15 Mart 2019 04:45

Prof. Dr. Aziz Konukman 43. İktisatçılar Haftası’nda konuştu: Asıl seçimden sonra kemer dehşet sıkılacak

Paylaş

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak eylül ayından beri söylediği sözü yine tekrarladı: En kötüsü geride kaldı. 

Bakanın inandırıcılığını yitirmesinden öte...

Veriler bakanı desteklemiyor.

Prof. Dr. Aziz Konukman, hem bakanın inandırıcılığı hem de bakanın tezi hakkında üç noktaya dikkat çekiyor: 

Bir: Sadece söylem değil, hedefleri hiç tutmayan ekonomi programları da, açıklanan büyüme verileri de inandırıcı değil!  

İki: 2018’in son üç ayını yüzde 3 küçülme ile kapatan Türkiye ekonomisi, 2019’un ilk 6 ayında da küçülmeye devam edecek.

Üç: Seçimden sonra ağır bir kemer sıkma programının hayata geçilmesi kaçınılmaz! 

İlk vurgusu olan ‘Hükümetin güvenilirliğini yitirmesi’ne ilişkin Konukman şu bilgileri paylaşıyor: 

Ağustos 2018’de ‘yeni ekonomik model’ (YEM) açıkladılar. Orada bir büyüme hedefi koydular. 

Sonra gördük ki bizi yemlemişler.

Onu kaldırdılar üç yıllık yeni ekonomi programı açıkladılar. Orada büyüme ‘yüzde 3.8 olacak’ dediler.

Gel gör ki 2018 büyümesi yüzde 2.6 çıktı. 

Eylül ortasında hazırlanan bir program nasıl olur da, önündeki 2 ayda ekonominin ne olacağını hesaplayamaz? 

İki ayda bir program nasıl çöker?   

Derhal hepsinin işine son vermek lazım.

Türkiye’deki birçok veri böyle! 

***

İlk iki ayını geride bırakıp, üçüncüsünü yarıladığımız 2019’a gelince... 

Konukman’a göre... 

Bakan Albayrak’ın iyimserliğini de...  

‘Öngörüleri tutacak’ dediği yeni ekonomi programını da... 

Ciddiye almak mümkün değil!

Sebebini iki maddede özetliyor: Bir; bütün üretim göstergeleri küçülmenin devam ettiğini gösteriyor. İki; önemli derecelendirme kuruluşları da eksi büyüme tahmin ediyor. 

Konukman, en iyimser tahmini yapan OECD’nin dahi iyimserliğini kaybettiğine dikkat çekiyor.  

Yakın zamanda...

“Türkiye ekonomisi yarım puan (yüzde 0.5) büyüyecek” tahmini yapan OECD şimdi ‘1.8 küçülme’ öngörüyor.

ACI REÇETE YOLDA

Konukman, hükümetin krize karşı önlem diye hayata geçirdiklerini eleştiriyor. 

Borcu taksitlendir, olmadı taksiti yapılandır... 

SSK primi alma...

KDV indir...

Hükümetin üretim maliyetini artıran ne varsa azalttığına dikkat çeken Konukman şu tespiti yapıyor: Sermayeye kaynak aktarmaktan başka bir amacı olmayan bu uygulamalar iktisat politikası falan değil! 

Konukman hükümeti eleştirirken emekçileri de seçimden sonrası için uyarıyor.

Öyle ya...

Bu yılın ilk 2 ayında hükümet harcamaların gazına bastı. 

Bütçe açığı ikiye katlanırken, borçlanma da dörde katlandı.

Seçimden sonra zam ve vergi kaçınılmaz.

Aziz Konukman Hoca diyor ki... 

“Bu sefer kriz makyajsız, net. Seçimden sonra IMF’li IMF’siz kemer sıkmaya hazırlanalım. Emek cephesinde dehşet bir kısma var”. 

Tespitinin ardından... 

Sendikaların, işçi ve emekçilerin direnmesinden başka çarenin olmadığını söyledi.

BU KAYIRMACILIK VE GARANTİLER OLDUKÇA!

Kendisini ‘ekonomi muhabiri’ olarak tanımlayan, Deneyimli Gazeteci Çiğdem Toker ise...

Ödenecek faturanın çok uzun yıllar süreceğine dikkat çekti.

Ceplerimizi boşaltacak, ekonomik krizi uzun yıllara yayacak ‘kemirgenleri’ üç başlıkta topladı: 

1. Kamu Özel İş Birliği 
2. Örtülü Ödenek 
3. Kamu İhale Kanunu-21/B.

Pahalı köprü ve otoyollar ile gündeme gelen... Devlet bütçesinden yüklü pay ayrılmaya başlayan birinci başlığı için...

Toker, şehir hastanelerini örnek verdi.

Şu an şehir hastanelerinin 8 tanesi hazır. 

Yatak başına devletin ödediği rakamlardan yapılan hesaplara göre...

Bu hastanelerin devlete maliyeti 7 milyarı aşıyor.

21 tane daha şehir hastanesinin sözleşmesi bağıtlanmış durumda.

Bunlar da hizmet vermeye başlayınca maliyet 22 milyarı aşacak.

Hedeflenen şehir hastanesi sayısı 31! 

Hepsi hizmet verir duruma gelince... 

Şehir hastanelerinin Sağlık Bakanlığına faturası 31 milyarı bulacak. 

Bu demektir ki... 

