10 Ağustos 2018 04:02

Umut, skorda değil oyundadır

Paylaş

Skor dışındaki olgularla pek ilgili olmadığımız için ne yazık ki futbolumuzu geliştirme şansımız yok denecek kadar az. Şampiyonlar Ligi 3. Ön Eleme Turu ilk maçında deplasmanda Benfica’ya 1-0 yenilen Fenerbahçe’nin rövanşta turu geçebileceğine dair yorumlar yapılıyor. Umutlu olmak iyidir, gereklidir de. Ama gerçeklikten kopmamak şartıyla. İçi boş umudun hüsranı da büyük olur…

Medya -elbette ki tiraj/reyting kaygısıyla- umut pompalaya dursun hiç kimse skor ve turu geçme şansı üzerinde ahkam kesmeyi bir yana bırakıp iki takım arasındaki bariz farkın nedenlerini sorgulamıyor ve bu farkları gidermenin yolları hakkında düşünce üretmiyor. En başta, “Harcanan bunca paraya, transfer edilen onca tanınmış futbolcuya rağmen niye onlar gibi oynayamıyoruz” sorusuna yanıt aramak gerekirken, rövanş maçı ve tur hesaplarıyla ilgili gürültü patırtı arasında böyle sorular sormaya ve bunun cevabını aramaya bir türlü sıra gelmiyor. Oyunu görmezden gelip yalnızca skor ve tur üzerine yüzeysel konuşmalar yapmak kolay. Bilgi gerektirmiyor. Araya birkaç tane de oyuncularla ilgili klişe laf ekledin mi al sana şahane bir yorum!.. Oysa sorun oyuncu tercihinin de ötesinde. Yani pratikte de çok kez görüldüğü gibi şu ya da bu oyuncularla oynamak fazla bir şey fark ettirmiyor…

İlk maçın analizini ayrıntılı şekilde yapmak, Benfica’nın oyuna ağırlığını nasıl koyduğunun şifrelerini çözmek ve sonrasında da buna karşı önlemler içeren bir oyun stratejisi hazırlamak rövanş için büyük önem taşıyor. Kuşkusuz bir haftada büyük değişimler beklemek doğru olmaz ama en azından aradaki farkın ve bunun sebeplerinin anlaşıldığını gösteren bir oyun anlayışıyla sahaya çıkmak bile başlı başına büyük bir adım sayılır.

Şurası açık ki, iki takımın sergilediği oyuna baktığımızda Benfica tura Fenerbahçe’den çok daha yakın. Portekiz ekibi, yüksek fizik gücünden ve sahayı en uygun biçimde  parselleme becerisinden kaynaklanan dinamizmi, taktiksel anlayışı ve teknik kapasitesiyle Fenerbahçe’den birkaç gömlek üstün. Zaten maçın istatistikleri de bunu açıkça ortaya koyuyor.

Fenerbahçe henüz takım görüntüsü veren bütünlükten uzak. Şimdilik belli oyuncuların bireysel performansına bel bağlayan bir oyun anlayışıyla mücadele ediyor.

Fenerbahçe’nin mevcut haliyle yapabileceği en iyi şey Benfica’yı oynatmamaktı. Bunu ilk yarıda kısmen de olsa başardılar. Ancak ikinci yarıdaki fiziksel düşüşle birlikte sarı-lacivertlilerin direnci giderek azaldı ve sonuçta golü yemekten kurtulamadılar.

Fenerbahçe işin oynama kısmında ise neredeyse hiç yoktu. 90 dakikayı rakip kaleyi bulan 1 isabetli şutla tamamladı sarı-lacivertli ekip…

Rövanşta Fenerbahçe, kendi sahasında oynamanın yüksek motivasyonu, bazı oyuncuların bu motivasyonu ekstra performansa dönüştürmeyi başarması, seyircinin itici gücü vb. faktörlerin bir araya gelmesiyle ilk maçtaki skorun altından kalkıp Benfica’yı saf dışı edebilir. Ama bu asla Fenerbahçe’nin Benfica’dan iyi bir takım olduğunu göstermez. Esas yani uzun vadeli mesele turu geçmekten öte, iki takım arasındaki büyük farkın nedenlerini ortaya koyabilmek ve sonrasında da bunu giderecek çalışmalar başlatmak olmalı. Uluslararası platformlarda kalıcı başarılara, istikrarlı grafiğe ancak böyle ulaşılır.

Umudu, skordan çok oyun besler. Fenerbahçe’nin güne özgü faktörler sayesinde Benfica’yı elemesindense, ilk maçta Benfica’nın istatistiklerini (yüzde 66 topla oynama, 6’sı kaleyi bulan 19 şut, 40 orta) tutturan bir oyun oynaması ancak buna karşılık elenmesi çok daha umut vericidir…

Kaybederken de kazanmayı becermek gerekir ki bu, gelişimin ta kendisidir…

DİĞER YAZILARI
Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa