Halden anlayan hekimliği kim öldürdü?


08 Ağustos 2018 03:00

Toplumun sağlık alanındaki beklentisi ‘Halden anlayan hekimden’ nicedir ‘arsız talep’ karşılayıcı doktora evrildi. Bu, özünde kışkırtılmış sağlığın iktidar elinde şekillendirilmiş bir versiyonu.

Hekimden beklentiler başlığında son 10, 20, 30 yıla dönüp bir bakalım. Cümle okul müdürlerinin hekimden “sahte” istirahat raporu” almaları için öğrenci velilerini teşvik ettiği bir geçmişimiz var. Lise ve ortaokul  son sınıf öğrencileri yakın yıllara kadar son aylarda okula gitmez, “doktor raporu” avına çıkardı. “Sayın valimin, sayın bakanımın” çocuklarından emekçi çocuklarına durum değişmezdi. Bu süreç kısmen ‘Halden anlayan hekim’, kısmen ‘arsız talep’ karşılayıcısı doktor günlerimizdi. ‘Arsız talep kimi zaman hekime karşı ‘aba altından sopa’ ile sonuç almaya çalışırdı. Sonunda İzmir’de bir hekim “Usulsüz rapor alamayanların ne kabahati var” diye isyan edip, isteyen her öğrenciye uzun süreli okula gidemez raporu vereceğini deklare etmişti. Ve basına sürmanşet haber olmuştu: “Robin Hood Doktor”. Yıl 2006.

Yoksul kesimlerin ‘renkli gazoz’ alamadığı yıllarda ‘Suda köpürerek eriyen portakal aromalı kalsiyum’ veya ‘Çikolata tadında vitamin çiğneme tabletleri’ sosyal güvenlik kapsamında rutubet kokan evlerde reçete formatında yer alır, mutluluk saçardı. Yıl 1970’ler...

Halden anlayan hekimlik zamanla ‘arsız taleplerle’ sınanmaya başlandı. Kupürlü ilaç yıllarımızda en yoksullarımız “saç şampuanı” ile ilk kez o yıllarda tanıştı. Sosyal güvencesi olmayanların cepten ödeyerek aldığı ilaç kupürleri Emekli Sandığı / BAĞ-KUR kapsamında olanlarca ‘Bir kılıfına uydurulup’ hekimlere reçeteye yazdırılıp  ‘tanıdık bir eczanede’ şampuana takas edilirdi. Elbet kısmen halden anladı hekimler ama eczanelerde plaj terliği, yüzme aparatları satılmaya başladıkça ‘arsız talebe’ evrildi süreç.

En yoksullar zamanında çok pahalı olan güneş gözlüğü ile yine hekimliğin ‘halden anlayan’ yüzü ile buluştu. Derken ‘kaymakam beyler, savcı hanımın eşleri, komutanımın kızı, müdür beyler’ sıraya girdi ve hekimden reçete üzerinden ‘arsız talep’ perçinlendi. 1980’ler, 1990’lar, 2000’ler...

SSK sağlık karnelerini hatırlıyor musunuz? Hiçbirisinde fotoğraf olmazdı. Nice sosyal güvencesi olmayan yoksul, bir yakınının karnesi ile ameliyat dahi olurdu. Yeşil kartsız günlerimizde devletin ve halkın beraber bilip ‘halden anlayan hekimden’ sakladıkları(!) bir sırdı bu. Derken ‘arsızlar’ devreye girdi, lüks arabalarla hastaneye gelip başkalarına ait sağlık karneleri ile cirit attılar. Fark edilince de ‘aba altından sopa’ gösterildi hekime vesselam...

Bu anlattıklarımı nostalji ile okuyan olabilir elbet. Ama soru şu: Bu topraklarda son yüz yılın halden anlayan hekimliğini kim öldürdü sahi?

Piyasacı tıp anlayışı, sağlığın metalaştırılması, bunun politik sorumluları el birliği ile hekimden doktor yarattılar. Ve bu halk belki de şimdilik öfkesini zaman zaman  “şiddet kullanarak” hekimlere yöneltiyor. Halk, halden anlayan hekimliği özlüyor, bulamadığında sistemin yarattığı doktorluğa öfke saçıyor. Unutmamalı ki hiçbir halk sonsuz kandırılamaz. Gerçek sorumluları kavradığında şiddeti onlara yöneltebilir.

Giresun’da geçen ay yaşamını yitiren 80’lik hasta yakınının katili, salt ona ters kelepçe takıp, biber gazı sıkan polistir dersek bizzat bizler de cinayetin faili oluruz. Doktordan talep edilen reçete değil ihtiyacı olan ilaçlara para ödememektir, birbirimizi kandırmayalım. Bu talebin sahibi büyük olasılıkla yoksul düşük olasılıkla ‘arsız’. Hasta görülmeden tedavi, tedavi öngörüsü olmadan yeni reçete olmaz. Sahi ölen hasta yakınının uğruna can verdiği ilaçlar kaç liraydı? Ne yaptınız bu halka, üç kuruş para için can veriyor. Sakın birbirimizi kandırmayalım, bu ülkede yaşam üç paralık kılındı, o yüzden üç paraya adam öldürtmek de mümkün. Açalım cümle mahkeme dosyalarını yeniden ve bakalım kaç kuruşa cinayet işleniyor bu ülkede.

Denebilir ki yaşlı adam Giresun’da bir sağlık kurumu önündeki polis otosunda can verirken, ülkede büyük bir ekonomik krizin de haberini verdi. Boşuna değil iktidar trollerinin cümle biat basınında ve sosyal medyada Giresun’da ‘Hasta görmeden reçete yazmayan’ doktoru hedefe koymaları. Sorun kendileri için korktukları kadar büyük. Bedelini halk günü geldiğinde elbet ödetir.

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net