Tartışılan, krizin faturasını kimin ödeyeceğidir


12 Ağustos 2018 03:55

Doların, en karamsarların bile tahminlerini aşan bir hızla yükselişi sürüyor. Ama Cumhurbaşkanından, ekonominin “ikinci” tek sorumlu bakanına, ilgili ilgisiz bakanlardan AKP sözcülerine kadar etki yetkili zevat, olup biteni hem çok önemli hem de önemsiz göstermeye devam ediyor.

Bir yandan; “Bize dolar molar sökmez”, “Onların doları varsa bizim de milletimiz var, Allahımız var” çizgisinde durup günü kurtarmayı uman bu yetkililer, öte yandan “Türkiye’ye bir ekonomik savaş açıldığını” öne sürerek, “Yastık altındaki altınlarınızı, dolarlarınızı çıkarıp bozdurun, bu milli ekonomi savaşına dektek verin” çağrısı yapıyorlar.

Ancak cuma günü dolar, bir kez daha lafla peynir gemisinin yürümeyeceğini göstermek istercesine yükseldi! Gün içinde yüzde 20 değer kazanarak 5.40’lardan 6.80 TL’ye vurdu ve 6.42’lerde haftayı tamamladı.

Bu, 2011 krizinden beri doların bir gündeki en büyük yükselişiydi!

FATURAYI HALKA YIKMA YANLILARI SAFA GEÇİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cuma günü, 24 Haziran seçiminde en yüksek oy aldığı Gümüşhane ve Bayburta’ydı. Erdoğan halka  “yastık altındaki dolar ve altınları bozdurmaları” için hemen her gün yapmaya başladığı çağrıyı orada da yaptı; “büyüme”de de yeni rekorlar vaat etti!

Ama Erdoğan Gümüşhane ve Bayburt’tan, “Türkiye’ye yönelik ekonomik saldırıya daha da büyüyerek yanıt vereceğiz” şeklinde mesaj verirken, aynı saatlerde Bakan Albayrak en büyük patronlara OVP hedeflerini açıklıyor, Erdoğan’ı tekzip edercesine “2019’da büyümeyi yüzde 3-4’lerde tutacaklarını” söylüyordu.

Kuşkusuz ki, doların önlenemez yükselişi etrafındaki tartışma, bazen patronların kendi aralarında bazen patronlarla bakanlar arasındaymış gibi görünse de esas tartışma; AKP’nin 16 yıllık icraatının ekonomide yarattığı yıkımın faturasının işçi sınıfı ve halka hangi yollarla ve nasıl yıkılacağı üzerine yürümektedir.

Bu tartışmaya MHP lideri Bahçeli, BBP Genel Başkanı Destici, VP Genel Başkanı Perinçek ve İyi Parti Genel Başkanı Akşener’in de “Türk milletine kimse boyun eğdiremez. Hükümetimizin arkasındayız” hamasetiyle katıldıkları ve faturayı halka yıkmanın destekçileri safında yer aldıkları açıkça görüldü.

GÖZLER HALA YASTIK ALTINDAKİ DOLAR VE ALTINDA

Erdoğan, “yerli ve milli duruşumuzu hedef alıyorlar”, “Bize ekonomik savaş ilan ettiler” propagandası etrafında çağrılarını yinelerken, ekonomik yıkımın faturasının kimlere çıkarılacağının ilk işaretleri de ortaya çıkmış bulunuyor.

Bu işaretlerden ilki, Erdoğan’ın önceki gün Gümüşhane ve Bayburt ziyareti sırasında yinelediği “Yastık altındaki altınlarınızı ve dövizlerinizi çıkarın bozdurun” çağrısıdır.

Bu çağrı yeni değil. Bu çağrıyı Erdoğan, dolar üstünden bir finansal krizin tetiklenebileceğinin belirtilerinin ortaya çıktığı 2017’nin aralık aynın son günlerinde dolar henüz 4.40’lar seviyesindeyken de yaptı. Sonra nisan ayında tekrarladı. Ama yandaş medyada “Vatandaş altın ve dolar bozdurma kuyruğunda”, “Dolarını bozduranı beberler bedava tıraş ediyor”.... başlıklarıyla çıkan haberlere karşın dişe dokunur bir sonuç alınamadı.

Erdoğan, son günlerde bu çağrıyı hemen her konuşmasında yinelese de vatandaşın kılını bile kıpırdatmadığı görülüyor. Çünkü birincisi vatandaşın büyük çoğunluğunun “yastık altında” doları, altını kalmadı! İkincisi ise, hala bir miktar doları altını olanlar için de onları bozdurmak akıl karı değil!(*)

Belki en önemlisi de; diyelim ki vatandaş yastık altındaki son altını ve doları da çıkardı verdi; hükümet bunları ne yapacak? Çünkü yapılacak olan, vatandaşın elinden alınan doları ve altını götürüp “Bize ekonomik savaş açtılar”, “Türkiye’ye diz çöktürmek istiyorlar” diye suçladıklarına vermek olacaktır. Ki, onlara olan borçlarını ödeyip yeniden onlardan borç almak için itibarları olsun!

Böylece onlardan yeni dolarlar alarak yandaş sermaye kliğinin milyarlık servetlerine milyarlar katılacak ve yağma mekanizması “yağlanıp”, çalışması hızlandırılacaktır.

‘ARKADAKİ HALKIMIZ’A DÜŞEN; ZAM, VERGİ, İŞSİZLİK, YOKSULLUK...

Faturanın kime çıkarılacağını ikinci işaretini yine önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan, “boş laf” gibi görünen ve sosyal medyada alaya alınan, ama gerçekte çok ciddiye alınması gereken bir cümle ile açıkladı. Cumhurbaşkanı, “Bize boyun eğdiremezler” vb. üstünden kendisini dinleyenleri yeterince ajite ettikten sonra amacını “Onların dolarları varsa bizim de arkamızda halkımız var; Allahımız var!” diye açıkladı.

Bu cümledeki asıl önemli ifade, “arkamızda halkımız var” ifadesidir. Çünkü iktidarları boyunca aldıkları 466.4 milyar doları paylaşırken, dağıtırken halkı değil sadece büyük sermaye sahiplerini, özellikle de kendi yandaş sermaye kliğini düşünen Erdoğan ve 16 yıllık iktidarının hükümetleri; sıra bu paraların ödenmesine gelince, “arkamızda halkımız var” demektedirler! Ki, bundan neyi kastettiklerinin uygulamasını da; doğalgaza ve elektriğe zamlar yaparak, yerel yönetimlerine merkezi bütçeden yapılan desteğe yüzde 30 kesinti yaparak şimdiden göstermişlerdir. Arkasında gelecek olan da işsizlik, yoksulluk, yeni zamlar vb’dir.

Ve burada halk, sadece bu yükü ses çıkarmadan üslensin diye hatırlanmaktadır.

FATURAYI EMEKÇİLER DEĞİL SERMAYE SAHİPLERİ ÖDESİN!

Eğer birisinden borç almışsanız, o borcu alınan borcu kullananlar öder.

Ama sen tut milyarlarca dolar borç al, bu dolarları en büyük sermaye çevrelerinin kasalarına akıt,  “memleketi kalkındırıyoruz” diye ülke ekonomisini yıkıma götüren “işler” yap; sonra da kalk borcu ödemeye gelince “Bu borcu halk ödesin!” de. Bu yaklaşım bırakalım hakkı, hukuku, adaleti, kuru mantık bakımından bile kabul edilemez.

Onun içindir ki, Emek Partisi Merkez Yürütme Kurulu dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada;

- 16 yıllık ErdoğanAKP iktidarının ülke ekonomisini yıkıma götürdüğünü, şimdi de bu yıkımın faturasını halka çıkarmaya çalıştığına dikkat çekerek;
- Faturayı emekçiler değil, bu milyarlarca doları kullanan, ülke ekonomisini krize sürükleyen “projelerin” sahiplerinin ödemesini istemiştir.

Evet, bugüne kadar borç olarak alınan dolarları tepe tepe kullananlar, milliyetçilik ve din istismarcılığı üstünden bu politikaları destekleyenler, şimdi ekonomik yıkımın halka ödetilmesinin planı arkasında toplanmaktadırlar. Ama bu yıkımın faturasını reddetmesi gereken işçi sınıfı, halk;  sendikalar, emek örgütleri, emekten yana çeşitli odaklar ve ilerici demokrat güçler, birleşmek üzere henüz bir girişim başlatmış değillerdir. Ve eğer bu durum devam ederse; ABD’yi, batılı emperyalistleri “düşman” gösterenler, emperyalist mihrakların da desteğini alarak, IMF’li ya da IMF’siz, yıkımın faturasını halka ödetmek için her yola başvuracaklardır.

2001 ve 2008 krizlerinde bunu yaptılar. Şimdi de bunu yapmak için büyük bir gayret içindedirler.

Bunda şüphe etmemek için yakın tarihimizde pek çok örnek vardır.

(*) Eğer yastık altında doları olan bir vatandaş, Erdoğan’ın 2017 sonunda yaptığı çağrıya uyarak dolarlarını bozdursaydı, bugün her doar başına 2 TL zarar etmiş olacaktı. Vatandaşın bütün kafa bulanıklığına karşın ulaştığı neoliberal bilinç bile Cumhurbaşkanın çağrısının akla uygun olmadığını görmesini sağlamaktadır. Ama bundan sermayenin ve hükümetinin vatandaşın “zulasını” boşaltmak için yol ve yönteme başvurmaktan, bunun için yasalar çıkarıp uygulamaya sokmaktan çekinmeyeceğini söylemek yanlış olmaz.

www.evrensel.net