13 Ocak 2019 04:10

‘Muz Cumhuriyeti, Şemşamer Prensliği’ meselesi (1)

Paylaş

Kirvem,

Günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar tıpkı şarkılardaki gibi su misali akıp giderken, öte yandan memleket sathında her geçen günün ardından şu sıralar yerel seçimlerle ilgili hararetli tartışmalar da giderek daha fazla ısınıyor.

Gerek iktidar gerekse muhalefet cenahında kıran kırana sürdürülen bu tartışmalardan, sazlı sözlü atışmalardan ziyade sanki bir nevi “düşük yoğunluklu savaş”a dönüşen bu “kör döğüşü”nün nedeni; halkımızın, vatandaşlarımızın maddi manevi menfaatlerini koruyup, kollayıp, böylece bu “hizmet yarışı”nda ipi bir an  önce göğüslemek gibi “ulvi” bir “dava”ya dayansa da, aslında bu işin derununda yatan niyet, hesapça demokratik yollarla milletimizin önüne konulan sandıklardan her halükarda daha fazla oy devşirip dolayısıyla önce koltuk, akabinde de iktidarı kapma kavgası!

Aslında malum olduğu üzere sadece lafta veya kağıt üzerinde değil, kelimenin tam anlamıyla gerçek demokrasilerde şu ya da bu nedenlerle yapılan seçimlerde, referandumlarda halkın iradesine başvurulması demokrasi gereğiyken, öte taraftan özellikle “çoğulcu demokrasi” kültüründen yeterince nasibini almamış veya alamamış oldukları halde yine de meydanlarda, uluslarası arenada “demokrasi havarisi” kesilen toplumların yanı sıra, keza yedikleri muzların kabuklarını istedikleri zaman fütursuzca sokaklara fırlatmayı kendilerince hak belledikleri için adları, sanları “Muz Cumhuriyeti” diye tescil edilen devletlerin anayasaları da ister istemez “sözde” damgasıyla onurlandırılıyor!

Öyle ya da böyle, yine malum olduğu üzere dünya ahvalinde unvanınız, lakabınız ister “Feşmekan Krallık”, isterse “Ananas ve Avokado Cumhuriyetleri Birliği” veya son zamanlarda sinema salonlarında pazarlık meselesine dönüşen  “Patlamış Mısırları Lüpleyenler Cemiyeti”, hatta Trakya’nın mümbit topraklarında bolca yetiştirilen ayçiçeklerini, günebakanları, namı diğeriyle şemşamerleri  bir taraftan keyifle çitleyip, diğer yandan kabuklarını da yine uluorta sağa sola özgürce üflediğiniz için “Şemşamer Prensliği”ne “terfi” ediyorsanız o zaman bütün bu sıfatları, bu imkanları sizlere sunan demokrasinizle övünmeniz bittabii ki ananızın ak sütü gibi hakkınız!

İşin, meselenin kitabi bu kısmını bir kenara dehleyip sadede gelirsek; kendi payıma diyeceğim şu ki, ülkemizin genelinde belediye başkanlığına veya falan ile feşmekan partilerin siyasi kadrolarından aday olup, bunu da genellikle “Halka hizmet Hakka hizmettir” sloganıyla allayıp, pudralayarak piyasaya sürenlerin, seçildikten sonraki performanslarının hangi kulvarlara doğru yöneleceğini, dolayısıyla “hizmet” kisvesi altında yaktıkları mumların yatsı namazına kadar dayanıp dayanmayacağını ibretle mi inceleyeceğiz, yoksa “Ayvaz kasap hepsi bir hesap” tekerlemesini anımsayıp, her zamanki gibi umutlarımızı nadasa mı bırakacağız, bunu da haftaya konuşalım Kirvem!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa