YÖK'ün sanata ve sanat eğitimine bakışı: Olmasa da olur


07 Aralık 2018 03:10

Henüz kimse ciddi bir değerlendirme yapmadı gibi ama eğitim fakültesi programları merkezi bir şekilde tümden değiştirildi ve 2018-2019 döneminde uygulamaya bile geçirildi. Bazı değişiklikler olumlu olmakla birlikte bir kısmı çok sorunlu bulunuyor. Programların üniversite ve programlama anlayışına aykırı şekilde seçmeli derslere kadar tümden merkezi yapılması daha baştan köklü bir anlayış problemini oluşturuyor.

Her programın ayrı ayrı titizlikle irdelenmesi gerekiyor. Ç.Ü. Eğitim Fakültesi Öğretim Elemanı Kazım Artut, sanat eğitimi ile ilgili toparlayıcı bir değerlendirme yapmış bulunuyor. Artut’un bazı tespitleri şu şekildedir:

Ne yapılmıştır?

Sınıf öğretmenliği ana bilim dallarındaki sanat derslerinin büyük bir kısmı programdan kaldırılmış veya azaltılmıştır.

Türkçe Öğretmenliği lisans programında yer alan Güzel Yazı Eğitimi, Sınıf Öğretmenliği ana bilim dalında verilen sanat eğitimi ve güzel yazı teknikleri dersleri tamamen kaldırılmıştır. İki yarıyıl olan Müzik Eğitimi dersi de yarı yarıya düşürülerek bir yarıyıla sığdırılmıştır. Okul öncesi ana bilim dalında ise 4 kredilik olan görsel sanatlar eğitimi dersi “erken çocuklukta sanat eğitimi” adı altında 3 saate düşürülmüştür.

Çocuğun kendini ifade etmesinde bilişsel, duygusal, sosyal, devinimsel, göz el koordinasyonunun gelişimi ve motor becerilerinin kazanılması bağlamında son derece önemli olan sanat dersleri 2005 öncesi 8 kredi, 2006 sonrası 4 kredi, 2018’de ise 3 krediye düşürülmesine anlam verilememektedir.

Sanat derslerinin kredileri neden azaltılmıştır? (…) sınıf eğitimi ana bilim dallarında okutulan güzel yazı teknikleri dersi neden kaldırılmıştır? Yazı öğretimi konusunda (Harflerin tasarımları, karakterleri, yazılış stili ve yönleri, anatomik yapıları, tipografik özellikleri, el yazısında bağlantı biçimleri ve yazı öğretimi metodolojisi) bilgi ve deneyimi (formasyonu) olmayan sınıf öğretmenleri öğrencilere yazma becerisini nasıl kazandıracak, tarif ederek mi? (…) Bilgisayar, tablet veya klavyeli iletişim araçlarının el yazısının yerini alacağı mı varsayılmıştır?

İlkokul öğretmeni yetiştiren kurumlarda 70 yıldır müstakil olarak var olan yazı dersinin maalesef seçmeli dersler listesinde dahi yer almaması oldukça düşündürücüdür.

EĞİTİM FAKÜLTESİ SANAT ALANLARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLER MEB GÖRSEL SANATLAR DERSİ ÖĞRETİM PROGRAMI İLE ÖRTÜŞMÜYOR

İlkokul görsel sanatlar dersi öğretim programlarındaki “Görsel İletişim ve Biçimlendirme” alanına karşılık eski lisans programında görsel sanatlar öğretimi ve “kültürel miras” ile “sanat eleştirisi ve estetik” ünitelerine karşılık sanat eğitimi dersi vardı.

Ancak sanat eğitimi dersi yeni programda kaldırıldığı için bu ünitelerin karşılığı bulunmuyor. Ayrıca sınıf öğretmenliği ana bilim dallarında haftada 3 saat verilen görsel sanatlar dersinin yürürlükte olan ilkokul görsel sanatlar dersi öğretim programındaki beklentileri karşılaması da oldukça sıkıntılı görünüyor. Örneğin görsel sanatlar dersi öğretim programının genel ve özel amaçlarına bakıldığında (bk. s. 9. 19 maddeden oluşan kazanımlar) gerçekleşmesi beklenen teori ve uygulamaların (kazanımların) hangi zaman diliminde nasıl gerçekleşeceği iyi hesaplanmamış bulunuyor.

Yeni lisans programlarında özellikle sınıf öğretmenliği ve okul öncesi ana bilim dallarında kaldırılan veya kredisi düşürülen sanat alanlarına yönelik bu eksikliğin seçmeli derslerle giderilmiş olabileceği düşünülmüş ki “müze eğitimi”, “sanat ve estetik”, “geleneksel Türk sanatı” ve “Türk sanatı tarihi” dersleri tüm programlar için seçmeli ders olarak önerilmiş bulunuyor. Seçmeli oluşlarını bir yana bıraksak bile bu dersler sanat eğitimi, güzel yazı teknikleri ve müzik derslerinin muadili değildir, esas dersler gitmiş, bunları tam karşılamayan daha aktarımcı dersler konulmuştur.

VİZYON MİSYON BAŞKA, REALİTE BAŞKA

MEB yüzyılın temel insani ihtiyaçları veya temel yeterlilikler bağlamında; düşünce ve sosyoekonomik gelişimde sanat ve tasarımın önemli bir itici güç olduğunu ifade etmektedir. Keza 2023 eğitim vizyonuna baktığımızda benzer hedeflere atıfta bulunulduğu görülebilmektedir. Ders programlarında da sanat eğitiminin önemi vurgulanmaktadır. Ancak ne hikmetse eğitim fakültelerinin (sınıf eğitimi ve okul öncesi) lisans programlarının yapılandırılması amaçlarla hedeflerle örtüşmemektedir.

Özetle, Artut’un toparlaması dikkate alınırsa, YÖK’ün sanat ve sanat eğitimine yaklaşımı; olmazsa olmaz değil “Olmasa da olur” şeklindedir. Oysa duyarlılık yoksa bilim, felsefe, teknik, daha da ötesi yaşam eksik kalır, hatta imkansızlaşır.

Yaşamak aynı zamanda bir sanat mıdır yoksa sanat olmasa da olur mu?

www.evrensel.net