‘Bayramınız kutlu olsun’ derken...


21 Ağustos 2018 03:53

Bir buçuk milyarlık İslam dünyasında Kurban Bayramı bugün başladı. Önümüzdeki dört gün boyunca da sürecek.

Dünyanın her köşesinde egemenlik peşinde koşan emperyalistler ve onların İslam ülkelerindeki iş birlikçisi her renkten gerici güçler, el birliği ile dünyanın başka ülkelerinden belki daha da beter biçimde, insanlarda bayram kutlayacak hal bırakmış değil. Suriye, Irak, Yemen, Somali, Sudan, Afganistan, Pakistan, Türkiye, İran,... gibi ülkelerin dünyanın müdahalelere ve iç savaşlara kadar varan çatışma ve kriz bölgeleri olması bir rastlantı olmasa gerek. Elbette bu durum, İslam düşmanlarının İslam dünyasına yönelik saldırısının sonucu olarak da gösterilemez. Gösterildiğinde de inanan olmaz.

Ama bütün bu olumsuz koşullara karşın; Müslüman ülkelerin halkları, bayramın ritüellerini yerine getirmek, “bayramı kutlamak” için çaba harcıyor.

DOLARIN YÜKSELİŞİNİN GÖLGESİNDE BİR BAYRAM!

Ne var ki, en azından son çeyrek yüzyıl içinde, İslam ülkelerindeki halkların, her bayramı önceki bayramlardan bile zor şartlarda kutladığı, bayram kutlamak için daha az gerçek nedene sahip oldukları da bir gerçek.

İtiraf etmeliyim ki, bayramlarda, “bayram kutlaması” içerikli yazılar yazmak, benim için de her yıl zorlaşıyor. Çünkü insanların yaşamlarını doğrudan belirleyen ekonomik ve siyasi tablo içinde, “Bayramınız kutlu olsun” demek yıldan yıla, daha az inandırıcı ve bu yüzden de daha zorlaşan bir dilek oluyor.

Hele de bu bayram, bayramı kutlamak isteyen emekçiler için ekonomideki ve siyasetteki gelişmelerle daha da zorlaştı.

Bir önceki bayramda 4 TL düzeyinde olan doların kurban bayramı öncesinde 6-7 TL dolayına yükselmesiyle, bu bayramı doğrudan ilgilendiren “kurban” fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 20-25 düzeyinde yükselmesi, çarşı-pazarda yaş meyve sebze fiyatlarının emekçiler için bir önceki bayrama göre daha ulaşılmaz hale gelmesi, emekçi ailelerinin yılın başından beri gelirlerindeki gerçek kaybın yüzde 25’leri aşması, yoksullaşmaya toplu işten çıkarmaların da eklenmesiyle emeği ile geçinen halkın “bayram” kutlama koşulları daha da zorlaştı. Bu da 2018’in “Kurban Bayramı”nın doların yükselişinin gölgesinde bir bayram olacağını gösteriyor.

‘BAYRAMLIK AĞZIMIZI AÇTIRACAK’ YANITLAR

Elbette sadece “doların gölgesi” de değil. Bu bayramı zorlaştıran iç ve dış siyasetteki gelişmeler de var.

Bunları şöyle ifade edebiliriz:

- Bir önceki bayrama göre bu bayramda kaç aile kurban kesemez hale geldi. Kaç aile çocuklarına bayramda et yedirmek için komşulardan bir parça et gelmesini bekler duruma geldi?

- Bir önceki bayrama göre, bu bayramda kaç aile daha, çocuklarına “bayramlık” alma çıtasının altına düştü?

- Bir önceki bayrama göre, bu bayramda kaç çocuk daha, varlıklı ailelerin çocuklarının aldıkları bayram hediyelerine, bayramlık giysilerine gıptayla bakanlar kervanına katıldı?

- Bir önceki bayrama göre, bu bayramda kaç çocuk daha “Biz neden kurban kesmiyoruz, ailelerimiz neden bize bayramlık almadı” sorularını sordu ve ailelerinden akıllarına yatan bir yanıt alamadı?

- Bu bayramda, bir önceki bayrama göre kaç işçi daha bayrama grevde, direnişte girdi; kaç işçi daha işsizler ordusuna katıldı?

- Bir önceki bayrama göre, bu bayramda kaç aile daha sınırın iki tarafındaki çatışmalarda hayatını kaybeden çocuklarının mezarı başında, “tarifsiz acılarla” ağlıyor?

- Bir önceki bayrama göre, bu bayramda daha ne kadar vatandaş, ülkenin, kendisinin ve çocuklarının geleceği için daha karamsar; bayram kutlamak için kendini daha az nedene sahip hissediyor?

SÖZCÜKLERİN BOĞAZDA DÜĞÜMLENDİĞİ BİR BAYRAM

Evet bu; ”kaç aile daha” “kaç çocuk daha” soruları çoğaltılabilir. Sorulara verilecek nicel yanıt da “on binlerce, hatta yüz binlerce” aile, onlardan katbekat fazla da çocuktur!

Sorular çok, yanıtları da “açtırma bayramlık ağzımı” dedirtecek kadar ağır.

Ama ülkeyi yönetenlerin; “Kurban Bayramı”nı halk için “kurban kesme” gibi bir ritüele indirirken, kendileri için de halkı kendi politikalarına yedeklemenin vesilesine dönüştüren, “yerli ve millilik” üstüne nutuklar dinleyeceğimiz bir zaman dilimine dönüştüreceğinden şüphe etmemek gerekir. Hele de Trump ve Rahip Brunson üstünden girişilen polemiklerde alttan alta bir “Hristiyan-Müslüman çelişmesi”nin kışkırtıldığını dikkate aldığımızda, bu bayramın “kafirlere karşı cihat”  fikrinin öne çıktığı nutuklara bolca sahne olması sürpriz olmaz.

Ama bayramın “dayanışma”, “bir lokma bir hırka ile yaşama”, “ulu emre itaat” (devlet büyüklerine itaat), “İslam için her şeyini feda etme”,... gibi, yığınları “fedakarlık yapmaya” ikna edecek zengin bir literatüre sahip olduğu dikkate alındığında, Erdoğan ve yönetiminin bayramı, krizin yükünü halkın sırtına yıkacak bir iklim oluşturma konusunda kullanmaması sürpriz olur.

Bu yüzdendir ki, bayramda bol bol “kadere inanma”, “tasarruf etme”, “azla yetinme”,... gibi “bayramlık değerler” üstüne çok sesli bir propaganda bombardımanı yapılacağını söylemek yanlış olmaz.

Yine bu bayramın; “bayram için bayram”dan en az söz edilen ama bayramın ve değerlerinin “krizin kaynağı”  ve “krizin kimin üstüne yıkılacağına” alet edildiği bir bayram olacağını söyleyebiliriz.

İşte bütün bu nedenlerden ötürü (elbette daha da fazlası var); ister istemez, bu köşeden “Bayramınız kutlu olsun” derken bile sözcükler insanın boğazında düğümleniyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER Kurban Bayramı