Savaş ve barış


06 Aralık 2018 04:00

İnsanlık tarihi savaşlar tarihidir de aynı zamanda. Hitit’e saldıran Mısır, Mısır’a saldıran Hitit, Sümer’e saldıran Akad Kralı Sargon, o günün bilinen tüm dünyasını ele geçirmeye çalışan İskender, Atlantik Okyanusu’ndan Arap çöllerine kan döken Roma. Hepsinin tek amacı vardı; başkalarının ürettiği artı değere el koymak, çalmak, zenginleşmek. Savaşlar için savaşanlar lazımdı ve hiç kimse başkasının zengin olması için savaşmayacağından ortaya kutsal hedefler konuldu. İskender’in generalleri toprakları paylaştı. Daha küçükler paylaşılan topraklardan başka paylar aldılar. Papa’nın orduları kutsal Kudüs’ü kurtarmak için çıktıkları yolda Hıristiyan İstanbul’u yağmaladılar. Bizans’a el koydular. Anadolu’ya yayılan Müslüman kavimler toprak ve güç için birbirlerini boğazlıyorlardı. Türk boyu Peçenekler Bizans ordusu saflarında Alpaslan’a ok atıyorlardı. Ortada ne din, ne milliyet, ne onur savaşı vardı. Saldıranlar toprak, altın ve güç için saldırıyor, savunanlar topraklarını, mallarını, güçlerini korumak için savaşıyorlardı. Para ve güç savaşı, savaş para ve gücü besliyordu. Ve ne yazık ki insanlık bu çirkin düzen üzerine bugünün çirkin ve kanlı dünyasını kurdu.

Savaşlar tarihi barışı savunanları da yazar. Yunan Filozof Platon, “En iyi şey savaş değil, barış ve karşılıklı iyi niyettir” der 2 bin 500 yıl önce. Öğrencisi Aristoteles hocasının izindedir ve “Barışa giden yolda savaş bir gereksinim ise meşrudur” diyerek, Gandi’nin, Nazilere karşı pasif direnişi savunduğu için Alman faşistleri tarafından katledilen Sophie Scholl’un, şarkılarıyla barış arayan John Lennon’un, Atom Bombası yapma projesine hayır diyerek kirli ve ünlü bir kariyere de hayır diyen Kuantum Kimyacısı Linus Paoling’in aksine barış için gerekirse son bir savaşı meşru görmektedir.

Aristoteles’i 20 asır sonra destekleyen Albert Einstein’dır. O, kendisini “militan” bir barış yanlısı olarak niteler. “Sadece barışçı değil, militan bir barışçıyım. Barış için savaşmaya hazırım” diyerek koyar tavrını, İsrail Cumhurbaşkanlığı teklifini de reddederek, hemen ikinci paylaşım savaşından sonra.

Romalı Augustinus karamsardır insanlık için daha tarihin başlarında. “İnsanların egoları, hırsları ve şehvetleri olduğu için dünyevi barış ebedi olamaz, ancak tanrısal barış ebedi olabilir” diyerek insanlığa olan güvensizliğini tanrının çözebileceğini söyler. “Ebedi barış aynı zamanda ebedi hayat demektir” Augustinus için.

Helenistik dönemde Stoacılar, sınırların kalkmasını ve insanın insana saygı duyarak yaşamasını önererek küresel barış fikrinin temellerini atarlar 2 bin yıl önce.

Dünya, tarih yazılmaya başladığı günden beri savaşı ve barışı savunanların dünyasıdır. Para ve güç için savaş, savaş için para ve güç gereklidir. Büyük sermayenin istekleri için savaş çıkartan küçük siyasetçiler, vatanları, milletleri, dinleri için savaştıklarını sanan ve savunan istilacılar kaybedecek ve savaşların sonu kapitalizmin sonu ile gelecektir.  

İnsana yakışan, onu daha insan yapan barışı militanca savunuyor, dünyayı kardeşçe paylaşıyor olmaktır.  

www.evrensel.net