03 Şubat 2019 09:45

'Uç' dediklerinde deve, 'yük taşı' dediklerinde kuş!

Paylaş

Genelleme yapmak ne kadar doğru, tartışılır. Ama ‘sistem içi’ koordinatları itibariyle rahatlıkla söylenebilir: İktidar-Muhalefet ilişkisi açısından, ‘Türkiye siyaseti’ her şeyin göründüğü gibi olduğu net bir fotoğraf vermedi hiç. Hep ‘iş içinde iş’ vaziyeti. Aradaki sınırlar kevgir gibi, geçişken... Devletin iç mimarisinde bir çok şeyin değiştiği ‘Tek adam rejimi’nde bile aynı durumun bir şekilde sürüyor olması, düzen içi dinamiklerin kısırlığını da gösteriyor. ‘Pes’ dedirtecek örnekler, değişenin içindeki değişmeyeni, ‘Müesses nizam’ denilenin bazı ‘kırmızı çizgilerinin’ nasıl da korunduğunu anlatıyor. Asgari bir ‘muhalif duruş’ adına yüz kızartıcı haller, tam da bu ‘kırmızı çizgiler’den yansıyan kızarıklıktır işte.      

***

Misal, adam yıllardır barolar birliği başkanı. İşi hukuk savunuculuğu yani. Mutad aralıklarla ‘ulusal muhalefetin liderliği’ne de aday gösterilmekte ayrıca. Öyle böyle değil muhalifliği yani. Ama bizler gibi ‘sorunlu’ değil, ‘sorumlu muhalif’ elbette. “Milli konularda, milli beraberliğimizi sağlamlaştırmalıyız” diyor da, çoğu ispatlanmış sahte seçmen vakalarını “sosyal medya dedikodusu” şeklinde niteliyor. “Dayımın oğlunun komşusu öyle demiş...” diye de karikatürize ettiği bu “iddiaları”, Türkiye’nin demokrasisini gözden düşürmek isteyen “küresel güçler”le ilişkilendiriyor, “Planlı bir operasyondur” diyor. Ahırlarda, metruk binalarda, inşaatlarda YSK dışında hiç kimseye görünmeyen (!) ve ama seçmen kütüklerinde teşhis edilmiş ‘seçmenler’i konuşmayı kahrolası “küresellere” getirip bağlamanın ‘sırrı’ nedir acaba?

***

İyi Parti’nin Genel Başkanı Meral Akşener Iğdır’da aday göstermeyeceklerini şöyle izah ediyor: “Bizim aday çıkarmamız durumunda belediyenin HDP'li olmasına kesin gözüyle bakılıyor. Madem Iğdır’da HDP ile yarışacak bu sistem, biz Iğdır’da aday çıkarmayacağız. Bu yüzden AKP veya MHP'li bir belediye başkanının olmasında sakınca görmüyoruz.”

İyi Parti bir muhalefet partisidir! “Madem HDP ile yarışacak bu sistem” ifadesine özellikle dikkat buyurunuz! Barolar Birliği Başkanı’nın “milli konu” dediğidir işte Akşener’i iktidara teğelleyen. İbretlik bir itiraftır. Hatırlayalım, Iğdır seçimlerini HDP geleneği kazandığında, dönemin AKP sözcülerinden Cemil Çiçek “Ermenistana dayandılar” demiş, ‘müesses nizam’ın kırmızı çizgisine işaret etmişti. Şimdi muhalefetteki Akşener’in ‘sistem’ kaygısıyla AKP-MHP iktidarına attığı destek de aynı ruhu, aynı ‘nizam’ı temel almaktadır. Muhalifliğin de bir adab ı muaşereti olur değil mi!? Selametle...

***

Malum tv kanallarında seçim mesaisi gece gündüz sürüyor. Çoğu iktidarın memurluğunu yapmakta olan zevat, aralarına kattıkları birkaç ‘muhalif’ çeşniyle birlikte analizler yapıp taktik ve strateji konuşuyorlar. Değişmez konulardan biri HDP... Kim HDP’yle ilişkilidir? CHP-HDP ittifakı var mıdır? HDP’nin büyük illerde aday çıkarmaması ne anlama gelmektedir? HDP’liler kime oy verecektir?.. vs...

