14 Haziran 2018 04:00

İşçilerin sorunları seçimin neresinde?

Paylaş

AKP Hükümeti, 2002 yılında iktidara geldiğinden bu yana, önemli bir bölümünün desteğini almasına rağmen işçi ve emekçilerin ekonomik, sosyal ve demokratik taleplerini dikkate almak, onların yaşadığı sorunlardan çıkmalarını sağlayacak adımlar atmak yerine, tam tersi yönde hareket etti. Çeşitli nedenlerle kendisini destekleyenlerin değil, tek başına iktidar olmasının önünü açan yerli ve yabancı sermaye çevrelerinin, patronların talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda hareket etti.

Toplumun geniş bir kesiminin ekonomide yaşanan ağır sorunlar ve dalgalanmalar nedeniyle ciddi bir borçlanma ve geçim sorunu ile karşı karşıya olduğu gün gibi açık olmasına rağmen, Erdoğan ve partisinin temsilcilerine göre Türkiye ekonomisi dünyada ‘1 numara’. Ekonomide her şey yolunda ve herkes hayatından memnun. Ekonomi ile ilgili sürekli aynı yalanları söylediklerinden, kendi yalanlarına ciddi ciddi inanmış durumdalar.

Ülke nüfusunun çok küçük bir azınlığı açısından bakıldığında kuşkusuz Erdoğan ve yakın çevresindekilerin çizdiği pembe tablonun bir anlamı var. Ancak özellikle ücretli emekçiler açısından bakıldığında tablonun hiç de iç açıcı olmadığını herkes çok iyi biliyor. Öyle ki, 24 Haziran seçimlerinde AKP’ye ve Erdoğan’a oy vereceğini söyleyenler bile ekonominin gidişatının iyi olmadığını, ekonomik göstergelerin ileride daha da kötüleşeceğini ifade ediyorlar.

24 Haziran seçimlerine sayılı günler kalmışken, seçim meydanlarında öncelikli olarak ülke ekonomisinde yaşanan gelişmeler, iç ve dış siyaset üzerinden yürütülen tartışmalar ön plana çıkıyor. Bütün bunlardan çok etkilenen işçi ve emekçi kitlelerin günlük yaşam mücadelesi, borç batağına saplanmış olmaları, her an işsizlik ve yoksulluk tehdidi altında olmaları gibi en temel sorunlar, yoğun seçim gündemi içinde yeterince yer bulabilmiş değil.

Seçim dönemlerinde işçilerin temel sorunlarının yeterince gündem olmaması, Cumhurbaşkanı adayları ve partilerin seçim vaatleri arasında birkaç başlık ile sınırlı olarak yer alması dikkat çekici. Oysa Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye’de 15 milyona yakın işçi çalışıyor ve aileleriyle birlikte değerlendirildiğinde seçmen sayısı, herhangi bir cumhurbaşkanı adayına ya da partiye seçim kazandırabilecek kadar büyük bir kitleyi temsil ediyor. Buna rağmen işçilerin yaşadığı sorunların ve taleplerinin seçime girecek partiler ve adaylar tarafından özel olarak gündem yapılması yerine, genel geçer söylemler üzerinden geçiştirilmesi, işçilerin sorunlarının seçim gündeminin neresinde olduğu sorusunu akla getiriyor.

Siyasi partiler, seçim gündemi içinde pek çok konuyu tartışıyor ve halka yönelik seçim vaatleri üzerinden seçmenlerden oy istiyorlar. 16 yıllık AKP iktidarı süresince en çok hak kaybı yaşayan, çalışma ve yaşam koşulları ağırlaşanlar ücretli emekçiler olmasına ve işçilere yönelik hiçbir somut vaatleri olmamasına rağmen hâlâ AKP ve Erdoğan’ı destekleyen bir işçi kitlesinin varlığını normal bir ‘seçmen davranışı’ olarak değerlendirmek mümkün değil.

Türkiye’de işçiler, geçtiğimiz dönemde iktidar ve patronları karşılarına alarak, bütün koşulların aleyhine olduğu en zor zamanlarda bile, siyasi farklılıklarına rağmen kendi içinde birleşip daha iyi koşullarda çalışmak ve yaşamak için harekete geçtiler, siyasi tercihlerindeki farklılıklara rağmen birlikte mücadele ettiler. En zor zamanlarında kimlerin yanlarında olduğunu, kimlerin karşılarında olduğunu mücadele içinde öğrendiler.

Geçmişte iktidar partisini destekleyen çok sayıda işçi, yıllardır şu ya da bu nedenle bir parçası oldukları, çeşitli nedenlerle destekledikleri Erdoğan ve AKP’nin aslında kimlerin çıkarlarını koruduğunu düne göre çok daha net olarak görmeye başladı. İşçilerin sorunları ve talepleri seçim sürecinde yeterince gündem olmamış olsa da, 24 Haziran’da işçilerin sandık başında vereceği karar ve yapacağı tercih, hem seçim sonuçlarını, hem de ülkenin kaderini belirleyecek en önemli etken olacak.

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa