16 Aralık 2018 04:15

‘Hayırlara vesile’ meselesi

Paylaş

Kirvem,

Senin de bildiğin üzere işleri güçleri, yegane arzuları “cennet vatan”ımızın gülistandan farksız toprakları üzerinde bir punduna getirip illa da kargaşa yaratmak veya memleket sathında şırıl şırıl akıp giden çay, ırmak ve derelerimizin berrak sularının altından şeytanca yöntemlerle saman yürütüp, dolayısıyla ortalığı bulandırmayı oldum olası görev belleyen dahili-harici bilumum düşmanlarımızın namütenahi varlığı hepimizce malum!

Yine hepimizce bilinen gerçek  şu ki, sütre gerisinde sipere yatmış bütün bu “hain”lerin menfur emelleri, arzuları, gayeleri tıpkı geçmişte olduğu gibi, keza günümüzde de maalesef devam edip gidiyor ama bütün bunlara rağmen bu şer odaklarının hevesleri ister istemez kursaklarında düğümlenip, midelerine taş gibi oturdu, oturuyor çok şükür!

Nitekim eski defterleri fazla kurcalamadan sadece şu son zamanlarda ülkemizin başına çorap örmek için bir gece ansızın çöreklenip oturmayı inceden inceye planlayıp, akabinde de giriştikleri bir darbe sonucunda milletimizin istikbalini yer ile yeksan etmeye kalkışanların rüyaları öncelikle Allah’ın inayeti, ardından da halkımızın ferasetiyle tuzla buz oldu ama bunun “kadeve”li faturasının neye mal olduğunu seksen milyonu aşkın nüfusumuzla maalesef yaşadık, hâlâ yaşıyoruz...

FetÖ lakaplı çetenin başını çektiği bu melanet yuvasının zarar ve ziyanlarının maddi, manevi hasarlarının raporları daha henüz tam anlamıyla tespit edilmeden, bu kez de ekonomimizin iflas edip hatta neredeyse bir baş kuru soğana bile muhtaç duruma düşmemiz için ellerinden gelen her türlü hinliği, cinliği devreye sokmaya çalışan sözde dostlarımızın bu hayasızca davranışlarına acaba ne demeli?

Aslında klasik deyimiyle eğri oturup doğru konuşmak ya da tam aksine doğru oturup eğri büğrü laf etmek gerekirse; şu kırtıpil alemde milletçe hangi kantara çıkarsak çıkalım, hangi çeteleyi tutarsak tutalım ne yazık ki dostlarımızın esamesi okunmazken, buna mukabil düşmanlarımızın listesi her geçen günün ardından giderek daha kabarıp, dolayısıyla başımıza türlü belalar geliyorsa, acaba kabahat el alemin tepemizden eksik etmedikleri kem gözlerinde mi, yoksa hangi konu hakkında olursa olsun illa da sütten çıkmış ak kaşık misali pirüpak olduğumuzu dillendirip durduğumuz huyumuzda mı!

Öyle ya da böyle, yine de altını sabit kalemle çizmemiz gereken şu ki, ezelden beri kendi göbeğimizi bizatihi kendimizin kesmesinden yana olan “milli hassasiyet”imiz sayesinde ülkemizin irili, ufaklı bilumum meselelerini bugün, yarın demeden, zamanın çarklarına yenik düşmeden, halı altına süpürüp tozlu raflara havale etmeden anında çözülebiliyorsak, bunu, Tanrı vergisi “fıtrat”ımıza borçluyuz elhamdülillah!

İşte mesela önümüzdeki bahar mevsiminde yurdumuzun dört yanında demokratik kurallar gereğince gerçekleştireceğimiz yerel seçimlerde belediye başkanlarımızı, keza onların yanı sıra tayfa ve çımacılarını belirlemek için kimilerimiz “millet”, kimilerimiz de “cumhur” ittifakının adayları arasından hani deyim yerindeyse kesmece karpuz gibi seçeceğimiz bu insanlarla yolumuza devam edeceğiz inşallah!

Sonra?

Sonra...karpuz misali seçtiğimiz bu insanların koltuklarına oturduktan sonra sergiledikleri icraatlarına bakıp, kimilerini kabak, kimilerinin ham diye sepetlerken öte taraftan da  kimilerinin de gözlerinin üzerindeki çatık kaşlarına sinirlenip, hemen ardından da yerlerine “kayyum” atayıp, işlerine son verip böylece demokrasinin nimetlerinden zerre kadar nasibini almamış, alamamış zavallı toplumlara da, bu ve benzer davranışlarımızla örnek olup, inşallah “hayırlara vesile” olacağız Kirvem!

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa