Bin yıl bir yana: Sağlık


18 Temmuz 2018 03:56

Sağlık aynı zamanda siyasal iyilik halidir” demekte toplumcu tıp anlayışına dayalı halk sağlığı literatürü. Bu bağlamda yaşadığımız coğrafyanın son bin yılına dair (bir değil bin) birkaç soru zihin açıcı olabilir.

♦ Obezite (aşırı şişmanlık) hangi dönemde rekor kırdı?

♦ D. Mellitus (şeker hastalığı) hangi yıllarda salgına dönüştü, nerede ise her evde görülür oldu?

♦ İnsanlığın başlangıcından bu güne doğal bir süreç olan doğum, hangi kısa tarihsel kesitte ülkemizde ameliyathanelere hapsoldu, sezaryene evrildi?

Bu sorular çoğaltılabilir elbet. Ama bu üçünün yanıtı dahi ‘sağlıksızlık kaynağı’ olarak bir siyasal anlayışı teşhir edebiliyor. Evet, ülkenin AKP’li yıllarında şeker hastalığına yakalanma oranı son bin yılın, tekrar edelim bir değil bin yılın toplamından fazla. Yine aşırı kilo (obezite) yakalanma oranındaki artış son bin yılın toplamından fazla. Şimdi AKP, ‘Cumhur İttifakı’na kavuşmuş diyor ki “2071 için, yani Malazgirt’in 1000. yılına hazırlıyoruz ülkeyi”.  Beyhude! Ve yine diyorlar ki, 2023, cumhuriyetin 100. yılını ihtişamla kutlayacağız”. Cumhuriyetin yaklaşık 80 küsur yılındaki toplam sezaryen ile doğum sayısından daha fazlası AKP’li yıllarımıza ait. Bu ayıpla mı kutlanacak / kutsanacak 100. yıl? Ayıp, hatta ayıptan da ötesi...

Sağlık, siyasal olduğu gibi bir o kadar da sosyal iyilik halidir. Peki, yaklaşık 70 bin  öğrencinin okul yerine cezaevlerine konulduğu bir ahvalde sosyal iyilik halinden söz edebilir miyiz? Nerede ise her yıl sınav sistemi ve eğitim müfredatının değiştirildiği, bizzat iktidarın sözleri ile “Kandırıldıkları yıllarda soruların çalınıp” yandaşlara dağıtıldığı bir ülkede çocukların, gençlerin, ailelerin sosyal iyilik hallerinden söz edebilir miyiz? Yani, sağlıklı kalabilmek mümkün mü? Elbette hayır...

OHAL zaten özü itibarı ile sosyal ve siyasal iyilik halinin askıya alınması, öyle değil mi?

Hal böyle olunca sağlık başlığında geriye bedensel ve ruhsal iyilik hali kalıyor. Barış talep eden akademisyenlerin KHK ile üniversitelerden uzaklaştırıldığı, barış talep edenlerin “Kanlarıyla duş almaktan” bahseden mafya liderlerinin “Mahkemelerde aklandığı” bir ahvalde ruhsal iyilik hali mümkün mü peki? Elbette hayır...

Elde kaldı bedensel iyilik hali. Yani kalp, akciğer, beyin, böbrek, dalak vs... Ve sorular:

♦ Avrupa’da en fazla koroner anjio yapılan ülkeler arasında yer alıp ama bir o kadar da kalp krizinden ilk bir ayda ölümlerin en fazla olduğu ülke ve onun iktidardaki partisi hangisi desem? Peki AKP’nin “Sağlıkta Dönüşüm Projesi” size ne hatırlatıyor?

♦ Bırakalım erişkinleri “Yeni doğan bebeklerin ilk kakasında ve hatta annelerinden emdikleri ilk sütte çok yüksek oranda ağır metal” varsa eğer, misal Kocaeli Dilovası’da, kanser olmayıp da ne olacak insanlar?

♦ Bergama’nın bin yılların mirası tarım havzasını üç kuruş altın madeni uğruna siyanür/ arsenik havuzları ile kuşatan bir anlayış ‘bedenin sağlığına’ izin verir mi?

♦ Çal Dağı’nda nikel madeni, İstanbul’da havaalanı ve otoyol için ormanlara kıyılan bir ahvalde temiz hava mümkün mü, hava kirli ise akciğerler sağlıklı kalabilir mi?

Sağlığın tanımında hep tüme varılır ve denir ki “Sağlık salt bedensel ve ruhsal iyilik hali olmayıp aynı zamanda sosyal ve siyasal iyilik halidir”. Kanımca bu tanım doğru doğru olmasına ama bir öncekinin bir sonrakini belirleme potansiyeli üzerinden ele alacak olursak sözcüklerin yerini değiştirmek elzem. Tercihim, önerim o ki “Sağlık siyasal, sosyal, ruhsal ve bedensel iyilik halidir.” Hele mevsimlerden OHAL ise!

Ve, TTB Toplum ve Hekim Dergisi Editörü, ülkenin halk sağlığı konusunda duayenlerinden Onur Hamzaoğlu Hoca hâlâ tutuklu. Umutla tahliyesini bekliyoruz. Bu tutuklama ile koca bir ülke cezalandırılıyor özünde. Bizi sağlıksız kılanlar dışarıda, halkın sağlığını önceleyenler, barışseverler içeride.

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net