Hipokrat’a toslamak Sağlık Bakanlığı ve seçimler


23 Mayıs 2018 04:15

Sağlık Bakanlığının son uygulamaları ‘Bakanlık hekimler arasında din, dil, ırk (etnik köken), politik aidiyet farkı mı gözetiyor’ sorusunu usa düşürecek kadar sarih.

Önümüzdeki ay yüzü aşkın tıp fakültesinde yeni mezun binlerce hekim “Hipokrat Yemini”nin güncel versiyonu ile mesleğe ilk adımlarını atacak. Aynen geçmiş yıllarda olduğu gibi. Ama zihinlerinde bir soru: ‘Ya zorunlu hizmet atamasında Bakanlık din, ırk, politik aidiyet farkı gözetmeye devam ederse?’

Türkçede “Ağızdan çıkan lafın nereye gideceğini bilmeden konuşmak” gibi bir deyim var. OHAL döneminin ana özelliklerinden birisi de ‘İşin nereye uzanacağını bilmeden yaptım/oldu’ demek olsa gerek. ‘Ataması yapılmayan doktorlar’ anahtar cümlesi ile Google misali arama motorlarında kısa bir yolculuğa çıkacak olursanız karşınıza şu cümleler çıkar: “Ataması yapılmayan doktorların yüzde 90’ı Kürt veya sol görüşlü”. Özeti kamuoyu ve onun bir parçası olan basın, Sağlık Bakanlığının hekimler arasında göreve atama yaparken “Din, ana dil, etnik köken, politik aidiyet farkı” gözettiği algısına sahip.

Oysa önümüzdeki ay doktorlar mezuniyet törenlerinde “Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak; Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma, görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime,..” diye ant içecekler. Sahi Sağlık Bakanlığı tehlikenin farkında mı? Kendisi atamalarda “etnik köken, inanç, politik düşünce” ayrımı gözettiği algısı yaratan bir kurumun, hekimliğe tarihin derinliklerinden miras ‘Hastasıyla arasına etnik köken, inanç, politik düşünce girmesine izin vermeme’ yükümlülüğünü sabote ettiğini söylemek abartı olmasa gerek.

Kısa bir hatırlatmada yarar var. Doktorların zorunlu hizmeti diğer meslek gruplarına farklı. İster özelde ister kamu tıp fakültelerinden mezun olsun tüm hekimler hem yeni mezun olduklarında hem de uzmanlıklarını aldıktan sonra belli bir süre devlet kurumlarında çalışmak zorunda. Eğer zorunlu olarak devlet sağlık kurumlarında görev yapmazlarsa özel sektörde çalışmaları hatta muayenehane açmaları hasılı Türkiye’de hekimlik yapmaları yasak. Bu yeni bir konu olmayıp ‘12 Eylül faşizminden’ miras. Farklı olan son iki yılda tüm yeni mezun hekimlerin OHAL gerekçe gösterilerek güvenlik soruşturmalarından geçirilmesi. Üstelik bu ek bir cezalandırmaya dönüştürülmekte. Geçtiğimiz yıl 1000’i aşkın doktorun ataması bir türlü yapılmadı. İçlerinde bir yılı aşkın bekleyenler oldu. Düşünün ki altı yıl okumuş, hekim olmuş, bir yıl geçmiş hâlâ güvenlik soruşturması sonuçlanmadığı için ataması yapılmadı. Yetmedi, içlerinden yüzlercesi göreve başlamadan görevden atıldı. Dahası, Tıpta Uzmanlık Sınavını (TUS) kazananların asistanlıklarını yaktılar. Yani hem çalışma haklarını, hem eğitim haklarını gasbettiler.

Zorunlu hizmetlerini yerine getirmedikleri için doktorluk yapamayan, özel hastanelerde çalışamayan, işyeri hekimliği sertifikaları onaylanmadığı için işyeri hekimliği dahi yapamayan, ihtisas kazansalar bile başlayamayan genç doktorlar! Gerekçe? “ilişkide bulunduğu çevreler” , “Öğrenciyken bir konsere veya basın açıklamasına katılmak” gibi istihbarat notları... Ceza aldıkları bir dava yok, süren veya açılmış davaları yok!

Sen kalk “Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma,” diye bu ülkede yeni mezun tüm hekimlere yemin ettir, sonrasında bu genç hekimlerin bakanlık olarak “Eğitim, çalışma hakkı başta olmak üzere insan haklarını ve bireysel özgürlüklerini çiğne!..

OHAL’i ‘fırsata çevirerek’ AKP kendi hekimini yaratıyor. Ama nasıl? Demokrasinin, temel insan haklarının uzağına savrulmuş her dönem / ülke benzer yola koyuldu tarihte. Misal, Hitler Almanyası’nda ‘Nazi doktorları’ başroldeydi. Sonuç iflah olmaz insanlık suçları...

Diyelim ki bir tıp doktoru hastaları arasında ayrım yaptı,etnik/inanç veya politik aidiyet farklılıkları üzerinden bazı hastalarını tedaviyi reddetti. Mağdurlar da Sağlık Bakanlığına bu suçu şikayet ettiler. Şimdi kamuoyunda bu doktorları atarken “etnik/inanç veya politik aidiyet farklılıkları üzerinden atama yaptığı” kanaati gelişmiş bu Sağlık Bakanlığı mı adil bir soruşturma düzenleyecek? Kim inanır?

İşte böyle bir ahvalde ülke yeniden seçime hazırlanıyor. Partiler milletvekili adaylarını açıkladılar. İçlerinde seçilebilir sıralardan aday olmalarının ötesinde tabip odaları ve SES’te yönetim kademelerinde de bulunmuş çok sayıda sağlıkçı var. Meclisin, sağlıkçı olmanın ötesinde kendi alanlarındaki sendika ve meslek odalarında yöneticilik yapmış bu adaylara çok ihtiyacı var. Bu bağlamda ilk anda gözüme ilişenler şunlar: Diyarbakır’dan HDP 1. ve 2. ve 6. sıra adayları Dr. Selçuk Mızraklı (Eski Diyarbakır Tabip Odası Başkanı), Salihe Aydeniz (Eski Diyarbakır SES Sendikası Eş Başkanı), Dr. Semra Güzel (Diyarbakır Tabip Odası Mevcut Eş Başkanı), HDP Batman 1. ve 3. sıra adayları Dr. İdris Baluken (Diyarbakır Tabip Odası Eski Yönetim Kurulu Üyesi) ve Dr. Necdet İpekyüz (Eski Diyarbakır Tabip Odası başkanlarından ve TTT Merkez Konsey üyelerinden), Kocaeli 1. sıra HDP Adayı Prof. Dr. Ömer Faruk Gergerlioğlu (Mazlumder Eski Başkanı), Bursa CHP 4. sıra adayı Prof. Dr. Kayıhan Pala (Eski Bursa Tabip Odası Başkanı), Hatay CHP 5. sıra adayı Riyat Kırmızıoğlu (Hatay Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi), Muş 1. sıra HDP adayı Gülistan Koçyiğit (Eski SES İzmir Şube Sekreteri), Gaziantep 2. sıra HDP adayı Bedriye Yorgun (eski SES eş başkanlarından), Manisa 1. sıra CHP adayı Özgür Özel (Eski Manisa Eczacı Odası başkanı), Ardahan HDP 1. sıra adayı Dr. Taşkın Aktaş, Mersin HDP adayı Dr. Rıdvan Turan, Antalya HDP adayı Erdal Gilgil ve Urfa HDP adayı Rosa Yazmacı. Bu arada kendisi sağlıkçı olmasa da bir de uzun yıllar Türk Tabipleri Birliği (TTB) başkanlığı yapmış Füsun Sayek ve eski TTB Merkez Konsey Üyesi İskender Sayek hocalarımızın kızları İzmir CHP adayı Selin Sayek Böke’yi anmamak olmaz. Tümüne ve adını ilk anda fark edemediğim tüm sağlıkçı milletvekili adaylarına başarılar diliyorum. Diyeceksiniz ki ya AKP ve MHP? Yanıtı basit: Onlar Hipokrat’a toslayanlarımız.

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net