Demek ki 'tasarruf' neymiş?


27 Ağustos 2018 03:20

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve sözcüleri, her ne kadar, “Ekonomimizin temel göstergeleri sağlam, dolardaki dalgalanma da dış kaynaklı ve geçici...” deseler de bu işin vitrin yanı. Vitrinin gerisinde ise artık kaçınılmazlığı herkesçe kabul edilen bir “krize karşı önlemler” konuşuluyor. Dahası bu önlemler devreye sokulmaya başlandı bile.

Bu köşede ve gazetemizin sayfalarında da son günlerde daha sıkça öne çıkarıldığı gibi, bu önlemler; “bütçe disiplini” ve “tasarruf” propagandası etrafında tartışılıyor. Sermayenin sözcüleri ve politika erbabı, “bütçe disiplini” ve “tasarruf”u, çok önemli ve her zaman uygulanması gereken bir “yönetim erdemi” gibi gösterseler de özellikle de kriz dönemlerinde daha vazgeçilmez ve tartışılmaz önlemler olarak gösteriyorlar.

Bu iddiaya inandırıcılık kazandırmak için de yüksek makamlardaki görevlilerin lüks makam araçları kullanması, sayısız korumaları, devletin lüks binalar kiralamasını, “devletin malı deniz yemeyen domuz” anlayışını ifadesi olan harcamalar gibi, vatandaşın da gözüne batan hoşnutsuzluk duyduğu masrafları gösterilmektedir.

‘TASARRUF’ KAMU HİZMETLERİNDEN KESİNTİDİR

Propaganda böyle olsa da gerçek böyle değil. Çünkü sermaye ve onun hükümetleri, “tasarruf” deyince önce halka verilen, birçoğu da yasalarla devlete görev olarak verilmiş hizmetleri kısıtlar, bu hizmetler için yapılan masraflardan tasarruf eder! Tıpkı “bütçe disiplini” denince akıllarına ilk gelen başlıca tüketim mallarına zam ve ek vergi getirmek gibi.  Ve bu hizmetleri ya azaltmaya giderler ya da bu hizmetlerin masraflarını çeşitli yöntemlerle halka yıkarlar. Yani onların “tasarruf” dediklerinde akıllarına gelen tek gerçekçi kaynak, kamu hizmetlerine yönelik masrafların kısıtlanmasıdır.

Bu hizmetlerin başlıcaları ise  eğitim, sağlık, ulaşım, sosyal güvenlik, yerel yönetimlerin verdiği hizmetler,...gibi alanlardır.

Ve “tek parti tek adam yönetimi”nin “kriz önlemi” olarak aldığı ilk önlem, Hazine’den yerel yönetimlere verilen destekte yüzde 30 kesinti yapılması oldu. 

Şimdi ise Hazine Bakanı Albayrak’ın iki hafta önce, “Bakanlarla konuştuk, her bakanlık kendi tasarruf kalemlerin belirleyecek” demesinden sonra ilk “tasarruf listesi” Milli Eğitim Bakanlığı’ndan gelmiş.

MEB’DEN ÖRNEK TASARRUF LİSTESİ

Milli Eğitim Bakanlığı, yılın ikici yarısında yapacağı tasarrufların hangi kalemlerden ne kadar olacağını Cumhurbaşkanlığına bildirmiş!

Cumhuriyet’ten Sinan Tartanoğlu’nun haberine göre; 

Yılın ikinci yarısına ait, MEB’in elinde (maaşlar hariç) kalan 10 milyar 633 milyon 716 bin 878 TL’den 2 milyar TL’si “tasarruf tedbirleri” kapsamında kesiliyor. 

Bu kesintiler, “okul öncesi”nden liseye kadar öğrencilerin ailelerine verilen burslardan 20 milyon TL, devlet parasız yatılı öğrencileri için yine ailelerine verilen pansiyon yardımından 103 milyon TL’yi buluyor. Özel okula gidecek öğrenciler için ayrılan 1.2 milyar TL teşvikten 75 milyon TL, Fatih Projesi’nden ise 705 milyon TL kesiliyor.

Okullar için her türlü ürün alımları; yeni okul yapımı için kamulaştırma, satın alma, ayni hak tesisi ve okulların büyük bakım-onarımları için ayrılan bütçeden 145 milyon TL kesilirken parasız yatılı okuyan öğrencilerin ailelerine “hane halkına yapılan transfer” kaleminden verilen “pansiyon hizmetleri” yardımı ödeneğinden 103 milyon TL kesiliyor.

İlkokul, lise, imam hatip ortaokulu ve lisesi öğrencilerine verilen burslardan da toplamda 20 milyon TL kesinti yapılıyor.

Tartanoğlu’nun haberinden özetlediğimiz bu alıntılarda da görüldüğü gibi, lüks makam araçlarında, lüks ofis kiralamada, “keyfi harcamalar” ya da tören-tanıtım masrafları gibi gereksiz giderlerden hiçbir sınırlama, kısıtlama yok. Bütün sınırlamalar, “parasız yatılı” okuyan en yoksul öğrenciler ve ailelerini ilgilendiren harcamalardan başlayarak, doğrudan eğitimin sürmesi için gerekli masraflardan yapılıyor.

‘TASARRUFA’ HAYIR! 

Bu da açıkça gösteriyor ki, Milli Eğitim Bakanlığı’nın yüksek yetkilileri, “tasarruf olarak” sadece, “eğitimin az çok sağlıklı yürümesine yönelik harcamaları” bulmuştur. Bu harcamalardan doğacak boşluk ise, herhalde velilerin karşılaması istenecek, bunun için yol ve yöntemler geliştirilecektir!

“Tasarruf listesi”ni böylesi ayrıntılı vermemizin nedeni, bu “tasarruf listesi”nin bütün bakanlıklar için de “örnek olacak” ilk “tasarruf listesi” olmasıdır. Elbette ayrıca MEB’in yaptığı bu “tasarruf önemleri listesi”nin eğitim gibi çok temel bir hizmet alanında ve en yoksul kesimleri de hedefe koymaktan çekinmeyerek yapılmış olmasıdır. 

Önümüzdeki günlerde diğer bakanlıkların “tasarruf kalemlerini”  de, eğer yayın yasağı gelmezse, göreceğiz.

Böylece “tasarruf”, “bütçe disiplini” derken neden söz edilmiş olduğunu da daha açıkça göreceğiz. 

Demek ki “tasarruf” denince halka verilen hizmetler için yapılan harcamalardan “tasarruf”u, “bütçe disiplini” dendiğinde ise bütçenin açığını, “temel mallara zamlar”ı, “ek vergiler” getirilmesini anlamazı gerekir.

Öyleyse, “krizin yükünü reddetme”nin ilk adımı, “tasarrufa hayır”, “bütçe disiplini” adına “zamlara” ve “ek vergilere” hayır demekten geçmektedir. 

 

www.evrensel.net