Dur bakalım n’olacak


14 Haziran 2018 03:40

İki gün önce sosyal medyaya yansıyan 2 haber dikkat çekici.

Birinci konuşma Saadet Partili Abdullah Sevim’in konuşması. Önümüzdeki seçimin kimler arasında olacağı ile ilgili önemli tespitler içeriyor. Nokta atışlar yaparak tarafları özetliyor ve şöyle diyor. 

“Bu seçim 40 yıllık dükkanını kapatmak zorunda kalan Ali Amca ile paradan para kazanan rantiyeciler arasındadır. Şeker fabrikalarını satanla, ‘Ne olur satmayın’ diye mücadele edenler arasındadır. Çocuğu üşümesin diye saç kurutma makinesini açıp çocuğuna veren sonra da yan odada intihar eden Emine Akçay kardeşim ile yandaşlara kömür dağıtanlar arasındadır. Bu seçim bir türlü atanamadığı için intihar eden Merve Çavdar kardeşim ile devletin imkanlarını sömürenler arasındadır. Bu seçim köy yolu kapalı olduğu için hasta çocuğunu hastaneye yetiştiremeyen ve onun cansız bedenini 16 kilometre taşıyan Muharrem Taş kardeşim ile aya dört gidiş dört geliş yol yapma soytarılığını dile getiren taş yürekliler arasındadır. Bu seçim üç yüzü aşkın emekçi maden işçisi arkadaşına mezar olan Soma madeninden çıkarıldığında sedyeye binerken ‘Çizmelerimi çıkarayım mı?’ diye soran Murat Yalçın kardeşim ile ‘Böyle ölümler bu işin tabiatında var’ diyen kibir kulelerinde oturan beyefendiler arasındadır. Bu seçim mazlumla zalimin, ahı olanla ah alanların, suskun ile sesi çok çıkanların, Allah’a kul olmak dışında hür olanlarla güce, makama, şöhrete tapanların seçimi olacaktır.”

İkinci konuşma uzaklarda, okyanus ötesinde yapılıyor.

Yer ABD’nin New York’u. Bir ödül töreni. Salon iyi giyimli kadınlar erkeklerle dolu. Sahnede önemli bir aktris Robert De Niro. Mikrofonu alıyor ve ilk cümlesi yazılamayacak türden, sinkaflı Adana usulü. ABD Başkanı Trump’a selam niteliğinde. “F… Trump”. Sonra susuyor. Önce salonunun birkaç yerinde ufak tefek alkışlar. Sonra alkışlar çoğalıyor. Birkaç sıra, birkaç blok. De Niro söyleyeceğinin tamamını söylemiş gibi halen susuyor. Alkışlar tüm salonu kaplıyor. Sonra ayağa kalkanlar. Kadınlar, erkekler hepsi ayakta “F... Trump’ı” alkışlıyor. Bilmiyorum o sırada kameralar çekimde mi? İstihbarat örgütleri tespitte mi? Trump’a bağlı hakimler, ABD mahkemeleri ayakta alkışlayanların emdiği sütü burunlarından getirecekler mi?

Ben, Trump ne diyecek. Asacak kesecek mi? “ABD Başkanına hakaret edenler müebbetle yargılanacaaaak. Bunların hepsi dış mihrakların piyonu” diye bağıracak mı? diye bekliyorum.

Seçimler Abdullah Sevim’in ve hepimizin beklediği gibi sonuçlanırsa De Nirovari bir çıkışa gerek kalmayacak. Tersi olursa, ABD’den daha özgürlükçü olacağı iddia edilen yeni sistemimizde De Nirovari çıkış yapanlara bir şey olmayacak.

Dur bakalım ne olacak?

www.evrensel.net