09 Aralık 2018 03:35

'Sarı Yelekliler' nasıl bir mücadele alanı açıyor?

Paylaş

Fransız merkez partilerinin büyük güç ve itibar kaybetmesinden yararlanarak; Le Pen’e karşı büyük oy farkıyla cumhurbaşkanı seçilen Macron’un karizması, ‘Sarı Yelekliler’in başlattığı eylemlerle derin bir çizik aldı. ‘Sarı Yelekliler’in arkasından eylemlerin yayılacağının işaretleri de çoğalıyor.

Nitekim hafta başında liselerin blokaj eylemleri ve boykota başvurarak sokaklara çıkması, her bakımdan bunalmış olan öğrencilerin eyleminin de yayılacağının işaretini veriyor. Öte yandan sağlıkçıların, polislerin ve Fransa’nın iki büyük işçi konfederasyonu FO ve CGT’nin ortak çağrısıyla da bu akşamdan itibaren nakliye iş kolundaki işçilerin greve çıkacakları duyuruldu.

Dahası, dört hafta önce “Dizel ve benzine zammın geri çekilmesi” talebinin öne çıktığı çeşitli ekonomik ve sosyal taleplerle sokaklara inen ‘Sarı Yelekliler’, “Benzin zammının bir yıl ertelenmesi” ve “asgari ücrete yüzde 3’lük zam” yapılmasını da artık yeterli görmüyorlar. Sarı Yelekliler tarafından yapılan açıklamalar, “Taleplerimiz benzin zammından ibaret değil. Diğer taleplerimiz de karşılansın. Eylemlere devam edeceğiz” şeklinde. 

NEOLİBERALİZMİN SİYASİ SİSTEMİN ALTINI OYMASI

Kuşkusuz ki, Fransa bu tür eylemlere yabancı değil. Tersine belki de dünyanın en çok sokak eylemine, kitlesel grevlerine sahne olan ülkesi. 

Elbette ki ‘Sarı Yelekliler’in eyleminin kendine has bir orijinalliği de var. Dahası, Sarı Yelekliler”in eylemleri, eğer daha yaygın bir emekçi eylemini tetiklerse; bunun da Fransa işçi ve emekçileri için kültürel, siyasi yeni sonuçları olacaktır. Bu sonuçların getireceği ağırlık ise; gelişmelerin varacağı boyut ve kazanacağı yoğunluğa göre tartılacaktır. 

Ancak ‘Sarı Yelekliler’ eyleminin, Fransa başta olmak üzere Avrupa’da son yıllarda ekonomi ve  siyasetteki gelişmelerin “Yeni bir aşamaya gelmesi”nin işareti olduğu da ortadadır.

Çünkü son yıllarda uygulanan neoliberal politikalar;

1) İşçi-emekçi kesimlerde işsizlik ve yoksulluğu artırıp, en temel emekçi haklarının da gasbedilmesini getirirken, “gelecek güvencesizliğini” de olağanüstü artırmış; zengin yoksul arasındaki uçurumu da görülmemiş biçimde büyütmüştür. 

2) Eğitim, sağlık, enerji, ulaşım... gibi temel hizmetler “piyasa gereği” zamlanmış, bu hizmetler özelleştirmeler üstünden ticarileştirilmiş ve parasız kamusal hizmetler önemli ölçüde paralı hale getirilmiştir.

GELENEKSEL SİYASİ SİSTEM VE SENDİKACILIKTA AĞIR İTİBAR YİTİMİ

3) Neoliberal politikaların “altyapı”da yol açtığı değişim, siyasette de sosyal devletin oluşturduğu toplumsal dengelerin ifadesi olarak düzenlenen sağ ve sol iki kitlesel merkez partinin ekseninde oluşturulan “parlamenter siyasi yapı”yı da derinden sarsmıştır. Halk indinde kısmen de olsa “seçenek” olmaktan çıkan partiler ve onların temsil ettiği “parlamenter sistem”, büyük bir güç ve itibar kaybına uğramıştır. Kendilerini bu itibarsızlaşan sisteme seçenek olarak gösteren neofaşist, Neonazi partiler de bu durumdan faydalanmışlardır. Nitekim Fransa’da neofaşist Le Pen’ci parti, ikinci büyük parti haline gelmiştir. 

4) Hiç kuşkusuz neoliberal politikalar, siyaset alanı gibi “sistem sendikacılığı”nın da altını boşaltmıştır. Sistem partileri gibi “sistem sendikaları”nın da güç ve itibar yitimini hızlanmıştır. Bu da sendikal mücadelede ‘Sarı Yelekliler’in (belki “Kırmızı Yelekliler” demek daha doğru) çıkma imkanlarının düne göre arttığı anlamına gelmektedir. Bu yüzden de önümüzdeki dönemde ileri işçi kesimlerinin inisiyatif aldığı hareketlerin, sendikal bürokrasiyi sürükleyen ya da kenara iten yeni işçi eylemlerinin gündeme gelmesinin imkanlarının düne göre daha da artacağını söylemek yanlış olmaz.

İLERİCİ GÜÇLER VE SINIF PARTİLERİNE AÇILAN ALAN

Evet yerleşik siyasi sistemin çöküş sürecinden; bugüne kadar emekçilerin işsizlik, yoksulluk ve gelecek güvencesizliğini istismar eden Neonazi, neofaşist, en gerici partiler yararlanarak güçlenmişlerdir. Ancak “Aşağı Fransa Halkı” diye bilinen ve ortalama asgari ücret düzeyinde gelire sahip, tutucu, genelde milliyetçi ve ırkçı partilere destek vermesiyle bilinen ‘Sarı Yelekliler’in öne sürdükleri talepler açıkça göstermektedir ki; ‘Sarı Yelekliler’in talepleriyle milliyetçi ve faşist partilerin amaçları uzlaşır nitelikte değildir. İnisiyatif alarak sokağa çıkmış olmaları da ‘Sarı Yelekliler’in tutucu, faşist partilere güvenmediklerini, kendi göbeklerini kendilerinin kesmesi için harekete geçtiklerini göstermektedir. 

Bu da; Fransa’da  (ve elbette diğer Avrupa ülkelerinde ve Türkiye’de) geleneksel sistem partilerinin boşalttığı siyaset alanının faşist partilerden çok ilerici demokrat güçlerin, en başta da sınıf partilerinin alacağını ve bu sınıf partilerinin yığınların mücadelesiyle bağ kurma imkanlarını artacağının işaretidir.

Bugünkü gelişmeler önemlidir. Bu nedenle mevcut ‘Sarı Yelekliler’ hareketinin nereye kadar yaygınlaşacağından bağımsız olarak; sürecin ve muhtemel gelişmelerin sınıfa ve ilerici güçlere sunduğu imkanları tartışmayı da elbette sürdüreceğiz. Eylemin değiştiriciliğini, sadece toplumu değil eyleme katılanları da değiştireceğini unutmadan! 

Reklam
Reklam
DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa