21. şampiyonluğun hikayesi: Terim harcı


21 Mayıs 2018 04:09

Bitime 7 hafta kala Gençlerbirliği deplasmanında alınan yenilgi, pek çok Galatasaraylının şampiyonluk umutlarına darbe vurmuştu. Cimbom hâlâ avantajlıydı ama deplasmanlarda bir türlü beklenen seviyeye çıkamıyordu. Üstelik kalan 6 haftada birbirinden zorlu maçlar oynanacaktı. O gün Başakşehir 59 puanla lider, Galatasaray 57 puanla ikinci, Beşiktaş 56 puanla üçüncü, Fenerbahçe 54 puanla dördüncüydü. Fikstürün ve tecrübemizin söylediği tek bir şey vardı: “Galatasaray’ın şampiyon olabilmesi için tüm maçlarını kazanması lazım.”

Ancak Fatih Terim’in çift santrfora dönüp kaybettiği üçüncü deplasmanın sonu, böyle bir inanca sahip olabilmek için uygun bir an değildi. Twitter’da o akşam yaptığım ankete katılanlar da bu hissiyattaydı. Yüzde 34 “Şampiyon Beşiktaş olur” diyordu.

Derken Twitter’a bu kez bir video düştü. Galatasaraylı taraftarlar mağlubiyete rağmen takımı havalimanında karşılamış, en büyük teveccühü de “Öyle şeyler yaşattın ki…” tezahüratıyla Fatih Terim’e göstermişti. Otobüsün en ön sırasında oturan Terim’in gözlerinin dolduğu görülüyordu.

2 saat önce şampiyonluk umudu azalan pek çok Galatasaraylı için bu bir dönüm noktasıydı. Galatasaray’ın son dönemeçte pek çok kez yaptığı gibi tüm maçlarını kazanıp şampiyon olacağına dair inanç yeniden yeşermişti.

Nitekim iç sahadaki Başakşehir ve Beşiktaş maçlarında alınan galibiyetlere deplasmandan çıkarılan 3 puanlar eşlik etti ve Cimbom nihayetinde 21. şampiyonluğunu ilan etti. Bu, Fatih Terim’le 9 sezonda kazanılmış 7. şampiyonluktu.

CİMBOM’UN EBEDİ RUH HALİ: TERİM YOKSA HER ŞEY EKSİK

Galatasaray’da sezon başından beri kaçınılmaz olduğu görülen bir şey vardı: Fatih Terim’in Igor Tudor’un yerine takımın başına geçeceği. Yazın yaşananların ardından Terim’in milli takımdan ayrılacağı belliydi. Tek soru işareti Tudor-Terim değişikliğinin kaçıncı haftada yaşanacağına dairdi. Sezon başında yine Twitter’da yaptığım ankette Tudor’a en fazla Fenerbahçe maçına kadar süre vermiştim. Ancak o, elindeki güçlü 11’den yararlanmayı -fikstür avantajının da etkisiyle- bildi ve Galatasaray’ı uzun süre zirvede tuttu. Galatasaray’da Fatih Terim yaşadığı sürece değişmeyecek bir gerçek var. Terim boştaysa, mevcut teknik direktörün koltuğu “emanet”tir, risk altındadır. Taraftarı, camiayı zor anlarda o teknik direktörün arkasında durmaya ikna etmek imkansıza yakındır. Taraftarın Terim’e bakışı “Sen yoksan her şey eksik, sen varsan her şey tamam”dır. Bir başka deyişle Gençlerbirliği yenilgisini Tudor alsaydı havalimanındaki o karşılamaya tanık olamazdı. Fatih Terim’in varlığı taraftarı, camiayı, futbolcuları şampiyonluk hedefine kilitleyen bir harçtı.

OYUN KALİTESİ YÜKSELMEDİ, AKLI VE ZİHİNSEL SAĞLAMLIĞI ARTTI

Şampiyonluğu getiren kilit faktör de bu oldu zaten. Yoksa 21. şampiyonluğun sırrı Galatasaray’ın Fatih Terim’le oyun kalitesini yükseltmesi değildi, böyle bir şey hiç olmadı. Zaten bunu 17. haftada takımın başına gelen hiçbir teknik direktör başaramaz. Bir teknik direktörün takımına damga vurabilmesi için yıllar gerekir.

Elbette Terim’in saha içine kattığı önemli avantajlar da vardı. Her şeyden önce Ndiaye’nin satılmasına rağmen “bitik” görülen Ryan Donk ve Selçuk İnan’dan verim alması, Garry Rodrigues’in özgüvenini yükseltmesi, Nagatomo transferinde ısrarcı olması, Sinan Gümüş’ü kafaca hazır hale getirmesi personel bakımından sarı kırmızılıların handikap yaşamamasını sağladı.

İkincisi yıllardır büyük maçlarda dökülen Galatasaray’a 4 kritik maçta gol yemeden(Kucka’nın son saniyede yarı sahadan attığı golü saymazsak) 10 puan kazandırdı. Gençlerbirliği maçı sonrası çıkılan deplasmanlarda takımı iyi oyuna olmasa da galibiyete taşımayı bildi.

SOSYAL MEDYASI USTACA KULLANILDI

Sosyal medyayı çok iyi yönetti, ‘Nerde kalmıştık’tan #Konsantrasyon’a camiayı en uygun anlarda hizaya sokan, coşturan, umutlandıran tweet’lerle bu alanda da -belli ki ekibiyle- gözden kaçırılmaması gereken önemde bir iş yaptı.

EN OLGUN TERİM’Dİ

Açıklamaları ve saha içerisindeki tavırlarıyla belki de futbol kariyerinin en olgun 6 ayını geçirdi. Tabii, yeniden bir şey ispat etmesi gereken insan olma psikolojisi bunda etkili olmuştur. Bunu seneye test edeceğiz.

Sezon başından beri vurguladığım gibi Galatasaray, berbat geçen 2 yıl, ekonomik durum ve harcadığı para göz önüne alındığında şampiyonluğun olmazsa olmaz olduğu bir sezonda mutlu sona ulaştı. Taraftar desteği olmayan Igor Tudor ve Dursun Özbek’in vedaları bunu mümkün kılsa da en ufak bir rehavet işleri tersine döndürebilir. UEFA’yla yapılan anlaşma bu bakımdan önemli.

Terim’in Göztepe maçı sonrası Şampiyonlar Ligi’ne dair yaptığı “Bilin bakalım kim geldi” paylaşımının yönetime bir mesaj olduğu açık. Ancak şu mali tabloda Galatasaray’ın UEFA tarafından böyle bir denetime alınması belki de kulübü kurtaracak. Artık Terim’den beklenen yıllardır suskun olan Galatasaray altyapısından takıma oyuncu kazandırması olmalı.

AYKUT KOCAMAN BAŞARILIYDI AMA DİNLENMELİ

İkinci Fenerbahçe, yetersiz kadrosuna, camiadaki parçalı tabloya, Aykut Kocaman’la yaşanan gelgitlere rağmen 72 puanla Şampiyonlar Ligi ön elemelerine bilet alarak önemli bir iş yaptı.  Son 10 maçta alınan 9 galibiyet takdire şayandı. Tüm bunları göz önüne alınca Aykut Kocaman’a “başarısız” demek insafsızlık olur ama Kocaman sezonun ilk maçından bu yana anlaşılmaz bir basın toplantısı performansı sergiledi ve sürekli mazeret bulan, şanssızlığa sığınan, rakipleri hakkında kimi zaman saygı sınırlarını aşan bir profil çizdi. Kocaman’ın, sürekli maruz kaldığı “kazanmaya odaklı” futbol atmosferi sebebiyle sinirlerinin yıpranmış olması -bir profesyonel olsa da- doğal. Bu yüzden önümüzdeki sezon dinlenmesi onun için daha iyi olabilir.

BEŞİKTAŞ’A BAŞARISIZ DENEBİLİR Mİ?

Dördüncü Beşiktaş, sezon başındaki şampiyonluk adayımdı. Kafamdaki soru işaretleri ise Fatih Terim’in Galatasaray’ın başına geçmesi ihtimali ve siyah beyazlıların yaşaması muhtemel zihinsel yorgunluktu. Nitekim bu iki unsur, Şenol Güneş’in öğrencilerinin geri düşmesinde önemli rol oynadı. Yine de unutulmaz bir Şampiyonlar Ligi performansı ve başarısına imza atıldı. Şenol Güneş de Aykut Kocaman gibi “futbol atmosferinin mağdurları”ndan biri olarak zaman zaman hayal kırıklığına uğratan açıklamalar yaptı. Ancak sezon sonunda TFF’nin başrolü oynadığı tiyatroda maruz kaldıkları üzücü ve utanç vericiyidi.

BAŞAKŞEHİR SEVİLEMEDİ

Belki de ligin en alternatifli kadrosuyla mücadele eden Başakşehir, büyük takım atmosferine sahip olmamanın bedelini ödedi. Hep Fenerbahçe’ye atfedilen “En popüler ama aynı zamanda en sevilmeyen” takım sıfatının sadece ikinci kısmını yüklenerek bu maratonu nihayete erdirmek kolay değildi. Onlar da Arda Turan transferi gibi yanlış hamlelerle şampiyonluk şanslarını azalttılar.

www.evrensel.net