Yerel seçimler -5-


24 Eylül 2018 04:47

Geçen yazıma dek dallar arasındaki ilişkinin önemine değindim. Bir bakıma yalnızca dokundum. Eğitimle elde edilen dalların arasındaki sağlıklı ilişkilerin neredeyse olmazsa olmazlığının altını çizmeğe çalıştım.

Geleneksel iş alanlarında doğal ilişkiler yetiyordu belki bir bütün içinde yer almağa. Onların neredeyse tümü bir çarşı içindeydi. Ortak sorunlarını birlikte çözüyorlardı. Hemen birbirlerine ulaşabiliyorlardı istediklerinde.

Eğitimle elde edilen çağdaş iş alanlarındaki ilişkiler konusunda ise neredeyse ters davranıldı, davranılıyor. Çağdaş toplumlarda, bu ilişkilerin sağlıklı yürütülmeleri için, özel kürsüler kuruldu oysa.

 Belki bundan da önemlisi, her dalın uzmanının bir örgütçü olarak yetişmesidir. Ya da bir orkestra yöneticisi gibi…

 Tasarım yaparken, bir kurumu yönetirken, hangi dalı ya da dalları yardıma çağıracağını, üstelik hangi sırayla çağıracağını bilmeli bu günün uzmanı. Onları bir takım içinde çalıştırabilmeli. Kendisinin de o takım içinde yer almayı bilecek nitelikte olması zorunlu…

 Örneğin bir arkeolog, bundan önce olduğu gibi, yalnızca arkeolog olmakla bir kazıyı yönetemez, değerlendiremez.

Troya kazısı başkanı Mannfred Korfmann bana kazısında yetmişe yakın uzmanla çalıştığını söylemişti. Kazıda bir at dişinin bulunması, bu alanın uzmanınca, Troya’ da atın evcilleştirildiği yorumunun yapılması sonucunu getiriyordu örneğin.)

 Bizim kazılarımızda başka alanların uzmanları yeterince var mı bilmiyorum.

 Bizde, bundan bir iki yazı öncesi değindiğim gibi, konuyla ilgili bir uzmanı olmayı bir yana bırakın, örneğin bir terzi de, bir aşçı da üstenci ( müteahhit ) olabiliyor.Mimarlık ya da mühendislik eğitimi almış olmasına bile gerek yok. Hangi işin ne sürede biteceği, o bitmeden hangi işin başlayacağını gösteren bir çizelge yap diyorsunuz. Yapamıyor… Çünkü o işin ne olduğunu, hangi sırada yapılması gerektiğini bilmiyor ki istediğinizi yapabilsin. Bir tasarımda hangi uzmanların çalışmalarının zorunlu olduğunu bile bilmez.

 Sırası gelmişken, umarım dedikodudur diye düşündüğüm bir söylentiyi aktaracağım:

Bu günkünden önce, hem de mimar olan İstanbul belediye başkanı, Haliç‘ de yapılacak köprü için (yerine boynuzlu köprü yapıldı biliyorsunuz) Calatrava’ dan (İspanyol kökenli, İsviçreli inşaat mühendisi. Özellikle köprü yapılarıyla ünlü ) öneri alır. Calatrava elbette en azından 40-50 uzmanı danışman olarak kullanacaktır bildiğimce.

( Ben Karaada’ yı gezginler için neredeyse bir kent olarak tasarlarken yirminin üzerinde uzmanla çalışmıştım.) Calatrava buna göre tasarım tutarı ister. Öneri öğrenilince,

“Biz ondan köprünün yapımını istemedik, yalnızca tasarımını istedik.”

 Denilir.

Calatrava böylesi, bu ölçüde bilisiz bir işverenle nasıl çalışsın?

(Ben birçok işimde, umarsız kalınca, kendi alacağım paradan ayırarak uzmanların alacaklarını karşıladım. Bunun en bilinen örneği, 1970’lerin başında Edirne’ de yaptığım Bin Evler Yerleşmesidir.)

(Sürecek

www.evrensel.net