Unuttuğumuz biz: Kediler, köpekler


12 Eylül 2018 04:01

Hayatı paylaşıyorken giderek mekanlarımızı estetize etmek üzere dönüştürdük ilişkilerimizi. Kadim dostlarımız kediler ve köpeklerden bahsediyorum. Adeta onları, insansızlaştırdığımız çevremizde insansallaştırdıkça mutlu oluyoruz. Elbette bu bir genelleme ve eskinin izini süren çokça insan var hâlâ yeryüzünde.

Behçet Necatigil, “Evlerde hapis kediler” başlığını vermişti bir şiirine. Haksız mı? Ve Melih Cevdet Anday ‘Kediler’ şiirinde ne de güzel şiire dökmüştü kedideki bizi:

 “Çocuklar uyanır geceleyin
Bir şey ararlar karanlıkta

Uyanır kadınlar geceleyin
Yüzük takarlar karanlıkta

Geceleyin kediler uyanır
Bize bakarlar karanlıkta.”

Bir anlamda insanlık tarihinde kedi ve köpeklerin yeri onların yetenekleri insanların ihtiyaçları ile örtüştükçe daha da perçinleniyordu. Misal günümüzün cümle güvenlik önlemlerinden evla çoban köpeğini; vebadan Lyme hastalığına nice bulaşıcı hastalıkta bilindik koruyucu sağlık önleminden daha hızlı, kemirgen avcısı kedileri nasıl unuturuz!

İnsanlık, kedi ve köpeklerle nicedir süs objesine indirgenmiş ilişkisini, şimdilerde onların yeteneklerinin sınırlarını yeniden keşfederek onarmaya çalışıyor beri yandan. Misal geçmişin baş belası veba salgınları, onun bulaşım zincirinde farelerin rolü ve illaki kedilerin sınırlayıcılığı hâlâ hafızalarda. Günümüzün mikrobik olmayan salgını ise şeker hastalığı. Öyle ki, Birleşmiş Milletler “İnsanlık tarihinde ilk defa hastalıklara bağlı ölümlerde bir sonraki neslin ömrünün geçmiş nesillerden kısa olacağı ve bunun nedeninin şeker hastalığı ve onunla ilişkili diğer hastalıklar olduğu” konusunda uyarıyor. Şeker hastalığında en önemli koma / ölüm nedenlerinden birisi de ‘hipoglisemi’ yani ani şeker düşmeleri. İşte burada yeniden kadim dostumuz köpekler hatırlandı. Onlara “diyabetik köpekler” deniyor. Bir eğitim sonrası insan terinde şeker düşüklüğünü koku duyuları ile çok erken fark edip uyarıyor. Öyle ki bu refleksleri mevcut şeker ölçme cihazlarından çok daha hızlı ve bir o kadar da güvenilir. Geçmişte sahibini yırtıcı hayvanlardan koruyarak yaşamda tutan köpekler şimdi şekere bağlı ölümden de kurtarıyor. Şimdilik bizim coğrafyada bilinmiyor, ama neden olmasın?

Çağımızın bir diğer salgını mutsuzluk. Öyle ki birçok ülkede ‘Mutluluk Bakanlığı” kurulmak zorunda kalındı. Birleşmiş Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Ağı için 2016 yılında Columbia Üniversitesi tarafından hazırlanan ‘Dünya Mutluluk Raporunda ülkemiz ne yazık ki 78. sırada. Üstelik şimdilerde daha mutsuzuz. Oysa bilimsel veriler kedi sevmenin mutlu edici ve hastalıklardan koruyucu olduğunu gösteriyor. “10 yıl süren ve 4 bin kişinin katıldığı” bilimsel bir araştırmada, “Kedi sahiplerinin kalp krizi geçirme riskinin kedileri olmayanlara göre yüzde 30 daha az olduğu” kanıtlandı yakın yıllarda. Mutsuzluk cehennemine evirdiğimiz dünyada kedileri yeniden sevme, hatırlama zamanı.

Belki de yeniden sorma vakti, aynen Sevgili Metin Altıok’un ‘Acılarla Sorularla’ şiirinde olduğu üzere:

“Neden kedi seven
Bir insan
Olduğumu
Biliyorum da
Kedisiz ve sevgisiz
Getiriyorum
Yaşadığım günlerin
Yaprak döken sonunu?”

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net