Barış, daima!


11 Ekim 2018 04:05

Barış sorunumuz var.Yokmuş gibi davranamayız. Hakikatten kaçış olur bu. Mesela 20. yüzyıl başında Osmanlı ekonomisini anlatıyorsunuz ve 1. Dünya Savaşı sonuna kadarki bölümde 1915 tarihini sadece Çanakkale zaferi olarak anlatıyorsunuz. Ermeni tehciri ve kırım/ soykırım konusunu, Hristiyan, Musevi ve özel olarak da Ermeni nüfusun ekonomik ve sosyal hayattaki rolünü ve 24 Nisan 1915 sonrasında Ermeni nüfusun malına mülküne el  konmasını görmezden geliyorsunuz. Tarihimizde bu tür bir ‘hakikat’ anlatısı var.

Barış konusundaki tavır da benzer bir tavır. Her gün uçaklar yurt içinde ve Kuzey Irak’ta bombalama yapıyor. Binlerce ÖSO mensubu Türkiye’de bazı kamplarda yaşıyorlar. Maaşa bağlanmış vaziyetteler. Fırat Kalkanı ve Afrin Harekatı adı altında Suriye’de askeri harekat yapıldı ve oraya silahlı kuvvetler ve ÖSO konuşlandı. Beş binden fazla insan yaşamını yitirdi. Doğu ve Güneydoğu’nun pek çok il, ilçe ve köylerinde sokağa çıkma yasakları uygulanıyor. İnsanların karşılıklı silahlı çatışmalarda ölümleri dışında çatışmanın tarafı olmayan sivil insanlar öldürülüyor.

Savaş var. Çatışmalı ortam diyelim daha makul karşılanır. Ekonomik krizlerde bu savaş/çatışmalı ortamın hiç mi etkisi yok? Savaşın insan ve doğa üzerindeki ağır maliyeti dışında ekonomik ve mali maliyeti nedir acaba? Ekonomik kriz ile ilgili anlatılarda 1. Dünya Savaşı anlatılarında olduğu gibi, savaş dışı tasfirler yapılıyor.

Fakat hakikat anlatıları ve elbette barış mücadelesi sürüyor. Somut olarak Çağlayan Adliyesi’nde barış akademisyenleri barışı anlatıyorlar. Türkiye’nin en büyük akademik forumu Çağlayan akademisinde düzenleniyor. Farklı disiplinlerden yüzlerce akademisyen barışı anlatıyorlar. Barış talebinden vazgeçen tek bir akademisyen yok. Açık ceza tehdidi altında senin, benim barış içinde yaşayabilmemiz için mücadele ediyorlar. 11 Ocak 2016 tarihinde dile getirdikleri barış talebinden vazgeçmiyorlar. Onların beyanlarını bianet.org sitesinden takip etmek mümkün. Barış nedir ve insanların neden barışa ihtiyacı var, akademisyenler anlatıyor.

Barış sorunumuz var. Yokmuş gibi davranamayız. Çatışmalı ortam sona ermeli. Bunun için dünya deneyimlerine de bakılabilir.

Memlekete barış ve demokrasi gelmeli. Kendiliğinden olmaz elbette. Barış için el ele çalışmalıyız. Tam da böyle zamanlarda, can alan çatışmalı ortamlarda daha bir kararlılıkla barış talebi seslendirilmelidir.

Sevgili Veli Saçılık Yüksel direnişi sırasında twetlerinde hep ‘Direniş daima’ sloganını atardı. Ondan ilhamla söylüyoruz. Barış, daima!

www.evrensel.net