24 Haziran'ın kaderini stratejik oylar belirleyecek


20 Haziran 2018 04:44

24 Haziran seçimlerine sayılı günler kaldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve İçişleri Bakanı Soylu’nun temel motivasyonlarının HDP’nin barajın altında bırakılması olduğunu kullandıkları söylemlerle de görüyoruz. AKP’nin Meclis çoğunluğunu yakalamasının başlıca yolu HDP’nin barajın altında kalması olduğu için bu düşmanlaştırma stratejisi seçim gününe kadar sürecek.

Kürt siyasi temsilini “Terörün Meclise taşınması” olarak gören bu yaklaşımın kökleri var. Erdoğan’ın siyasette görünür olduğu süreç, 27 Mart 1994 yerel seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmasıyla başlıyor. Refah Partisinin 28 ilde belediye başkanlığını kazandığı o seçimlerde, Erdoğan İstanbul, Gökçek de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçilirken, Diyarbakır’da da Refah Partisinden Ahmet Bilgin’in Büyükşehir Belediye Başkanı olması, Demokrasi Partisinin (DEP) bir devlet iradesiyle seçimlerin dışına itilmesiyle mümkün olmuştu.

Devlet yetkilileri tarafından ‘hain’ ilan edilen DEP’in binaları birbirine yakın aralıklarla bombalanırken 18 Şubat 1994 günü de, Ankara’daki genel merkezi bombalandı. O saldırı da bir kişi hayatını kaybetmişti. O dönemde Gerçek dergisinin Ankara Bürosunda görev yapıyordum ve büromuz DEP’in binasının tam karşısındaydı. Camlarımızın patladığını ve çalışırken oturduğumuz koltuklarla birlikte savrulduğumuzu hatırlıyorum.

Bu saldırıların ardından DEP, 25 Şubat 1994 günü seçimden çekildiğini şu sözlerle açıkladı: “… Özel yasalarla yaratılmış, korucu, özel tim, asker, polis baskısı altında kolumuz kanadımız budanarak şeklen sokulmak istendiğimiz 27 Mart 1994 genel yerel seçimlerine katılmamayı, antidemokratik uygulamalarıyla insanlarımızın iradesini ortadan kaldırmayı amaçlayan bu politikalara alet olmamayı ve adil olmayan bu yarıştan çekilmeyi, büyük çoğunlukla kararlaştırmıştır.”

DEP’in seçimden çekilme kararı, dönemin Başbakan Tansu Çiller ve Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ikilisini tatmin etmedi ve

milletvekillerinin yasama dokunulmazlıklarının kaldırılması Meclis Genel Kuruluna getirildi. Ardından 13 DEP Milletvekilinin dokunulmalıkları TBMM Genel Kurulunda kaldırıldı. Ve bir darbe görüntüsüyle Meclisten alınarak cezaevlerine götürüldükleri o fotoğraf, Türkiye siyasal tarihine geçti.

O şiddet stratejisine imza atan Tansu Çiller, devlette devamlılık esasının bir sembolü olarak, Erdoğan’ın son Yenikapı mitingine de katılarak destek verdi.

Ve 24 yıl sonra bu kez Erdoğan’ın ‘tek adam’ yönetiminin yasal dayanağına kavuşması, HDP’nin barajın altında bırakılmasına bağlı.

Peki seçimlere sayılı günler kala tablo nasıl gözüküyor?

Evrensel’in editör ve muhabirlerinin sahada yaptığı seçim gözlemleri içinde karakteristik olan noktalardan birisi AKP’nin önemli bir oy desteğini tuttuğunu gösteriyor ancak daha önce AKP’ye oy vermiş olup da şimdi yorum yapmaktan kaçınanlara da, Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde rastlıyoruz. Ve AKP’de 1 Kasım seçimlerinde yaşadığı kendi dışına doğru genişleme işareti şimdi görülmüyor.

Evrensel’de dün yayımlanan, MHP’den İYİ Partiye geçmiş olan bir metal işçisinin, genç işçiler arasında AKP’ye oy vermiş olup bu seçimde vermeyeceğini söyleyenlerin sayısının az olmadığını ifade etmesi de dikkate değerdi.

Diğer ve yazının başlığında da atıf yaptığımız önemli seçmen kitlesi ise stratejik oy verecek olanlar. Türkiye’nin pek çok bölgesinde CHP’nin tabanında HDP’nin barajı aşması için HDP’ye oy vereceğini söyleyenlere rastlıyoruz. Hatta aile içinde oyları CHP, İnce ve HDP arasında bölüştüreceklerini söyleyenler de hiç az değil. Bu veriler, HDP’nin çok sayıda yönetici ve üyesi tutuklu olduğu için seçim çalışmalarında yaşadığı zorlanma ile birleşince barajın altında kalabileceğine dair riski tersine çevirebilecek oranda ve yaygınlıkta gözüküyor.

Erdoğan ve partisinin, 7 Haziran seçimlerini yok sayarak, gerilimi ve kutuplaşmayı yükselterek 1 Kasım’da elde ettiği oy oranını bugün yeniden yakalamak üzere HDP üzerinden yarattığı kutuplaşmada ise ciddi bir hesap hatası var. O dönemde, hendekler sürecinde şiddet şehirlere taşındığı için batıda daha önce HDP’ye oy veren seçmenlerde de bir kayma oluşmuştu. Ancak bu seçimlerde Erdoğan’ın HDP’ye ve Demirtaş’a karşı kullandığı “terörize” edici üslubu destekleyecek bir nesnel zeminin olmaması, ayrıca ‘Millet İttifakı’ndaki partilerin alacakları oyların Mecliste siyasi bir anlamı olabilmesinin koşulunun HDP’nin de barajı geçebilmesine bağlı olması tabloyu bambaşka hale getiriyor. HDP’nin barajı aşmasının AKP’nin oyunlarına karşı anlamını görerek HDP’ye oy vereceğini belirten, yani stratejik oy kullanacaklarını dile getiren seçmenler, seçimin asıl galibi olacak gibiler.

HDP’nin barajı aştığı bir tabloda, Cumhur İttifakı’nın Meclis çoğunluğunu elde etmesi ihtimali oldukça zayıf.

Yani kutuplaştırma siyasetinin bu kez ters tepme ihtimali hiç de az değil.

www.evrensel.net