Bardacık zamanı


25 Temmuz 2018 04:00

Bu yıl yaz erken geldi. Derken İzmir’in bardacığı daha pazara ulaşamadan yolda tükenmeye başladı. Hem de geçmiş yıllara göre iki hafta öncesinden...

 İzmir için boyoz, gevrek, söğüş ne ise bir yerel lezzet olarak ‘bardacık’ da öyledir. Sakın ola bir İzmirlinin yanında bardacık için incir demeyin. Benden söylemesi.

  Özünde bir incir çeşidi olsa da bardacık İzmir’in en değerli meyvesidir. Topu topu iki üç hafta sürer saltanatı. Sonra bulabilene aşkolsun. O kadar değerlidir ki üretici gün doğmadan ayaklarında çorap ile uç dallara kadar elleriyle tek tek, ezmeden, mücevher gibi toplar. Sabahın serinliğinde  incir yaprakları ile katmanlaştırılmış sepet içinde işlek kaldırımlarda kendine yer bulur. Üstelik incirin iki üç katı fiyata da satılır.

  Hiç tatmayanlar, bilmeyenler için bir sorum olacak. Siz hiç üç gün daha erken olgunlaşasın ve pazarda yerini alsın diye, her bir meyvenin tek tek zeytinyağı ile daha ağaçtan koparılmamışken yani dalında sırt kısmından zeytin yağı ile ovalandığı bir meyve duydunuz mu? Varın siz anlayın İzmir için bardacığın değerini. Satışta anons cümlesi de bir harikadır: ‘Bardacık, ballar akıyor bardacık’.

  Elbette bardacık da Ege’deki yüzlerce incir çeşidinden birisi. Üreticinin yüzünü güldüren nadir meyvelerden. Ama işin içine piyasanın talep patlaması girince her işte olduğu gibi işin tadı biraz kaçıyor. Hem mecazen hem gerçek. Siz siz olun dalında iken erken olgunlaşması için yağlanmış mı diye satın almadan önce elinizle hafiften bir yoklayın.

 İncirin tarihi insanlığın tarihinden eski: Dile kolay, 80 milyon yıl! “Adem’le Havva, cennetten kovulduklarında” mahremlerini incir yaprağı ile bugüne taşıdılar. O anlatıma / inanca göre insan soyunun ilk giysisidir incir yaprağı. Tüm kutsal kitaplarda ve uygarlıklarda kendine yer edinen meyvelerdendir aynı zamanda. İncil’de adı en fazla geçen ağaç olan “incir ağacının cennette olduğuna” inanılır. Kur’an-ı Kerim’de ise ‘incir’ zeytin ile birlikte adına yemin edilen iki meyveden bir tanesidir. İzmir, Torbalı yakınlarındaki Metropolis antik kentinde bulunan bir yazıta göre; “Bereket Tanrıçası Demeter, ‘Sonbahar meyvesi’ olan inciri biz ölümlüler için yaratmıştır.” Yine incirin Eski Yunan’da Olimpiyatlarda antrenman yemeği olarak sunulduğu bilinmektedir.

  Eski asırlardan bu yana kış aylarının koruyucu kalkanıdır  incir. İçerdiği yüksek protein, vitamin ve mineral oranları ile hücrelerin yenilenmesini sağlıyor. Hasılı her mevsim bağırsak hareketlerini artırır, kalbi korur, kemikleri güçlendirir, bağışıklık sistemini diri kılar. Şekerin icat olmadığı asırlarda üzüm ile birlikte her mevsim doğal şeker kaynağıydı.

 Söylencelerden öte, insanlığın evriminde, medeniyetlerin doğuşunda çok önemli bir yeri vardır incir ağacının.

  Tüm ağaçlardan, bitkilerden farklıdır. Bitkilerin ekseriyeti çiçeklerini sergilerken doğada, incir çiçeğini meyvesi içinde saklar. Ama kökleri bir o kadar dışarıda olabilir. Terkedilmiş bir caminin minaresinde, kubbesinde de boy verebilir, en bereketli ovalarda da. İncir hem medeniyetlerin gelişiminde hem de ola ki yıkılırsa medeniyetler, kalıntılarının saklanmasında / arkeolojik alanların bugüne ulaşmasında doğal bir örtü olarak tarihsel öneme haizdir. Denebilir ki, incir sadece Adem ile Havva’nın mahremini örtmemiş aynı zamanda Güney Amerika’daki ‘Maya Piramitlerinden’ nice tarihsel mirasa koruyucu olmuştur. Boşuna dememiştir eskiler “Ocağına incir ağacı düşsün” diye.

  Ekosisteme dair araştırmalar, incirin yok olduğu bir dünyada yaşamın zorlanacağını gösteriyor. Öyle ki binden fazla canlı türünün incir ile beslendiği söylenmekte. Yine evrim kuramcıları insan elinin gelişiminde incir toplamaya elverişliliğin belirleyici olduğunu söylemekte.

  Evet, yaz erken geldi bu yıl. Bilge ağaç incir, meyvesi ile haber veriyor. Ama İzmir için sıcaklar “buz gibi bardacık” ile serinliyor. Benden hatırlatması...

 Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net