Bir Allahın kulu da çıkıp “ya biz sürekli HDP’yi konuşuyoruz da neden bir HDP’li yok burada?” diye sormuyor. En son eski CHP milletvekili Prof. Dr. Aytuğ Atıcı yandaş bir kanalın canlı yayınında bu rezalete dayanamayıp patladı:

" 7 kişi burada HDP'nin ne yapacağını tartışıyor. Bir HDP'li yok. Şuradaki bir sandalyede bir HDP'liyi bile oturtamıyorsak ya HDP'yi konuşmayacağız ya da konuşacaksak da HDP adına konuşacak bir insanı buraya davet etme nezaketini göstereceğiz...”

Atıcı öyle dedi diye utanırlar mı, değişirler mi?

Elbette hayır, olacak şey bellidir; Aytuğ Atıcı bir daha oraya çağrılmaz, muhabbet aynen sürer. Muhalefet kontenjanından gelenler yine “Ama efendim CHP ile HDP’nin gizliden ittifak yaptığı o kadar açık ki” diye sıkıştırılır.

Oralara hâlâ çağrılan CHP’lilerin o bin dereden su getirme halleri ise çok daha trajik doğrusu. Şunu bile diyemiyorlar: “Olabilir kardeşim, ‘Tek adam rejimi’ne karşı HDP’nin de CHP’nin de amaçları çakışabilir, ne var bunda, tabii ki HDP’liler bize oy vermelidir?”

Evet, CHP yöneticileri de dahil, “HDP’lilerin oyuna talibiz” diye ağız dolusu konuşana rastlamadık hâlâ! “HDP gayrı meşruysa niye kapatmıyorsunuz?” demekten öteye geçemiyorlar. Bu korkakça ve demokrasi mücadelesi kaygısından uzak tutumun bir tık sonrası tam da iktidarın dayattığı noktadır: HDP’lilerin oyunu istemiyoruz, sakın bize oy vermeyin!

Kürtlere yeni cezaevleri dışında bir vaadi kalmayan, en son Diyarbakır’ın belediye başkanı Gültan Kışanak’a 14 yıl 3 ay hapis cezası veren ve ama Hakkari’deki yoksul Kürdü hayatta üzerinden geçmeyeceği Osmangazi köprüsünün müteahhitlerinin ‘zararına’ ortak etmiş AKP düzeninin sözcüleri bile “Kürt vatandaşlarımızın oylarına talibiz” diyebiliyorken, böylesi bir terbiyeli muhalifliği nasıl açıklamalı acaba?

***

Şu açıklama HDP İzmir İl Eş Başkanı Kadir Baydur’dan:"Halk toplantıları yaparak, ilçe ilçe, mahalle mahalle gezerek neden CHP adayı Tunç Soyer'i desteklediğimizi açıklayacağız ve sandığa kitlemizi bu şekilde taşıyacağız."

Bu kadar net!

Tamam, CHP türü ‘sorumlu muhalefet’ten bu ölçüde bir cesaret gösterip ‘sorunlu muhalif’ durumuna düşmesini bekleyemeyiz belki ama yine de ufacık bir kıpırtı gerekmez mi?

En azından 7 Haziran’dan beri tabanda uç vermiş ve süren eğilimi gözetip ona uygun söylemler... Bu kadar eziklik, bu kadar “hizayı bozmayalım” hali, bu iki arada bir deredelik durumu, ‘rejim’e muhalefet yapmak değil de rejimin içinde yer tutup (Allah izin verirse) ileride iktidar olmak önceliğini gösterir sadece.

Devekuşu misali yani:

Malum, “uç” demişler devekuşuna, “uçamam, deveyim ben” demiş.

“Yük taşı öyleyse”  demişler, “olmaz” demiş, “kuşum ben”!

Hem kuş hem deve, ne kuş ne deve...

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa