Uluslararası tefecilere 'Gelin Türkiye'yi yağmalayın' çağrısı


18 Ağustos 2018 04:58

Önceki gün, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, 6 binden fazla yabancı finans çevresinin temsilcileriyle “telekonferans” üzerinden görüştü; krize karşı aldıkları ve almak istedikleri önlemleri sıraladı.

Öncelikle belirtelim ki, konuşmasının hiçbir yerinde Bakan Albayrak, Trump ve ABD yönetiminin kendilerine ekonomik savaş açtığı için bu krizin çıktığını söylemedi. Gerekirse ABD’ye karşı yeni yatırımlar getirileceğinden de hiç söz etmedi. Hatta Albayrak konuşması içinde, “ABD Hazine Bakanı Mnuchin ile iyi iletişim içerisindeyiz, Halkbank'a bir ceza beklemiyoruz” demeyi de ihmal etmedi!

Demek ki Trump’la ve yönetimiyle sürdürülen Rahip Brunson tartışmasının “kriz”le gerçek bir ilişkisi yokmuş!

YABANCI SERMAYEYE TAM SERBESTLİK

Tersine Albayrak, bir yandan zorlukların olduğunu kabul ederken, bu zorlukların  üstesinden gelecek güçte olduklarını da öne sürmeyi ihmal etmedi. Ve elbette Albayrak’ın ana tezi, Türkiye’nin yabancı yatırımcılar için çok güvenli ve kazançlı bir ülke olduğu idi.

Yabancı finans çevrelerinin güvenini tazelemek için Albayrak görüşlerini aslında iki başlık altında topladı:

1-) Piyasa ekonomisine tam sadakat: Bakan Albayrak, serbest piyasa ekonomisine bağlı kalacaklarına özel vurgu yaparak; “Güveni artırmak için her tülü adımı atacağız. Türkiye serbest piyasa yaklaşımından sapacak bir kriz döneminde değil” dedi ve uluslararası sermaye odaklarına güven vermeye çalıştı.

2-) Krizden çıkış yolu ‘bütçe disiplini’ ve ‘tasarruf’: Bu sözlerine inandırıcılık kazandırmak için  de Albayrak “krizden çıkmak” için atılacak adımları sıraladı: “Mali disiplinden taviz vermeyeceğiz. Daha fazla mali sıkılaşmayı sağlayacağız. Hükümet çok ciddi bir harcama kısıntısına gidecek. İstihdam piyasasının esnekliği önceliklerimiz arasında...”

Yukarıda yazılan 1. madde ile ilgili çok şey söylemeye gerek yok. Çünkü serbest piyasa ekonomisine bağlılık; sermayenin önündeki bütün engelleri kaldırıp piyasayı onlar için tamamen “dikensiz gül bahçesine dönüştürmeyi” vaat ediyor. Bundan anlaşılması gereken ise şu: Türkiye artık uluslararası tefecilere, onların Türkiye’deki girişimlerine dünkü kadar bile sınırlama getirmeyecek. Sermaye giriş çıkışları tamamen kontrolsüz hale getirilecek.

İkinci maddeye gelince; bu daha çok krizden çıkışta yükün kime ve hangi yollarla yıkılacağına dairdir. Nitekim Bakan Albayrak;  krizden çıkış için “mali disiplin” ve “kamu harcamalarında “yüksek bir tasarruf”tan söz ediyor. Bu aslında TOBB ve TÜSİAD’ın üç gün önce hükümete yaptığı çağrıdaki isteklerin bakan tarafından uluslararası sermayenin temsilcileri önünde tekrarından ibarettir.

ALBAYRAK KRİZİN YÜKÜNÜ HALKA YIKMAYI VAAT ETTİ

“Mali disiplin” ve “tasarruf” demenin sermaye ekonomistleri ve politikacılarının dilindeki (tabi medyada da) karşılığı nedir?, Elbette “devlet harcamalarının kısıtlanması”dır. Ki, bu onlara göre her derde deva reçetededir!

Devletin bütçesinin gerçekte iki temel harcama alanı vardır: Bunlardan birincisi, kamuda çalışanların ücret ve maaşlarıdır. İkincisi ise eğitim, sağlık, kitle ulaşımı, sosyal güvenlik,... gibi harcamalardır. Bir de “milli savunma harcamaları” var ama burada pek “tasarruf” düşünülmez!

