Gerilim politikası ve ‘terörizm’ silahına sarılmak!


07 Aralık 2018 03:25

Ülkedeki iktidar, gerilim politikasını uzunca bir süredir bir ‘yönetme tarzı’ haline getirmiş durumda. En azından tek başına iktidar olma çoğunluğunu kaybettiği 7 Haziran 2015 seçimlerinden bu yana bu durum böyle. O günden bugüne ne zaman ciddi bir sorunla karşılaşsa ya da karşıtlarının güç kazandığını görse hemen bu silaha sarılıyor. Gerilimi tırmandırarak toplumu kamplaştırıyor ve böylece gerçek sorunun üstünü örterek halkı kendi politikalarına yedeklemeye çalışıyor. Bunu yaparken en çok başvurduğu yöntemlerden biri de karşıtlarını ‘terörize’ etme. Yani onları terörle ilişkilendirerek meşruluklarını tartışılır hale getirme ve böylece onlara yönelik baskı ve tasfiye politikalarına da haklılık kazandırma…

Kürt sorununun baskı ve şiddet politikaları ile çözümüne karşı her şeyi göze alarak demokratik siyasette ısrar eden ve barışı savunan Demirtaş ve arkadaşlarının tutuklanmasından, ülkenin varlık-yokluk sorunu gibi gösterilen Afrin operasyonuna ve bugün beş yıl sonra yeniden gündeme getirilen Gezi-Haziran direnişiyle ilgili soruşturma ve gözaltılara kadar gerilim politikası ve terörizm sopası iktidarın değişmez silahı oldu.

‘Cumhur ittifakı’ndaki ortağı Bahçeli’nin ‘başkanlık rejimi’ için bir referandum niteliği taşıdığını söylediği yerel seçimler öncesinde Erdoğan iktidarının yine aynı silaha sarıldığı görülüyor.

Zaten bir süreden beri Fırat’ın doğusu üzerinden gerilimin tırmandırıldığı biliniyor. Ama Fırat’ın doğusu yetmemiş olacak ki, CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Almanya ziyareti sonrası “terör destekçileri” ile işbirliği yaptığı propagandası üzerinden yeni bir kampanya başlatılmış durumda. Bu kampanyanın hedef isimlerinden biri de Sol Parti Milletvekili Sevim Dağdelen. Dağdelen’in böylesine hedef yapılmasının nedeni, Kasım 2017’de Federal Meclis’te Almanya’nın IŞİD’e karşı mücadelesi ile ilgili yapılan bir oturumda yaptığı konuşmada YPG flamasını taşıması. Dağdelen, bu konuşmasında Suriye’de Koalisyon güçleri ile birlikte IŞİD’e karşı savaşan YPG’nin flamasının Almanya’da yasaklı olmasını eleştirmişti.

Ahmet Kekeç gibi iktidar yanlısı yazarlar, hem Kılıçdaroğlu hem de Dağdelen’in Kürt ve Alevi olması üzerinden ‘derin’ terör bağlantıları buluyor ve Kemalistleri “terör destekçisi” Kılıçdaroğlu’na karşı göreve çağırıyor! Bir başkası (Güneş gazetesi) AİHM’nin Demirtaş’ın derhal tahliye edilmesi gerektiği kararının uygulanmaması için İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’nin Demirtaş hakkındaki mahkûmiyeti onama kararını eleştiren CHP ve HDP’li vekilleri “Teröre Aleni Destek” manşetiyle hedefe koyuyor.

Dağdelen’i ‘şeytanlaştıran’ ve dahası Kılıçdaroğlu’na onun üzerinden vurmaya çalışanlara sormak lazım: Suriye savaşına taraf olan örgütlerden biri konusunda sizden farklı düşünüyor diye Dağdelen’i “terör destekçisi” ilan etmekte tereddüt etmiyorsunuz da o zaman siz neden YPG’nin içinde yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri ile işbirliği yapan Trump’la görüşebilmek için kırk takla atıyorsunuz?

Dahası zamanında Suriye’de kendi politikalarınıza yedekleyebileceğiniz beklentisi ile PYD Eş Başkanı Salih Müslim’i Ankara’ya çağırıp görüşen siz değil miydiniz?

Uzatmaya gerek yok. Sevim Dağdelen’e yönelik kampanya, hakikati kendi çıkarlarından ibaret gören, buna hizmet etmeyen her türlü görüşü şeytanlaştırıp terörize eden bir politik anlayışın tezahürüdür. Öyle bir politik anlayış ki, işine geldiği zaman kendisi PYD lideri ile görüşebilir, gelmediği zaman bu örgüte dair farklı fikir beyan edenleri bile terör destekçisi ilan edebilir. İşine geldiği zaman ‘görüşme masası’ kurabilir, gelmediği zaman masayı devirip etrafına çağırdıklarını hapse atabilir. İşine geldiği zaman Trump ve Amerika’ya karşı anti-emperyalizm hamasetini yapabilir, gelmediği zaman Trump ile görüşüp fotoğraf vermek için her yolu deneyebilir.

Bir kez daha gerilim politikasının kazanmasının önüne geçebilmek ve bu kez ülkede huzur, barış ve demokrasi isteyenlerin kazanması için CHP lideri Kılıçdaroğlu’dan başlayarak terör parantezi içine sıkıştırılmak istenen güçlerin bu politikaya karşı tutum alıp birlikte mücadele yürütmesi gerekiyor.

www.evrensel.net