Sağlık Bakanlığı bütçesinin yüzde 60’tan fazlasına ipotek konacak.

Yol, havalimanı, köprü projelerine aktarılacak paralar düşünüldüğünde... 

Aslında gelecekte bütçenin ipotek altında olacağını söylemek mümkün.

**

Toker diğer bir soygun yöntemi olarak adlandırdığı ihale kanunu ve istisnalara ilişin şunları söylüyor.

Kamu İhale Kanunu 16 yılda 186 kez değişti.

Kanun istisna maddesine sürekli yenileri eklendi; kentsel dönüşüm, köprü, yol, G20 zirvesi, YSK alımı vs. ihale kanunu dışına çıkarıldı.

A, b, c diye eklenen istisna maddeleri z’ye kadar geldi. Alfabede yer kalmadı.

Kanunun “Pazarlık usulü” başlıklı 21/b maddesine gelince... 

Madde ihaleye çıkmadan ‘ivedi’ yapılabilecekleri sıralıyor: Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi vb.

İktidar bu maddeye o kadar baş vuruyor ki...

Sanırsınız ki memleket afetten, salgın hastalıklardan kırılıyor.

Pazarlık usulü iktidar için bir zengin etme aracına dönmüş durumda.

Toker, “Açık ihalede 100 TL’ye mal alınabilecek bir iş, pazarlık ihalesi ile 110 TL’ye mal olmaktadır” diyor.

**
Ne için harcandığını bilemediğimiz...

Cumhurbaşkanın emrindeki örtülü ödenek de çığ gibi büyüyor.

Orta vadeli programa göre...

Örtülü ödenek üç yıl boyunca toplam 16.5 milyar TL’yi yutacak. 

Bütçeye oranı her geçen büyüyen ödenek başka bir kara delik!

Tüm bunları sıraladıktan sonra Toker net bir biçimde özetliyor: Kayırmacılıktan, yolsuzluktan uzak durulmadan krizden çıkılamaz!

İktisatçılar Haftası’nın, “Türkiye Ekonomisinde Büyüme ve Kriz” başlıklı oturumundan aktardığımız tespitler...

Seçim kadar, seçim sonrasının da düşünülmesi gerektiğini ortaya koyuyor!  

TÜRKİYE’NİN TIR’LARI GÖZETİM ALTINDA

Hukukun üstünlüğü sıralamasında... 

Türkiye, 126 ülke arasında, 109. sırada! 

İktisatçılar Haftası’ndaki sunumunda bu duruma dikkat çeken Vergi Hukuku Uzmanı Dr. Veysi Seviğ diyor ki...

‘Türkiye’de hukuk sistemi değil, cumhurbaşkanlığı kararnameleri düzeni var’. 

Sonuçlarını şöyle özetliyor:

- Türkiye’nin dış borcunu net olarak bilmiyoruz!

- Dışarıda ne kadar yatırım var net bilmiyoruz. 

- Sürekli vergi yapılandırılmasına gidiliyor, yapılandırılanın tamamı asla tahsil edilmiyor. 

- ‘Jet Fadıl’ (Sürekli dolandırıcılıktan ceza alan Fadıl Akgündüz) gibiler bile düzenlemeler sayesinde serbest gezebiliyor. 

- SAYIŞTAY önemli tespitler yapıyor ama dikkate alınmıyor. Ya da raporları hazırlayanlar görevden alınıyor.

- Muhalefet partilerinin, vergi cenneti ülkelere yapılan yatırımlara ilişkin iddiaları araştırılmak yerine cezalandırılıyor. 

Tüm bunların Türkiye’de iş görse bile dışarıda şüphe uyandırdığını belirten Seviğ şu bilgiyi paylaştı: Türkiye TIR’ları gözetim altına alınacak!

Dikkat çekilen bu noktalar Çiğdem Toker’in anlattıklarıyla birleşince ‘Tek adam yönetiminin’ fotoğrafı net bir şekilde ortaya çıkıyor.

KARTON KUTU SATIŞLARI BİLE KRİZ DİYOR

Ahmet Eren.

Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı! 

Ekonominin içinde bulunduğu krizi kendi sektöründen örnekle anlattı:

“Biz karton kutu üretiyoruz. Bizim karton kutu sektöründe satış üretime endekslidir. Çünkü üretilen her şey kutulanır; buzdolabı, gömlek, tavuk eti vs. kutuya girer. Bu nedenle üretim düşerse karton kutu satışı da düşer. Üretimdeki düşüşü sektörümüzdeki satışın düşüşünde görüyoruz.”

Dün açıklanan sanayi üretimi verileri de Ahmet Eren'i doğruladı.

İktisatçılar Haftası’nın ilk oturumun açılış konuşmasını yapan Ahmet Eren ayrıca... 

Yaşananın 2001 krizi ile aynı olmasa da... Ciddi ekonomik sıkıntının varlığını kabul etmek gerektiğini belirtti.

Ardından üyesi bulunduğu TÜSİAD’taki patronların yaptıklarına paralel... 

İçinde eleştiri de içeren şu önerileri sıraladı:    

- Tüketime dayalı güç ekonomisi yaratmak mümkün olmadığını anladık. 

- Ekonomik politikalar seçime endeksli değil, popülist duygularla değil gelecek kuşaklara endeksli düşünülmeli. Ona uygun sosyal politikalar belirlenmeli. 

- ‘Sivil topluma’ kulak verilmeli.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa