Yükü emekçiler değil sermaye çekmelidir!


11 Ekim 2018 04:15

Hazine ve Maliye’nin başında bulunan Saray damadının, yanına aldığı diğer bazı bakanlarla birlikte açıkladığı “enflasyonla mücadele programı” halk kitleleri açısından ne ifade ediyor ya da ne ifade edecek?

Damat Albayrak, enflasyonun Eylül itibarıyla yüzde 24.5’e ulaştığını belirterek, şirketlerle yapılan anlaşma sonucu “yüzde 10 indirim kampanyası başlattıklarını”; “Küresel olarak çok büyük bir değişim süreci olmadığı sürece” elektrik ve doğalgaza da “yıl sonuna kadar” zam yapılmayacağını belirterek “vatandaşlar”dan “bu mücadeleye sahip çıkmaları”nı istiyor!  

Enflasyonu “spekülatif ataklar”la, kriz koşullarını ekonomiye karşı dış baskı ve spekülatif hareketlerle açıklayan devlet-hükümet yönetimi, sorunu “vatandaş”a havale ederken, elektrik ve doğalgaza son üç ayda yüzde 50 oranında yapılmış olan zammı unutturma  çabasındadır. “Enflasyonla mücadele programı”nda, bu zamların geri alınması diye bir madde bulunmuyor. Bu zamlar oysa iğneden-ipliğe tüm temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarına yansıdı. Yüzde 10 “indirim” çağrısı ise bir çağrıdır ve uygulanması “firmaların inisiyatifi”ne bırakılmıştır. “Enflasyonla mücadele programı”na tam destek verdiklerini açıklayan TÜSİAD, MÜSİAD, TOBB ve Bankalar Birliği gibi sermaye kuruluşlarının temsilcileri, bu desteğin hangi türden uygulamalarla sağlanacağını açıklamış değillerdir. Bu kuruluşların sözcüleri örnek olsun işten atmaların durdurulacağını, işçi ücretlerinin artırılacağını, fiyat indirimi için üçretlerin düşürülmesi hilesine baş vurulmayacağını söylemiyorlar. Albayrak ve “kabine” arkadaşları, işsizlik fonundaki paraların işçi ve işsizlerin gereksinmeleri yönünde kullanılacağını, bunun dışında fona dokunulmayacağını, ücretlerin ve maaşların artırımı yoluyla enflasyona bağlı erimenin giderilmeye çalışılacağını taahhüt etmiyorlar. “İş dünyası” şeklinde örtüye alınan kapitalist ve tekelci sermaye temsilcilerinden sermayeleri ve servet birikimleriyle orantılı bir ek vergi alınacağına dair herhanği karar bulunmuyor.  Parakende satış şirketlerinin temsilcileri, “ürün fiyatları artmazsa satış fiyatlarını artırmayız” diyerek topu gol atıcılara gönderiyorlar!

Ortaya çıkan sonuç şudur: “Enflasyonla mücadele programı” kapsamında yapılan açıklamaların işçi ve emekçi halk kitleleri açısından anlamı, bugüne dek binlerce örneği görülen yalan vaatlerden farklılık göstermiyor. İşsizliği, yoksulluk ve açlığı üreten sistemi sürdürmeye çalışanlar, halk kitlelerinin yaşam koşullarının iyileştirilmesini değil, emekçilerin sermaye düzenine karşı mücadeleye atılmasını önlemeyi asıl görev bilirler ve gelişmeler karşısında geliştirdikleri politikalar bu çerçevede şekillenir. Yüzde on “indirim” açıklaması da, önce fiyatları büyük oranda artırıp sonra “indirim kampanyası”(!) ilan eden piyasa satıcılarının numaralarına benziyor. Krizin ağır yükleri emekçilerin sırtına bindirilirken, deve yükünden iğnenin çekilmesiyle yük hafifletmeye benzer biçimde hileye baş vuruluyor. İşçi ve emekçiler ya bu türden sermaye ve iktidarının hilelerine kanarak ağır bedeller ödemeye devam edecekler ya da sermayenin çıkarları için fedekarlığa hayır diyerek çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için, enflasyonun, fiyat artışlarının, krizin yol açtığı tahribata karşı birleşik bir mücadeleyle kendi yararlarına, kendileri için hareket edeceklerdir. Tarih ise kazandıracak olanın mücadele olduğunu söylüyor! Yükü sermaye çekmelidir.

www.evrensel.net