'Aşı candır' ya araba?


20 Haziran 2018 04:20

"Yerli araba” seçim kampanyasında AKP’nin önemli reklam spotları arasında. Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ve sonrasına dair ise eleştirel cümleler var. Gelişmişlik parametresi olarak ele alıyorlar ama henüz üretim yok, vaat bol. Oysa teknolojik ve ilintili olarak iktisadi gelişmişliğin parametreleri arasında ilaç ve aşı üretimi çok daha önemli. Dönüp baktığımızda AKP döneminde bırakın yenilerini açmak, kendisine miras kalmış SSK ve askeri ilaç fabrikalarının dahi kapatıldığını görmekteyiz.

AKP reklam spotlarında Abdülhamit övgüsü üzerine ‘mahcup’ bir “Bandırma Vapuru” iliştirilmiş adeta. Peki, bırakalım cumhuriyet dönemini Abdülhamit yani Osmanlı’nın son demleri ile kendi iktidarları dönemini koruyucu sağlık hizmetleri bağlamında aşı üretimi ile kıyaslamaya yüzleri / cesaretleri var mı? Hiç sanmam.

SSK ve askeri yani tüm kamu ilaç fabrikalarını kapatan AKP, çok geçmeden hacamat, sülük merkezlerine ruhsat vermeye başladı, yetmedi SGK bunları tedavi kapsamına aldı. Şimdi AKP tercihi bu hacamathaneler, aynen 17. yy Osmanlı’sı misali “Ceviz kabuklarında hastaların döküntülerinden elde ettikleri irini biriktirip, deriyi çizerek bu irini aşılayıp, sonra yara yerini gül yapraklarıyla kapatırlarsa” sakın şaşırmayalım.

Ülkeyi dünyanın büyük aşı ithalatçıları arasına yerleştiren, bırakalım cumhuriyetin kuruluş yıllarını, Osmanlı’da dahi aşı üretip ihraç eden bir ülke konumundan ithalatçı kılan anlayış yine iktidarda. Onun şimdiki adı AKP! Bu gerilemenin mimarları 1950’li yıllardan bu yana neredeyse kesintisiz iktidarda kalan sağ/muhafazakar iktidarlar. AKP çıkmış ‘Araba üreteceğiz’ demekte. Şimdi hatırlatma zamanı: Aşıya gel, aşıya!

Yaklaşık 70 yıldır iktidar partilerinin tabelası değişiyor aşı / ilaç üretimi konusunda ülkede ‘devran’ aynı. Demek ki sol, sosyalist birikime ihtiyaç var. Siz hiç neredeyse kesintisiz elli küsur yıl sağ/ muhafazakar hükümetlerce yönetilip de aşı / ilaç üretip ihraç eden bir ülke duydunuz mu? Ama abluka altında iken dahi dünyanın gen teknolojisi ile aşı üreten ilk ülkeleri arasında yer alan bir sosyalist ülkeyi, Küba’yı bilmeyen yok.

Abdülhamitçi AKP’nin, dünyanın üçüncü kuduz enstitüsünün bu topraklarda kurulduğunu ve hemen üç yıl sonra 1889’da kuduz aşısı üretebildiğini söylemeye cesareti var mı? Yine, Osmanlı’da 1889’da çiçek aşısı üretim merkezi kurulduğunu niye söyleyemiyor? Birinci Dünya Savaşı sonrası işgal yıllarında dahi çiçek aşısı üretip İngiliz, Fransız ve Amerikalılara satabilen bir ülkeden geldik dışarıdan aşı satın alan AKP yönetiminde bir ülkeye. İşte bu nedenle “Keşfinden hemen bir yıl sonra difteri serumunun bu topraklarda üretildiğini” söyleyemiyor AKP seçim reklamlarında. Ama araba bahsinde “İşkembeden konuşmak” serbest.

AKP için al/sat gelişmişlik göstergesi. Ne büyük yanılgı! İnşaat ve şimdi de araba! AKP bilimsel gelişmişlik indeksi olarak ‘Aşı üretim ve ihracatı yokluğunu’ ve ülkeyi bu alanda sürükledikleri az gelişmişliği gözlerden kaçırmaya çalışsa da gerçek yerli yerinde duruyor. AKP’li Başbakanın memleketi Erzincan’da 1930’lu yıllarda serum üretilebiliyordu, ya şimdi?

Gün gelir, OHAL / bu hal biter ve sorarlar insana: Osmanlı’da ve sağ iktidarlar öncesi Cumhuriyet yıllarında; çiçekten kuduza, tifodan koleraya, dizanteriden vebaya, tifüsten ve menenjite aşı üretebilen bu topraklarda siz ne yaptınız?

AKP salt aşı üretimi yapmayıp ithal edişi ile değil son yılların  “Aşı yaptırmama” kampanyaları konusundaki “umursamazlığı” ile de anılacak gelecekte.

Bilgi cehalete göre yavaş yayılır. Misal dünyada aşıya dair ilk uygulama, bundan yaklaşık 2 bin 500 yıl öncesinde “Çiçek hastalığından korunmak için Çin’de” başlamıştı. Bu uygulamanın Osmanlı’ya ulaşıp yaygınlaşması binlerce yıl almış, Osmanlı üzerinden Batı’ya emsal oluşu ise 1700’lü yıllara denk düşmüştü. Sistematik aşılamaya dair ilk tarih ise 1798. Demek ki aşı bahsinde bilginin yaygın kullanımı binlerce yıl aldı. Şimdilerde bir ‘tartışma / eğilim’ bu bilimsel ivmeye gölge düşürüyor ve “cehalet” hızla yayılıyor: “Çocuklarına aşı yaptırmayı reddeden” aileler çoğalıyor. Adeta bir el ‘bilgisizliğin bilimini’ devreye sokuyor. İşte bu bağlamda da AKP’li Sağlık Bakanlığı TTB tarafından “Aşılarla ilgili kesin bir politika belirlememesi, tartışmaları sonlandıracak yasal bir düzenleme yapmaktan kaçınması” bağlamında eleştirilmektedir. Oysa bu topraklarda aşı zorunluluğu ile ilgili ilk yasa Osmanlı döneminde yürürlüğe konmuştu.   

Medya üzerinden aşılardaki kimi koruyucu maddeler ile otizm arasındaki ilişki bilimsellikten uzak bir yaklaşımla “aşı karşıtlığına” dönüştürülmüş durumda son zamanlarda. Oysa, TTB’nin de belirttiği üzere “Tartışmalarda kaynak olarak gösterilen 12 vakada yapılan bir çalışma, yayımlandığı dergi tarafından ‘Etik dışı uygulamalar ve sonuçların çarptırılması’ nedeniyle yayından kaldırılmış” olmasına karşın sorun hâlâ devam ediyor.

Hasılı, şehir hastanesi patronlarına “daha fazla müşteri (hasta)” vadeden AKP’li bir cumhurbaşkanı varlığında, hastalıklardan koruyan, hasta sayısını azaltan aşı vb. uygulamaları önceleyen bir sağlık sistemi ummak beyhude. Çözüm sandıkta.

Sağlıcakla kalın.

NOT: Aşı konusunda Türk Tabipleri Birliği yayını  “Aşı Pazarı Can Pazarı” adlı kitapçığı http://www.ttb.org.tr/kutuphane/asi_pazari_can_pazari.pdf üzerinden okumanızı öneririm.

www.evrensel.net