Mesele keşke sadece ticaret savaşı olsaydı


09 Temmuz 2018 03:20

Veee...
Ticaret savaşı resmen başladı!
Böyle duyuruldu.
ABD’nin on milyarlarca dolarlık Çin malına karşı gümrük duvarını yükseltmesi. Ve de Çin’in buna karşılık vereceğini açıklaması.
Duyurulara bakınca sanırsınız ki...
Dünyanın en büyük iki ekonomisi değil de, malını daha çok satmak isteyen iki büyük tüccar karşı karşıya gelmiş!
Kapitalist sistemin tepesindeki ülke (ABD) ile yükselen yeni gücün (Çin) karşı karşıya gelişi, tüccar rekabeti naifliğinde anlatılabilir mi?
Yaşanılan şey ticaret savaşı mı...
Yoksa emperyalist kapitalist sistemin bir krizi mi?
Birincisi ise...
Fazla sorun yok. 
Duruma göre ülkelerin vatandaşları bazı malları biraz pahalı tüketir. Duruma göre iki tüccar arasındaki rekabeti fırsata çevirecek yeni tüccarlar çıkar vs.  
Yok ikincisi ise.. Yani ortada dünya kapitalist sisteminin derinleşen bir krizi varsa, işte o zaman dünya halklarını daha büyük bela bekliyor demektir.

SİSTEM DE KURUMLARI DA ÇATIRDIYOR

Kapitalizmin, 2. Dünya Savaşı sonrası, ABD hegemonyası altında kurulan düzeni çatırdıyor.
Bu düzen daha önce girdiği krizi, neoliberalizm ile ‘aşmıştı’. Daha doğrusu krizi yönetecek bir düzenek kurmuştu. 
Kurduğu düzeneği de, ‘küreselleşme’ adını vererek, dünyaya pazarlamıştı.
Gümrük duvarları kalkacak, ticaret serbestleşecekti. 
Sermaye dünyayı serbestçe dolaşacaktı. 
Burjuvalar ile emekçileri uzlaştıran refah devleti tasfiye edilecekti. Özelleştirmeler hızlandırılacaktı.
İşçi sınıfının kazanımları tümden kaldırılacaktı.
Bir bir hayata geçirildi.
Aslında yapılan krizi ötelemekti. 
“Durdurulamaz küreselleşme süreci yaşıyoruz” denilerek pazarlanan emperyalizmin bu modeli de 2008’de duvara çarptı. 
Hem de ne çarpma!
2008 yılında kapitalizmin merkezinde, ABD’de patlayan ekonomik kriz, yerleşik sistemi çatlattı.
Aynı zamanda sistemin tüm kurumlarını da...
Gelinen aşamada...
Sermaye akımları serbestleşmesini sağlayacak, ‘serbest’ ticaretin kontrolcüsü Dünya Ticaret Örgütü’nün, ‘Aman küresel ticaret kurallarına uyun’ çağrısı karşılık bulmuyor. Kuralları ihlal edip misilleme yapan yapana!
Sistemin, siyasi sınırları garantörü olarak inşa ettiği Birleşmiş Milletler eski uzlaştırıcılığından uzak. 
Oyundan çıkanı tekrar oyuna dahil edecek ekonomik reçeteyi yazacak Uluslararası Para Fonu (IMF) eskisi gibi başvurulan bir kurum değil artık.
ABD hegemonyasında kurulan sistemi sıkıntıya sokacaklara karşı, zor kullanma aracı NATO tartışmaların odağında şimdi.

MESELEYİ SULANDIRMAK!

Krizden sonra sermaye hareketlerinde merkeze dönüş yaşanınca, dünya ticareti gerileyince, artık küreselleşme değil başka hikayeler duymaya başladık.
Artık ‘serbestleşme’ değil ‘korumacılık’ kelimesi öne çıkıyor. Ticaret savaşları bu yeni hikayenin orta yerinde duruyor.
Düzenin çatlaması yeni güçlerin, özellikle Çin’in, ekonomik olarak ilerlemesini, kurulu düzenin sorgulanmasını beraberinde getirdi. 
Sistemin hegemon gücü ABD ‘korumacı’, Doğu (Çin) serbest sistem savunucusu olmasının çelişkisi yerleşik sistemin çatırdamasıyla ilgili.
Çılgınlık gibi gözüken...
ABD’ye benzer misilleme gelmesi ve ticaret savaşlarının derinleşmesi halinde küresel ticarete 2 trilyon dolarlık kayıp yaratacağı konuşulan adımların atılması da...
ABD’nin kendi ayağına sıkıyormuş gibi gözüken uygulamaların devreye sokulması da...
Kapitalist sistem sallandıkça, hegemonyası sarsılan ABD’nin, hegemonyasının kırılıp çok kutuplu bir dünyanın oluşmasına izin vermek istememesi. 
Geleceğin ekonomik, bağlantılı olarak siyasi kavgası veriliyor. Buna ‘ticaret savaşı’ demek meseleyi sulandırmakla eş değer!


BELALAR 10 YILDIR ARTARAK GELİYOR!

2008’de ekonomik bir krizle kırılan fay hattı Suriye’de dünya güçlerini karşı karşıya getiren, dünya savaşı olmasa da, büyük bir savaşı tetiklemesi...
Petrol üzerinden Rusya’ya ambargo... 
AB Rusya ile ara bulmaya çalışınca AB ve ABD arasındaki alevlenen vesayet savaşı...
İngiltere’nin AB’den çıkma kararı...
İran’a yeniden ambargo tartışması...
Şimdi örülen gümrük duvarları...
Gerilim hiç azalmıyor sürekli artıyor.
Bölgesel savaşlar, göç dalgaları, yükselen milliyetçilik ve faşizm.  
Kapitalizm ekonomik krizini aşmış gözükse de, kapitalizmin krizi orta yerde duruyor. Gelişmeler dünyayı daha yaşanır bir yer olmaya değil tersi yöne itiyor!  


MARX’I HATIRLAYIP LENİN’İ UNUTANLARA...

Bu ticaret savaşlarının arkasında, kapitalizmin yapısal krizinin bir dışavurumu var. Yani aşırı üretim sorunu var. 
Kapitalizm aşırı üretim krizini aşırı finansallaşarak, neoliberal önlemlerle bugüne kadar öteledi. Lakin artık durum zora girmiş durumda.
Büyük güçler, ülkelerini ve güçlerini korumak adına krizin yıkıcılığını ihraç etmeye çalışıyorlar. 
Emperyalist rekabet sertleşirken, küresel ekonomik- güvenlik mimarisi çatırdarken,
siyasi kamplaşmaların, askeri karşı karşıya gelişleri tetiklemesi olağan.
İşte tam da bu noktada...
‘Emperyalizm barış değil günün sonunda çatışma ve savaş getirir’ tespiti yapan Lenin’i hatırlamanın tam vakti değil mi?
Kapitalizm krizi derinleştikçe hatırlanan Marx’ı hatırlayanların çoğunun ne hikmetse unuttuğu...
‘Emperyalist güçlerin çelişki, çatışması” üstüne teorisi olan Lenin’i...

www.evrensel.net