Belirsizlik üzerine kurulu uzun vadeli stratejiler


11 Ekim 2018 04:20

Soçi’de varılan anlaşma ile İdlip’te silahsız bölge oluşturulması ve bu bölgeden silahlı grupların çekilmesi için belirlenen süre 15 Ekim’de sona eriyor.

Bilindiği gibi kentteki radikal örgütlerin ayrıştırılması ve silahlı grupların ağır silahları ile birlikte çekilmesi sorumluluğunu Türkiye üstlenmişti.

Sahadan gelen haberlere göre, silahsız bölgedeki bazı silahlı gruplar ağır silahları ile birlikte çekildi. Ancak kentteki en tehlikeli ve güçlü yapı olan Heyet Tahrir-u Şam’ın silahsız bölgeden çekilip çekilmediği hâlâ belirsiz. Kısaca Suriye El Kaidesi olarak adlandırabileceğimiz örgüte dair iddialar muhtelif. Türkiye medyasına büyük ölçüde bu örgütün de çekildiği haberleri yer alsa da örgütten henüz bunları doğrulayan bir açıklama yapılmadı. Yine örgütün İdlip anlaşmasından hemen sonra “anlaşmaya uymayacağı” yönünde açıklama yaptığı ve örgüt içinde fikir ayrılıkları olduğu da malum.

Her halukarda İdlip anlaşmasının ilk aşaması silahsız bölge oluşturulmasıydı. Şimdilik El Kaide uzantılı gruplardan da “silahsız bölgeden çekilmedik/çekilmeyeceğiz” çıkışı gelmediği sürece İdlip anlaşmasının ilk aşamasının tamamlandığını var sayabiliriz.

Ancak yerli yabancı medya, İdlip anlaşmasının ilk aşamasına dikkat kesilmiş olsa da İdlip konusu birçok belirsizlikle birlikte ortada duruyor. Silahsız bölge oluşturulması aşamasının tamamlanması da İdlip’e dair belirsizliklerin çözülmesinde pek etkili olacak gibi görünmüyor.

Türkiye’yi de yakından ilgilendiren en önemli belirsizliklerden biri silahsız bölge aşamasından sonra ne olacağı.

Zaten İdlip’e yığılmış olan silahlı gruplar anlaşmanın ardından daha küçük ve hareket alanı kısıtlanmış bir alana sıkışmış oldu. Bu durum ne kadar sürdürülebilir?

İdlip’teki cihatçıların ve silahlı grupların silahsız bölgeden çekildikten sonra bekası ne olacak? On binlerce militanın eşi ve çocukları ile birlikte İdlip’te belirsiz bir süre daha yine gelecekleri belirsiz bir şekilde kalmaları mümkün mü? En azından Rusya ve Şam cephesinin bakış açısına göre pek mümkün değil.

Peki bu durumda cihatçılar dahil silahlı militanlar ve aileleri tahliye edilecek mi? Edileceklerse nereye ve hangi şartlarda gidecekler?

Gerçi dünya basınına da yansımaya başlayan iddialara göre bir kısmı cihatçı olmak üzere bazı silahlı militanlar Türkiye’ye geçmeye başladı. İddia doğruysa, anlaşmayla veya kaçak yollarla Türkiye’ye geçen bu militanlar nereye ve ne kadar süreyle yerleştirilecekler?

Yine, militanların sahip oldukları tank gibi ağır ve hafif silahlar ne olacak? Bu silahlar toplanacak mı? Toplanacaksa bu sorumluluğu kim/hangi ülke üstlenecek? Ki bu soruya, Türkiye’nin birlikte hareket ettiği Ulusal Kurtuluş Cephesi ve ÖSO gibi grupları şimdilik dahil etmiyoruz. Gerçi bu grupların bekasının ne olacağının da şimdiden tartışılması gerekiyor.

İdlip’te silahsız bölge oluşturulmasından sonra radikal grupların çözülmesi aşamasının başlaması gerekiyor. Anlaşmaya göre bunun sorumluluğunu da Türkiye üstlendi. Peki Türkiye bunu nasıl sağlayacak? Sağlasa bile militanlara gidecek bir yer bulunmadan ikinci aşamanın tamamlanması mümkün değil.

Bu durumda tekrar başa dönüyoruz; İdlip anlaşması yapıldı yapılmasına ama kentteki on binlerce cihatçı ve silahlı grup militanı ile aileleri ne olacak ve nereye gidecekler?

Bu sorunun cevabı bulunmadan veya bu soruna Rusya dahil taraf ülkelerin de onay verdiği bir çözüm bulunmadan İdlip sorununun çözülmesi mümkün değil. Peki radikal örgütlerin çözülmesi sorumluluğunu üstlenen Türkiye’nin çözüm planı ne? Bilinmiyor. Bu durumda da Türkiye’nin tutumu İdlip’e yönelik bir askeri operasyonu durdurma veya erteletmeye çalışma amacıyla sınırlı gibi görünüyor haliyle.

Yine İdlip’e dair belirsizliklerden biri anlaşmanın aşamaları tamamlandıktan sonra İdlip’in statüsünün ne olacağı.

Türkiye’nin mevcut adımlarına ve Türkiye’den yapılan açıklamalara bakılırsa hâlâ Suriye’de kalıcı olma amacı ile hareket ediliyor. Peki bunun sağlayacak siyasi şartlar var mı veya oluşturulması mümkün mü?

Suriye’de 2011 yılında başlayan vekalet savaşı 2018 yılı sonu itibariyle birçok dönüm noktasından sonra artık çok farklı bir noktada. Türkiye’nin Suriye içinde, İdlip’te kalıcı olmasını sağlayacak ittifakları yok. Mesela, vekalet savaşının başında Türkiye’nin en yakın müttefiği durumundaki Suudi Arabistan ile bir süredir ilişkiler inişli çıkışlı. Son olarak da Cemal Kaşıkçı krizi patladı. ABD ile ilişkiler de keza oldukça istikrarsız.

Rusya zaten arada bir “İdlip, Suriye Devleti’nin idaresine geri dönecek” açıklamaları yapıyor.

Velhasıl İdlip konusunda Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren iki büyük soru duruyor;

- Soçi anlaşmasının öngördüğü aşamalar gerçekleştirilse de kentteki militanlara ne olacak, nereye gidecekler?

- Soçi anlaşmasının bütün aşamaları başarıyla tamamlandıktan sonra Türkiye Suriye’de ve İdlip’te kalmayı mı planlıyor?

www.evrensel.net