Demek ki devlette eğer ciddi bir tasarruf düşünülüyorsa, bu kaynağın bir yanı elbette makam araçları, devletin ödediği kiralar vb’leridir (bunlar elbette israftır ama bütçe içindeki miktarı devede kulak bile değildir). Ama tasarruftan söz edildiğinde de asıl kastedilen; kamuda çalışanların maaş ve ücretleri ile kamusal hizmetlerdir.

Bu yüzdendir ki bu köşeden ve gazetemizdeki diğer sayfalardan sıkça yinelendiği gibi, “kamuda tasarruf” ya da “bütçe disiplini” denildiğinde akla hemen kamuda çalışanların ücretleri ve maaşlarının reel olarak düşürülmesi gelmektedir. Ve bunu eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi kamu hizmetlerinin paralı hale getiren önlemler izlemektedir. Bütün bu önlemler de “ek vergiler” ve “temel tüketim malları, hizmetlere yapılan zamlarla” bütçe açığının kapatılmaya çalışıldığı tedbirlerle birlikte ele alınır.

Kısacası bugünkü tartışma çerçevesinde kalındığında, krizin faturasını işçilere, emekçilere yıkmanın en kestirme yolu; “bütçe disiplini” ve “kamuda tasarruf”tur. Ve bunlar “halka kemer sıktrıma”nın maskelenmiş adlarıdır!

Elbette burada dikkat çeken maddelerden birisi de Albayrak’ın böyle bir toplantıda “istihdam piyasasında esnekliğin, öncelikler arasında olduğu” na vurgu yapmasıdır.

Oysa son çeyrek yüz yıldır Türkiye’nin işçileri ve sendikaları, “esnek çalışmaya hayır” diyorlar. Ama Hazine Bakanı şimdi uluslararası sermayenin temsilcilerine “Esnek çalışma istihdam politikamızın önceliğidir” diye söz veriyor.

İşçileri ve sendikacılara buradan duyurulur!

BİLİNMEYEN BİR ŞEY SÖYLENMESE DE PAZARLIK SÜRECEK

Peki bu toplantı bizim yandaş ve yancı medyada nasıl bir etki yaptı? Elbette büyük bir başarı olarak gösterildi. Ama “telekonferansa katılan sermaye odaklarının görüşü nedir?” diye sorulduğunda, yabancı medyaya yansıyan ortak görüş “Bakan Albayrak bilmediğimiz bir şey söylemedi” şeklindeydi. 

Bundan anlamamız gereken; elbette uluslararası tefecilerin Türkiye’nin kaynaklarını yağmalamaktan vazgeçtiği sonucu değildir. Çünkü onlar, Türkiye gibi çok büyük kazançlar sağladıkları bir ülkeye yatırım yapmaktan vazgeçmezler. Onların bu değerlendirmesinden, olsa olsa karlarını, rantlarını daha da büyütecek pazarlığa devam etmek istediklerini çıkarabiliriz.

“Eee, hisse senedi faizlerinin yüzde 28’i bulduğu bir ülkede daha ne pazarlığı yapıyorlar?” diyenlere ise şu söylenebilir: uluslararası yatırımcı denilen “tefeciler” için, kazanmakta “Eh bu kadarı da yeter” diyecekleri bir sınır yoktur. Ve Türkiye krizinin yarattığı imkanı fırsata çevirme konusunda da hiçbir sınırları olmayacaktır!

Albayrak da böyle bir sınır olmadığını söyledi. Ama onlar Albayrak’ın verdiği garantiye pek de güvenmemiş görünüyorlar. Kazançlarını  yeterince yükselttiklerini düşünecekleri bir notaya gelmeden de pazarlık yapmaktan vazgeçmeyeceklerdir.

Çünkü bir bakıma Bakan Albayrak, onlara “Gelin Türkiye’yi yağmalayın’ çağrısı yapmıştır. Onlar elbette bu çağrıya icabet edeceklerdir; ama kendileri için yeterince karlı olacağı bir zamanda!

www.evrensel.net