Adsız millet!


17 Haziran 2011 10:23

Melih Aşık önceki gün Milliyet’teki köşesinde “Adsız millet!” başlığını kullandı.
İnsan ilk anda doğal olarak bu başlığın Kürtler için atıldığını, Kürt milletinin inkarı ve asimilasyonuna yönelik on yıllardır uygulanan politikalardan söz edildiğini düşünüyor.
Seçim sonuçlarının değerlendirildiği, Anayasa ve Kürt sorununun tartışıldığı bir dönemde, ilk akla gelen bu oluyor.
Türkiye’de yaşıyorsanız ve adsız bir milletten söz ediliyorsa, insanın aklına başka türlüsü gelmez. Dahası bir çok millet, milliyet ve azınlık gelir de, bunun Türkler için söyleneceği, yazının Türkler için duyulan böylesi bir kaygıyı söz konusu edeceği akla gelmez.
Ancak yazıyı okumaya başlayınca Aşık’ın derdinin başka olduğunu anlıyorsunuz.
Aşık Kürtleri inkara ve yok saymaya devam ederken, Türklerin durumundan kaygı duyduğunu dile getiriyor.
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’na veryansın eden Aşık, onların ‘Türk milleti’ demediklerinden, ‘Türk’ demekten kaçındıklarından, seçim bildirgelerinde ve mitinglerde Türk milleti demekten ve yazmaktan, Başbakanın ümmetçi yaklaşımdan dolayı Türk demekten kaçındığından söz ediyor.
Ben de Başbakan Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun bu sorunlar karşısında hiç de iç açıcı bir yaklaşıma sahip olmadıklarını düşünüyorum.
Bu konuda her iki parti lideri için de çok şey söylenebilir. Hastalıklı devlet yaklaşımının giderek tüm toplumu etkisi altına aldığı gerçeği orta yerdeyken, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’ndan başka ne beklenebilir ki?
İnkarcı tutum, yok sayma, bireysel haklarla sınırlı bir yaklaşım sergileme, “İsterlerse kendi dillerini öğrenebilir, kullanabilirler”  yaklaşımı ikisinde de var.
İkisi de bir birinden farklı geleneklerden, kültür, aile ve sosyal çevreden gelen, farklı siyasi şekilleniş içinde olan isimler olmakla beraber, Kürt sorunu karşısındaki tutumları üç aşağı beş yukarı aynı.
İkisinin de ortak özelliği Kürt sorunu karşısındaki ulusal inkar tutumudur.
Birbirlerinden farklılıklarına rağmen, her ikisi de Kürt milletinden söz ederken, Kürtleri Türk milleti olarak tasnif etmektedir.
Yani tıpkı Melih Aşık gibi, düşünüyorlar.
Aşık, sözünü ettiğimiz yazısında Kürtlerin inkarına ilişkin devlet tutumunu bir kez daha kendi fikri olarak dile getirerek, bunu gösteriyor.
Şöyle yazıyor; “Kürt kimliğini elbet kabul edeceğiz. Kürtlerin yıllardır yok sayılmaktan doğan tepkilerini de anlıyoruz. Ancak Cumhuriyet, Türk sözcüğünü, ırkın değil “Türkiye’ye vatandaşlık bağıyla bağlı herkesin adı” olarak tescillemiştir. “Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına, Türk Milleti denir” der Atatürk... Her milletin bir adı olur. Bu milletin adı da Türk’tür”
Aşık Türkler için kaygılanırken, 15-20 milyon Kürt’ü yok saymakta bir yanlışlık görmüyor. Kürtlerin taleplerinden, ana dilde eğitimden, Kürtçenin kamuda kullanımı, bölgesel demokratik özerklikten söz etmiyor. Tıpkı Erdoğan ve Kılıçdaroğlu gibi davranıyor. Türklerden bir etnik grup gibi söz edilmesi bile Aşık’ı rahatsız etmeye yeterken, Kürtlerin Türk sayılması, Atatürk referans gösterilerek olağan sayılıyor.
Aşık, Türkiye’de Türklerden başka bir milletin varlığını kabul etmiyor. Türkçe bilen ve adı Türkçe olan herkesin Türk olduğuna hükmederek şöyle devam ediyor;
“Noktayı koyarken Sayın Tayyip Erdoğan ve Kemal Kılıçdaroğlu’na soralım:
- Siz hangi millete mensupsunuz?
Nedir mensup olduğunuz milletin adı?
Kendilerine doğru yanıt için ipucu da verelim: Adınız Türk adı.. Diliniz Türk dili... Yaşadığınız ülkenin adı Türkiye yani Türk ülkesi... Bilin bakalım siz hangi millettensiniz?”
Sayın Aşık, “Adsız millet” olarak Kürtlerden söz etmediği ve tam hak eşitliğini tüm uluslar için savunmadığı sürece, Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’ndan farklı düşünüyor olduğunu sansa da aynı yerde buluşmaktan kaçınamayacaktır.

evrensel.net
www.evrensel.net