Avrupa'da yeni bir sosyal hareket doğuyor


07 Aralık 2018 03:15

Fransa’da üç hafta arka arkaya her cumartesi yüz binlerce insanın sarı yelekleri giyerek başta akaryakıttan 1 Ocak’tan itibaren alınmak istenen vergiler olmak üzere, değişik sosyal sorunlara karşı verdiği mücadele, haklı olarak bütün dünyanın dikkatini üzerinde topladı.

Sonunda Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, kabaran toplumsal öfkenin öyle kolay bastırılamayacağını görerek zamları ertelediğini açıkladı. Bununla kalmadı, göstericilerin talepleri arasında yer alan asgari ücrete zam yapılmasını da kabul etti ve yüzde 3 zam konusunda da adım attı.

“Sarı Yelekliler” hareketini yatıştırmak için alelacele alınan bu kararların ne kadar etkili olacağını yarın göreceğiz. Zira, sosyal medya üzerinden eylem çağrısı yapan sözcüler, Macron tarafından atılan bu adımın arkasında kırıntıyı vererek zaman kazanma niyeti olduğunun farkında.

Liberation gazetesi de aynı görüşü paylaşıyor: “Bu önlemler, 10 gün önce açıklanmış olsaydı, protestoları sona erdirirdi. Ama toplumsal hareketler, bunlara katılan insanları da değiştirir. Öncesinde hayatın zorluklarını tek başlarına, utanç ve yalnızlık hissi içinde göğüslemek zorundaydılar. Oysa şimdi Sarı Yelekliler toplu eylemin sarhoşluğuna, dayanışmanın heyecanına ve karşılıklı kabul duygusuna kapılmış durumda... İktidarın kibirli umursamazlığı, Pandoranın Kutusunu açtı bir kere.” (eurotopics.net/tr)

Avrupa’nın genç ve güçlü lideri görünmek için elinden gelen her şeyi yapan Macron’ın “Sarı Yelekliler” önünde ilk etapta diz çökmesi anlamlı. Sokağa çıkan ve çıkmayan geniş kitleler arasında büyük bir morale yol açtı. Kazanma duygusunu geliştirdi. Ancak bu, her şey demek değil. Çünkü, Macron henüz planından tam olarak vazgeçmiş değil.

Ama toplumsal muhalefet de öyle kolay dinecek gibi görünmüyor. Fransa’da sınıflar arası çelişkiler Macron döneminde derinleşmeye devam etti. Milyonların kaderinin bir grup elitin iki dudağı arasında olduğu daha iyi görülüyor. Başından itibaren Süddeutsche Zeitung için Sarı Yeleklilerin eylemlerini yazan Nadia Pantel şunlara dikkat çekiyor: “Son üç hafta içinde ortaya çıkan dinamik, yıllardır var olan öfkeyi sokağa taşıdı. Olanlar somut politikayla değil, genel olarak ülkenin yapısıyla ilgili. Paris’teki bir grup elitin milyonlarca insanın kaderine, kendileriyle konuşmadan karar verdiği duygusu gelişiyor. Gerçekten de bu konuda Fransız elitlerinin krizi Almanya’dan çok daha derin. Macron da bunu değiştirmedi” (05.12.2018).

O halde ortada yerleşik düzenden ve onun partilerinden önemli bir kopuş var. Geçen yıl yapılan seçimlerde de net olarak görülmüştü. Sistemin iki önemli partisi muhafazakar Cumhuriyetçiler ile Sosyalist Parti ağır bir darbe yemişti. Bunların yerine yıpranmamış Macron umut olmuştu. Ancak, biriken sosyal sorunlar ve öfke bu umudun kısa sürede boşa çıktığını gösteriyor.

Bu durumda geniş kitleler doğal olarak uygun koşulları bulduklarında taleplerini ve öfkelerini dışa vururlar. Sarı Yelekliler hareketini milliyetçiliğe, Le Pen’e bağlamak, onun üzerinden tahlillerde bulunmak ise gerçeğe denk düşmüyor. En azından Alman basınında bu yönlü değerlendirmeler sınırlı. Zira yayımlanan 42 maddelik manifestoda temel sosyal sorunların ağırlıkta olduğu; sığınmacılara insanca yaklaşılması, göçmenlere eşit ücret verilmesi gerektiği gibi maddeler bunu gösteriyor. “Vandalizm” ve “ırkçılık” Macron yönetimi ve sermaye basını tarafından bilinçli olarak hareketi marjinalleştirmek için ortaya atıldı. Macron’un politikalarına tepki duyan herkesin sokağa çıktığı bir süreç yaşanıyor. Almanya, Belçika ve İspanya’daki sol hareketler Sarı Yelekliler’e destek verdi.

Toplamı üzerinden bakıldığında eylemlere, artan sınıfsal çelişkilerin damgasını vurduğu görülüyor. Sadece Fransa’da değil, bütün Avrupa ülkelerinde geleneksel sosyal demokrat partilerin iflasıyla boşalan siyasi alanı sosyal adalet, eşitlik, kamulaştırma, ulusal korumacılığı öne çıkaran ulusalcı-sol hareketler doldurmaya niyetli. Bu çizginin Fransa’daki temsilcisi Jean-Luc Melenchon’un son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yüzde 19 gibi yüksek oy alarak üçüncü olması, bir sonraki seçimlerde ikinci tura kalacak en güçlü aday olacağını şimdiden gösteriyor.

Benzer bir hareket şimdi Almanya’da “Aufstehen” (Ayağa Kalk) adıyla mayalanıyor. Yılların düzen partilerinden umudunu kesen ancak ırkçı olmayan geniş kitlelerin, sosyal sorunları öne çıkaran bu hareketlerde toplanma olasılığı hiç de az değil.

Özetle; Sarı Yelekliler hareketi bir yanıyla öfke patlamasını temsil ederken diğer yanıyla yeni bir siyasi harekete de kapıyı aralıyor. Sadece Fransa’da değil bütün Avrupa ülkelerinde milyonların acil ekonomik ve demokratik taleplerine öncülük edenler güçlenmeye devam edecekler. Fransa geçmişte olduğu gibi bugün de bu arayışa öncülük edebilir. Milyonlarca emekçinin ırkçılar ve yerleşik düzen partilerine mahkum olmadığı açık. Avrupa’da koşullar ikisinin dışında yeni bir seçeneğin ortaya çıkmasını adeta zorunlu hale getirmiş durumda. Sonuç alan mücadeleler daha ilerici seçenekleri de mutlaka güçlendirecektir.

Kimsenin şüphesi olmasın...

www.evrensel.net