9 Kasım: Alman tarihinin kader günü


09 Kasım 2018 04:10

Bugün Alman tarihine derin bir izler bırakan Kasım Devrimi’nin tam 100. yılı. Bazı kaynaklar 9 Kasım’ı “Alman tarihinin kader günü” diye tanımlıyor.

Olanlara bakıldığında aslında sadece Almanların değil, Avrupa’nın da “kader günü” olduğunu söylemek mümkün. 9 Kasım Alman tarihinde bir kaç kez “kader günü” olarak göze çarpıyor.

Mart 1848’de başlayan devrim ayaklanması 9 Kasım günü, Viyana’da devrimcilerin katledilmesiyle bastırıldı. “Kendimi özgürlük için feda ediyorum” diyen Frankfurt Parlamentosu Milletvekili Robert Blum, 9 Kasım’da kurşuna dizilmişti. Gözlerini kapatmak isteyen askerlere, “Ölümü gözlerimle görmek istiyorum” diyerek karşı çıkmış ve bu duruşu gericiliğe karşı savaşanlar için destan olmuştu.

Alman tarihindeki en büyük devrimci başkaldırı ise bundan tam 100 yıl önce 9 Kasım 1918’de gerçekleşti. Birinci Dünya Savaşının sonunun yaklaştığı günlerde savaş ve yoksulluktan bıkan işçi sınıfı ve diğer halk kitleleri, sayısız barış gösterileri düzenlediler. Hareketin başını ise Alman Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) kopan devrimci güçler çekiyordu. SPD, savaş başlamadan işçi sınıfının çıkarlarına, sosyalizme sırt dönmüş, Alman sermayesinin çıkarlarını savunarak savaşa destek vermiş, saf değiştirmişti. Bugünkü SPD’nin başlangıcı bu tarihe kadar uzanıyor.

Dört yıllık savaşın sonu yaklaştığında Almanya’nın, müttefiki Osmanlı ile birlikte savaşı kaybedeceğini anlayan generaller, Kayzer Wilhelm II.’ye karşı darbe yapmaya hazırlanırken, son bir hamleyle donanmayı İngiltere’nin üzerine sürüp, savaştan “onurlu yenilgiyle” çıkmanın planlarını yapıyorlardı.

Ancak, donanma askerleri bu planı bozdu. Kaybedilmiş bir savaş için verilecek canlarının olmadığını ilan ederek, 3-4 Kasım 1918’de Kiel ve Wilhelmshaven’da gemilere kızıl bayraklar çekerek devrim ateşini yaktılar. Ekim Devrimi’nin etkisiyle zaten ülkenin pek çok kentine yayılan sosyalist devrim isteği, kısa sürede bütün Almanya’yı sardı. Pek çok kentte İşçi-Asker Konseyleri kuruldu, yönetime el konuldu.

SPD yönetimi sık sık kendi örgütlerini bu hareketten uzak durmaya çağırsa da ok yaydan çıkmıştı. Ülke yönetimini ele geçirmek için 9 Kasım günü Berlin’de düzenlenen genel grev ve gösterilere katılım yüz binleri buldu. Karakollar, belediyeler, hapishaneler ele geçirildi.

Devrimin geldiğini gören SPD Başkanı Friedrich Ebert kendisini başbakan ilan etti, burjuva “demokratik cumhuriyete” destek vermeye çağırdı. Aynı gün kısa bir süre önce cezaevinden çıkan Karl Liebknecht ise Berlin Sarayı’nın balkonundan “sosyalist cumhuriyet” çağrısı yaptı. 10 Kasım’da Kayzer Wilhelm II.’nin Hollanda’ya kaçmasıyla SPD öncülüğünde kurulan hükümet devrim yapmama ve sosyalist devrim isteyen Almanya Komünist Partisi’nde (KPD) karşı savaş ilan etme konusunda anlaştı. Tutuklamalar, katliamlar ardı ardına geldi. 15 Ocak 1919’ta Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht katledildi.

Böylece bir devrim daha kanla bastırılmış oldu. Tıpkı 1848’deki gibi...

Der Spiegel dergisi, bir ay önce Kasım 1918 devriminin 100. yılı dolayısıyla hazırladığı “Devrim” kapağında “Almanlar neden devrim yapamıyor?” diye sormuştu. İşte komünistlerin, sosyalistlerin dışında bütün güçler silahlı, paramiliter aygıtlar devrimi bastırmak için seferber olduğu için Almanlar devrim yapamadı. Bugün asıl olarak devrim yapamayan Almanlar değil, devrimi bastıran Almanlar olması gerekiyor.

Dirk Kurbjuweit’in kaleme aldığı yazıda, sık sık Lenin’in “Almanlar devrim yapmak için tren istasyonunu işgal etmeye giderken önce tren bileti alırlar” sözüne göndermede bulunurken, Almanların tarihlerinde bir tek 9 Kasım 1989’de Berlin Duvarı’nı yıkmakla “devrim” yaptığı yazılıyor. Ve “Kasım Devrimi’nin monarşiyi yıkmayı başardığı, ancak Nazileri durduramadığını, tersine büyüttüğü” tespitinde bulunarak sonrasında yaşananlara da Kasım Devrimine bağlıyordu.

Doğru. Sosyalist devrimi engelleyenler sonradan Almanya’nın, Avrupa’nın ve insanlığın başına Nazileri bale ettiler. SPD’nin yönettiği “Weimar Cumhuriyeti”nde halkın sorunları çözülmediği gibi, Nazilerin güçlenmesine engel olunmadı. Denilebilir ki, SPD aynı dönem sosyalistlere karşı kullandığı devlet şiddetini yarısını Nazilerle karşı kullansaydı, Almanya tarihine böylesine kara bir leke düşmezdi.

Bütün koşullar uygun olduğu halde sosyalist devrimin önüne geçmenin faturası ağır oldu. Şu günlerde yapılan değerlendirmelerin çoğunda bu gerçek bir yana bırakılarak, sadece kadınlara seçme seçilme hakkının verilmesi, 8 saatlik işgünün kazanılması vs. öne çıkarılıyor.

Ne var ki Rusya’dan sonra Almanya’da sosyalist bir devrimin gerçekleşmesi durumunda, 20. yüzyılda insanlık tarihinin başka olacağını söylemek için pek çok neden var. Eğer devrim başarılı olsaydı, tam 21 yıl sonra, 9 Kasım 1938’de Yahudilerin evleri, işyerleri ateşe verilmez, pogrom yaşanmazdı. Çünkü Hitler’in Kasım Devrimi’nden intikam almak için bilinçli olarak bugünü pogrom için seçtiği biliniyor.

Özetle, “Kasım Devrimi” sosyal demokratların eliyle burjuvazi tarafından işçi sınıfından çalınmış bir devrimdir. Günümüzde Almanya ve dünyanın içinde girdiği süreç yarım kalan devrimi tamamlamaktan başka seçeneğin olmadığını gösteriyor.

www.evrensel.net