‘Tek adam rejimi’nin ‘Gezi ile hesaplaşma planı’na karşı mücadele


07 Aralık 2018 03:35

İktidarın, gerici güç odaklarının “Gezi” kini bitmiyor.

Üstünden bunca yıl geçen “Gezi direnişi” hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 63 kişi hakkında soruşturma başlatmasından sonra İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da “Gezi direnişi”yle ilgili 120 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı. Bu direnişle ilgili olarak Oyuncu Mehmet Ali Alabora ve Gazeteci Can Dündar hakkında da tutuklama kararı çıkarıldı.

İstanbul ve Ankara’da açılan soruşturmaların mantığına bakıldığında, Gezi direnişinin yayıldığı 79 ilde, direnişe katılan yüz binlerce kişi hakkında da soruşturma başlatılmasının mümkün olduğunu söylemek yanlış olmaz.

‘GEZİ’NİN İTİBARI İKTİDARI KORKUTMAYA DEVAM EDİYOR

Bundan beş buçuk yıl önce, Gezi Parkı’ndaki ağaçların kesilmesine karşı harekete geçen çevrecilere yönelik aşırı polis şiddetine ve ağaçların kesilmesine karşı başlayan direniş, AKP hükümetlerinin çevreyi tahrip eden politikalarına, özel hayata müdahale ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına karşı taleplerle ülke sathına yayıldı. Bir ay boyunca süren eylemlere resmi verilere göre 79 ilde dört buçuk milyon kişi katıldı.

Elbette ki, kendisine yönelik eleştirileri “Marjinal, halka tepeden bakan çevrenin tepkisi” olarak gösteren AKP iktidarı, Erdoğan ve hükümetine karşı ilk büyük kitlesel tepki olan “Gezi direnişi”ni bir türlü hazmedemedi.

Gezi direnişini kendi iktidarına, hatta onu yıkmaya yönelik bir halk direnişi olarak gören ama bunu “Sorosçuların” , “Türkiye’nin dış düşmanlarının içerideki iş birlikçileriyle tezgahladıkları bir hareket” olarak suçlayan iktidar, direnişin itibarına saldırdı. Bu saldırı medya ve mahkemeler üstünden sürdürüldü. Ama “Başörtülü kardeşimiz taciz edildi, üstüne işendi”, “Camide içki içtiler” gibi “Kabataş yalanları” ve diğer yalanlar çürütüldü, adli makamların girişimleri de beraatle sonuçlandı.

GEZİ NEDEN ŞİMDİ YENİDEN GÜNDEMDE?

Gezi direnişinin üstünden beş buçuk yıl geçtikten sonra, son günlerde savcıların yeniden harekete geçirilmesi, “Neden şimdi?” sorusunu akla getirmektedir.

Gelişmelere şöyle bir bakıldığında bile üç neden öne çıkmaktadır:

1) En başta “tek parti tek adam rejimi”nin her türlü halk tepkisine karşı duyduğu “korku” vardır. Çünkü, “tek adam rejimleri”, kendisine karşı “tam itaat” isteyen rejimlerdir. En küçük halk tepkilerine karşı hassas oldukları gibi, aynı zamanda bu rejimler halk tepkilerinin hızla yayılacağı rejimlerdir de. Son yıllarda Erdoğan-AKP iktidarının kendisine karşı her tür tepkiyi, protestoyu hatta muhalefeti “Hükümete karşı darbe” gibi görmesinin, her tür muhalif girişimi “İç ve dış düşmanların planları” olarak göstermesinin nedeni bu korkudur. Nitekim Fransa’daki “Sarı Yelekliler”in eylemlerinin, Erdoğan’dan başlayarak AKP propagandası tarafından, “anarşist”, “vandalların eylemi” olarak nitelendirilmesinin nedeni de, diğer ülkelerdeki halk eylemlerinin “Türkiye’ye kötü örnek olabileceği” korkusudur. Gezi de, bu kapsamda, halkın iktidarın politikalarına karşı Türkiye tarihindeki en kitlesel eylemi ve bugün de halka “İlham veren bir eylem” olması nedeniyle iktidarın hedefindedir.

2) Erdoğan ve yönetiminin aynı zamanda, “Gezi direnişi”ne katılan gençlere, kadınlara, çevrecilere, emekçilere, direnişe destek veren aydınlara, gazetecilere, demokrat çevrelere gözdağı vermeyi; onları sindirmek için “Gezi”ye yönelik soruşturmayı kullanmayı hesapladığı da anlaşılmaktadır.

3) 31 Mart 2019’da yerel seçim vardır. İktidar seçimde kendi yandaşlarını motive etmek, parti ve “Cumhur İttifakı”  içindeki klik ve rant paylaşımı çatışmalarını bastırmak için “Gezi korkusu”nu kullanmaya karar vermiş görünmektedir. Medya gücü ve düzen içi muhalefetin siyaseti laf düzeyine indirgemesini de hesaba katarak, “Gezi direnişini” kullanmayı planlamış görünmektedir.

‘GEZİ’NİN SAVUNULMASI ÖNEMLİ

“Gezi”nin gündeme getiriliş biçimine bakıldığında, Erdoğan-AKP yönetiminin “Gezi”yi, seçim süreci boyunca daha yüksek perdeden suçlayacağı; tutuklamalar, emniyet ve savcıların iddiaları üstünden “kara propaganda” yöntemlerini kullanarak halkta kafa karışıklığı yaratmak için kullanacağı görülmektedir.

Gezi direnişi, Türkiye tarihinin en büyük ve bırakalım dış güçleri ve onların iş birlikçilerini, içerideki sermaye kesimlerinin bile kıyısından köşesinden bulaştığı, asıl olarak da genciyle, kadınıyla, emekçisiyle her sınıftan halkın kendi talepleriyle katılıp inisiyatif aldığı bir halk eylemidir. Bu yüzden de “Gezi”yi savunmak, “Gezi”yi mahkum etme girişimlerine karşı mücadele etmek, bu konudaki yalanları teşhir etmek tüm ilerici demokrat çevrelerin, demokrasi güçlerinin, emek güçlerinin sorumluluğudur.

 

www.evrensel.net