İsrail'in ‘canını acıtacak’ önlemler alabilecek tek ülke Türkiye'dir!


17 Mayıs 2018 04:54

Havuz medyasına bakarsanız, İsrail’e en sert tepki Türkiye’den yükselmektedir. Bunun kanıtı olarak da Erdoğan’dan başlayarak, yetkililerin İsrail ve ABD hakkında “sert suçlamalar” yapmaları gösteriliyor.

Oysa öbür taraftan bakıldığında, Türkiye İsrail’le ekonomiden askeriyeye, turizmden enerjiye pek çok konuda çok yönlü ilişkiler içinde olan tek bölge ülkesidir. Zaman zaman gürültülü tartışma yapmaları, karşılıklı büyükelçileri kovup geri çağırmaya varan “sertleşmelere”, “kayıkçı dövüşü” mahiyetindeki itip kakmalara karşı, Türkiye-İsrail ilişkileri hep sürüp gitmiştir. 

‘KAYIKÇI KAVGASI’ TADINDA BİR SERTLİK!

Ünlü “One Munite” krizinde bile Türkiye ile İsrail arasındaki ticaretin artarak sürdüğünü iki tarafın yetkilileri de itiraf etmişti.   

Nitekim, Cumhurbaşkanı Londra’dan, “İsrail devleti terör devletidir”, “İsrail soykırım yapmıştır” derken, Ankara’da İsrail’in Gazze katliamını protesto etmek için “özel olarak” toplanan TBMM Genel Kurulunda HDP’nin, “İsrail’le yapılan bütün anlaşmaların”, CHP’nin ise “Mavi Marmara anlaşmasının” iptal edilmesini isteyen önergeleri, AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedilmiştir.

Başbakan Yıldırım; “İslam ülkeleri İsrail’le ilişkilerini gözden geçirmelidir” diyor ama Türkiye, Mısır ve Ürdün dışındaki  İslam ülkelerinin İsrail’le diplomatik ilişkisi bile yok.(*) Örneğin Suudi Arabistan elbette ki, İsrail’le son yıllarda daha sıkı bir ittifak içindedir, ama bunun resmiyeti yok. Bu yüzden de Başbakan Yıldırım’ın çağrısının pratikte bir karşılığı yok!

Peki Başbakan bunu bilmez mi?

Herhalde biliyordur; koca Başbakan bilmez mi?

Eğer biliyor da böyle konuşuyorsa kamuoyunu uyutmak üzere, “Dostlar alışverişte görsün” kabilinde konuşuyordur. Yok eğer “bilmeden” ortalığa konuşuyorsa, bu daha da kötüdür!

Kısacası İsrail’in “Canını acıtabilecek” önlemler alabilecek tek İslam ülkesi Türkiye’dir. Ama Başbakan ve partisi İsrail’le yapılan anlaşmaların iptal edilmesine karşı çıkmaya devam ederken, “İslam ülkelerini İsrail’le ilişkilerini gözden geçirmeye” çağırarak, “Topu taca atmayı” tercih etmektedir.

KATLİAM BAHANE SEÇİM KAMPANYASI ŞAHANE!

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hükümetinin asıl olarak İsrail’in canını acıtacak ekonomik, siyasi, askeri anlaşmaları iptal etmekten çok; İsrail’i hiç de rahatsız etmeyecek olan mitinglerle tepki göstereceği anlaşılmaktadır.

Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan, Londra’dan Hükümetin İsrail’e karşı organize ettiği tepkilerden söz ederken; “3 gün yas, Tel Aviv ve Washington büyükelçilerinin ‘İstişare için çağırılması’, TBMM’de özel toplantı, İİÖ’nün olağanüstü toplantıya çağırılması, cuma günü Yenikapı’da büyük bir miting, pazar günü Diyarbakır’da miting ve sonrasında da mitinglerle devam edilmesi” biçiminde bir “program” sundu. 

Erdoğan’ın sözünü ettiği, mitingler dışındaki tepkiler bir “protokol babında”, rutin tepkiler olarak diplomatik bir anlama sahip. Mitingler ise, zaten katliamın arkasından sokağa çıkan çeşitli çevrelerin çağrısıyla yapılan yürüyüş ve protesto gösterileri olarak sürüyor.

Ama yarın Erdoğan ve Hükümeti Yenikapı’da büyük bir miting yapacak.

Başbakan Yıldırım, Yenikapı’da yapılacak mitingi, şimdiden “15 Temmuz sonrasında yapılan “Yenikapı ruhunun devamı” olarak göstererek, aslında mitingin Filistinlilere destekten çok AKP’nin seçim kampanyasının bir dayanağı olarak değerlendirileceğini açıkça ifade etti. Hele de ikinci mitingin pazar günü Diyarbakır’da yapılacak olması ve sonra da mitinglere devam edileceği yaklaşımı, bu mitinglerin 24 Haziran seçim kampanyasının dayanağı olarak kullanılacağını da göstermektedir.

MUHALEFET ‘YENİKAPI’DA İKİNCİ OYUNA GELMİYOR

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yapılan “Yenikapı mitingi”ni, iktidarın “Yenikapı ruhu” adında kendi amaçları için kullandığının acısını çeken muhalefet partileri, AKP propagandasının Gazze Katliamı’nı, “Allah’ın bir lütfu” olarak değerlendirmeye hazırlandığından ciddi şüpheleri vardır. Nitekim Saadet Partisinin Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Temel Karamollaoğlu, “Hükümet miting makamı değil icraat makamıdır” diyerek, Hükümetin mitingle tepki göstermesine karşı çıkıyor. SP’nin cuma günü yapılacak mitinge katılmayacağı da belirtiliyor.
HDP’nin ve CHP’nin de bu mitinge katılmayacağı biliniyor.

Demek ki, önceki “Yenikapı ruhu” propagandasından ders çıkaran muhalefetin bir kez daha oyuna gelmeyeceği (HDP o zaman da Yenikapı mitingine katılmamıştı) anlaşılıyor.

Nitekim dün Başbakan Yıldırım, Erdoğan’ın “İsrail katliamını protesto mitingi” diye ilan ettiği mitingin AKP’nin “Seçim startını vereceği miting” olacağını söyleyerek, Erdoğan’la çelişen bir açıklamada bulundu. 

Dolayısıyla, “Yenikapı ruhu” istismarcılığının AKP’ye bir fatura çıkaracağı; bu sefer muhalefetin istismara izin vermeyeceği anlaşılıyor. 

Ancak bu, AKP’nin, Filistin’deki katliamı istismar ederek muhalefeti sindirmek ve halkın dikkatini başka noktalara çekmek için bu propagandayı kullanmayacağı anlamına gelmiyor.

(*) Bosna ve Arnavutluk’un da İsrail’le resmi ilişkisi var ama bunların olup olmaması İsrail’i etkileyecek ilişkiler değil. 

www.evrensel.net