaşarak halkımızı bölücü ve ülkeyi derin bir kargaşaya sürükleyici girişimlerden kaçınmayarak yürüttükleri politikalarının amacının anlaşılması ve böylesi halkları bölücü durum karşısında tavrımızın netleşmesi artık kaçınılmazdır. İktidarın seçime böylesi abanmasının bence en önemli nedeni yerel idarelerle halkla daha yakın ilişki içinde olması yanında, hâkimiyeti altındaki kaynakların bir bölümünden mahrum kalma korkusudur. On yedi yıl boyunca AKP iktidarının bir kanalını belediyelerde oluşturulan etkili kadrolaşma ve belediyeler eliyle yürütülen yerel proje ve programlar oluşturmuştur. Yerel projeler ekonomik çıkar birliğiyle parti yandaşı yaratmanın çok etkili yöntemidir. Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir, Adana ve Antalya gibi gelişmiş ve turistik kentlerde rant oluşturma ve kaynak dağıtım merkezi gibi çalışan belediyeler merkezi parti için çok önemlidir. Türkiye’nin yönetim sisteminde yerel idarelerin temel gelir kaynağını merkezi idareden aktarılan fonlar oluşturduğundan, yerel idarelerin muhalefetin eline geçmesi, merkezi fonların önemli bölümünün muhalefet eliyle kullanılarak iktidar partisi aleyhine siyasi avantaj sağlaması anlamına gelebilir. Para merkezi yönetimden geldiğine göre, tam bir feodal-aşiret yönetim anlayışıyla, yerel idareler hizmetlerinin merkezin kaynak aktarım tercihinde olması pratikte olasıdır, ancak bu durum, yerel idarenin işlerinin akmasına yol açsa da, halkın etkin bilgilendirilmesiyle gerideki asıl sorumlunun kaynağı ortaya koyulup merkezi yönetimin siyasi prestiji sarsılabilir. 

Yerel idarelerin muhalefet partileri tarafından güçlü bir şekilde ele geçirilmesi, son dönemlerde yaygın olarak uygulamaya koyulduğu şekliyle kayyım atamasıyla ilk anda etkisizleştirilebilir olmakla beraber, bu konuda yaygın uygulama da merkezi yönetimin prestij kaybına yol açabilecek başka bir sorundur. 

İktidar partisini derinden tedirgin eden tüm bu ve benzeri sorunların yaşanma algılamasıyla yürütülen olumsuz propagandanın, seçimlere nasıl yansıyacağı meçhulüm olmakla beraber, her aklıselim seçmen nezdinde fevkalade isabetsiz ve niteliksiz görüldüğü ve tasvip edilmediği açıktır. Siyasilerin böylesi davranışları ne Türkiye’ye yakışıyor, ne de uluslararasındaki yeri açısından Türkiye bunları hak ediyor! Türkiye ilk defa bir seçime gitmiyor. Ama hemen hiçbir seçimde bu denli olumsuz ortam oluşmamıştır. 

İktidar partisi, elinde tüm kamusal olanaklar olarak, muhalefeti suçlarken iddialarını güçlü delillere dayalı olarak ve adil şekilde sonuçlandırılmış soruşturmalara dayandırmak zorundadır. Aksi durumda muhalefet değil, suçlayan taraf zarar görür. Seçim sonuçlarının sağlıklı bir halk oylaması olarak görülmesinin temel koşulu halkın doğru bilgi üzerinde kararını oluşturmasıdır. Hal böyle olunca, seçim konuşmalarının da temel bilgi ve etkileme kaynağı olduğu düşüncesiyle, partilerin davranış ve konuşmalarında halkı yanıltmamaları birinci derecede önemi haizdir. Kaldı ki, devamlı aynı yönde ve diğer bilgi kaynaklarından sağlanabilen bilgilerle desteklenemeyen ve aklıselime aykırı görülen savlar ileri sürmek, bizzat bu yollara başvuran siyasiyi bağlar, hatta lekeler. Bunun da ötesinde, iktidar partisinin kim adaylara yönelik ifadeleri ise siyasi zafiyet göstergesidir. Tüm bu yollara başvurmanın sonuç sağlayıcı olmayacağı açık olduğu gibi, bu yollara başvurmaya tenezzül etmeden seçimin kaybedilmesi dahi ilgili tarafı daha güçlü kılar. Etiksiz yollara başvurularak elde edilmiş iktidar, hak edilmiş erk olarak görülemez. 

Adaylar açısından her oy önemlidir, ancak seçmen açısından, bazı koşullarda, bire-bir oyun sağlayacağı siyasi sonuçtan çok, arzulanmayan durumları yaratanlara verilmeye çalışılan mesaj önemli olabilir.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa