19 Şubat 2019 10:20

Krizden, Suriye'den seçime...

Paylaş

“Kriz yok” deniyordu. “Dış düşmanlar doları yükseltip Türkiye’ye ekonomik savaş açmış”tı. Propaganda buydu. Yanlış yapmazlardı. Ülkeyi IMF belasından kurtarmışlardı. “Üç koyunu bile güdemeyen” CHP’ydi. AKP ise ekonomiden iyi anlardı. Duble yollar, tüneller, havaalanları yapmıştı. Memleket büyüdükçe büyüyordu. Hele başkanlık sistemi nasıl anlatılmıştı: Sistem bir değişsin, başkanlığa geçilsin, Türkiye uçacaktı! Şimdi bu lafları duyan var mı? Artık böyle yukarıdan yukarıdan konuşulup bu tür laflar edilemiyor.

Nasıl edilsin? Ekonominin iyi yönetilemediği ortada. AKP ekonomiden anlamıyor. Elinde filesi, herkes bunu yaşayıp görüyor. İşçilikle işsizlik çoktan birbirine karıştı. İşsizlik oranı 2 puan daha artıp yüzde 12.3’e dayandı. Genç işsiz oranıysa tam bir felaket: Yüzde 24.3. Her 4 gençten biri işsiz yani! Bu, AKP’nin büyük başarısı!

İşsizlik nasıl artmasın? 2018 aralığında bir önceki yılın aralığına göre sanayi yüzde 9.8 daraldı. Küçüldü yani. Eskiden 10 parçaysa şimdi bir parçası yok! İmalat sanayiinde küçülme daha da çok: yüzde 10.8! Sadece yeni iş bulunamıyor değil. Eskiden bir işte çalışabilenler artık çalışamıyor.

Ve sonuç o ki, eskiden yemek yiyebilenlerin bazıları şimdi yiyemiyor.

Zaten emeğiyle geçinenlerin eskisinden az yiyebildikleri tartışmasız. Biberle domates katılmış patates yemeği yapmak bile zor artık.

Önceleri “kriz yok” diyenler, şimdi önlem alma peşindeler. Tanzim satışları yapmak zorunda kaldılar. Seçimlere kadar tanzim kuyrukları kader görünüyor. AKP mecburiyetten zararına tanzim satışlarına yönelirken, pazarcılarla marketçiler de fiyat kırmak ve çoğu zaman zararına satış yapmak zorunda kalıyorlar. Yine mecburiyetten zararlarını tanzimsiz mallarını pahalıya satarak karşılıyorlar.

Kriz bu, laf dinlemiyor ve hemen seçim öncesi AKP’yi zora soktuğu tartışma götürmez.

Burjuva muhalefetse, sıkıştırılmaya çalışıldığı “Neden HDP’yle gizli ittifak yaptığı” tartışmasıyla kapitalizmin ve devletin “bekası”nı gözetmelerde! Krizi bile doğru dürüst gündemine almıyor. “Ne domatesi patlıcanı, merminin fiyatı” deyip zorlayan AKP’nin emekçiye reva gördükleriyle ülkeyi getirip dayadığı çıkmazı ortaya koymada hem eli hem dili titriyor!

“Bir gece ansızın Fırat’ın doğusuna gidiyoruz” deniyordu. “ABD bizden çekindi, Suriye’den çekiliyor” diye övünülüyordu.

Kazın ayağı başka çıktı. Ortalıkta çekilme lafını dolaştıran Amerika, çekilmek bir yana Avrupalılarla birlikte bir “güvenli bölge” kurma peşinde.

Üstelik bir Amerika olsa neyse. Güvenilen Rus dağlarına da kar yağıyor. ABD’nin çekilme söylemiyle birlikte “Adana mutabakatı” lafı etmeye başlayan Rusya, son Soçi zirvesinde altını çizerek Esad’ı işaret etti Erdoğan’a. Anlaşıldı ki, Adana mutabakatı, Türkiye ile Suriye’nin birlikte kararı ve davranışını zorunlu kılıyor. Yani Türkiye’nin, alıp başını, bir gece ansızın Fırat’ın doğusuna gitme imkanı yok. Zaten Erdoğan da “Katiyen olmaz”dan Suriye ile “alt düzey ilişkiler” söylemine geçmişti, ama bu da yeterli değil artık. Rusya Suriye Kürtleriyle öteden beri belirli bir anlaşmayı öngörmekteydi. Ve Soçi’de İran da, tıpkı Rusya gibi, Kürt sorununun Kürtler gelecekte söz hakkı olacak biçimde çözülmesi görüşünde olduğunu açıkladı.

Bu kadarla da kalmadı, Soçi görüşmeleri. “Fırat’ın doğusu” değil İdlib dendi. Zaten Rusya’yla Suriye İdlib’teki Nusra mevzilerini arada topa tutmaktaydılar. Genelleşmemesi için, bölgede birlikte davranılması kararlaştırıldı.

Anlaşılmıştı, Rusya ve İran Suriye’de Türkiye’yi istemiyorlar. Sadece Fırat’ın doğusunda değil, Carablus’ta ve Afrin’de de istenmiyor Türkiye.

Kriz koşullarının yanı sıra Suriye’de yeni bir sefer de açılamadan gidiliyor seçimlere. Bu AKP’nin işinin iyice zor olması demek. Patlıcan-biber yerine “merminin fiyatı”nın gündem edilmesi bu bağlamda önem kazanıyor.

AKP’yle MHP zorluğun farkındalar. “Beka meselesi” demeleri bundan. İttifaklarını geri kalan illere yayma ihtiyaçları da buradan geliyor. Anketlere göre Ankara’da epey gerideler. İstanbul’u da kaybetmeyi göze almaları zor mu zor. İmkansız gibi. Hile-hurda dahil her şeyi beklemek gerek, ancak burjuva muhalefet o havada değil, seçimleri sıradan ve olağan varsayıyor. Hayırlısı.

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa