Emperyalizm ve siyonizm alçaklıktır!..


16 Mayıs 2018 04:50

Emperyalizm tabii ki yalnızca alçaklık değil, ama özel bir tür alçaklıktır.

İşçilerin iliğine kemiğine kadar sömürülmesiyle yetinmeyip dünya halklarının emek-ürünü ve doğal bütün yer altı ve yerüstü zenginliklerinin yağmalanmasına dayalı tekelci kapitalist alçaklıktır. Buradan, terör makinesi olan burjuva devletin işkence ve soykırımlar da içinde olanca zulmü ve zorbalığı türer, türemiştir.

Yanına kalmamış, yeni 63. yıl dönümünü kutladığımız 8 Mayıs 1945’de faşizm ininde boğulmuştur, ancak Alman Tekellerinin En Gerici ve Saldırgan Sözcü ve Temsilcisi Hitler ve NAZİZMin insanın kanını donduran zulüm ve zorbalığı bilinir. Alman ırkının saflığı ve üstünlüğünü gerçekleştirme bahanesiyle tekellerin 1000 yıl sürecek egemenliği adına açtığı dünya savaşında 50 milyon insanın ölümüne neden olmuş, komünistlerle Yahudiler başta olmak üzere binlerce kişiyi toplama kamplarının fırınlarında yakmıştır.

İşte bu zulmün mağduriyetini bir nebze olsun gidermek üzere ata yadigarı topraklar üzerinde BM’nin olur verdiği Yahudilerin devletleşmesi, bu kez tersten bir ırkçılığın dayanağı kılınmıştır. Mağduriyet istismar edilerek girilen Yahudi ırkçılığı = siyonizm yolunda varılan nokta, Yahudi kanı içen Hitler’inkinin bir benzeridir: İsrail siyonizmi, on yıllardır dökmekte olduğu Filistin halkının kanına doymak bilmemektedir!

Özel girift ilişkilere sahip olduğu Amerikan emperyalizminin Ortadoğu’daki birincil müttefiki olarak, en başta ondan güç ve destek alan İsrail siyonizmi perva tanımamaktadır. Rockefeller, Morgan, Dupont gibi Yahudi-Hıristiyan kökenli mali sermaye grupları ABD’yi yönetirlerken, İsrail’e sağladıkları sonsuz destekle, siyonist saldırganlığın başlıca müsebbiplerindendirler.

Damadının aile ilişkileriyle İsrail siyonizmiyle dolaysız bağa sahip Trump’ın şefliğinde Amerikan emperyalizmi aylar öncesinden elçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıklayarak hançerini Filistin halkının kalbinin orta yerine saplayacağını ilan etmişti. Bu, Kudüs’ün siyonizmin başkenti olarak tanınması kararı, İsrail devletini olanaklı kılan 1947 tarihli BM kararının da çiğnenmesidir. Çünkü o karar iki devletli bir çözüm öngörmüştür. Özel statüye sahip Kudüs’ün doğusu Filistin’in olacaktı.

Filistinliler, 1948’in 14 Mayısı’nı 15 Mayıs’a bağlayan gece tek taraflı olarak İsrail devletinin kurulduğu açıklamasını tanımadılar ve o günü Nakba (Felaket) Günü olarak ilan ettiler. O gün bugündür, her yıl lanetlerler.

Alçaklığın boyutu oradadır ki, Trump elçiliğinin Kudüs’teki açılışını tam da Nakba Günü’ne denk getirmiştir! Anlamı da, mesajı da özeldir: Filistin’i ancak İsrail siyonizminin kölesi olarak tanıyorum! Ne kendi kaderini tayin etmeye hakkı var Filistinlilerin, ne de barış içinde yaşamaya!

Doğal olan gerçekleşti ve Filistinliler ABD’nin bu kararını olduğu kadar Kudüs’te elçilik açmasını kitlesel biçimde protesto etmek üzere gösteriler düzenlediler. İnsanlık dışı son siyonist alçaklık Filistinli göstericilerin üzerine sadece gaz bombası değil, kurşun yağdırılmasıyla gerçekleştirildi: Asıl Gazze ve gösterilerin sonradan başladığı Batı Şeria’da 58 Filistinli katledildi, çoğu ağır 2 bin 770’den fazla yaralı var.

Obama’nın görece eleştirel yaklaşımının ardından Trump’ın Kudüs’e elçilik açma kararı ve İsrail’e yeniden sossuz kredi açmasının, Amerikan emperyalizminin Ortadoğu’ya yeniden yüklenmesiyle dolaysız bağlantısı var. Anlaşılan o ki, stratejilerin, Ortadoğu’yu ikinci plana itip ABD’nin askeri siyasal stratejisinin ağırlık merkezini Asya-Pasifiğe kaydırdığı yolundaki değerlendirmelerini fos çıkararak, Trump Çin’le kapışmasını erteliyor. Ama K. Kore’yi “haydut devlet”likten çıkarıp onunla (tabii ki Çin’le) görüşmelere yönelirken bu kez nükleer anlaşmasını bozduğu İran “haydut devlet”liğe terfi ettiriliyor ve yanındaki ve arkasındaki Rusya ile “hesaplaşma”ya öncelik veriliyor. Suudilerle İsrail bu çerçevede önem kazanmış durumda.

AKP ve yandaşlarıysa Kudüs ve Filistin sorununu hala Müslüman-Yahudi sorunu olarak gösteriyor. Siyasal İslamcı tekelci gericiler bir yandan ABD ve İsrail’le iyi ilişkilerini sürdürüp bozmaya yanaşmazken bir yandan da İslami ajitasyon yapıyorlar. Oysa Filistin’in Denizler zamanındaki gibi pratik politik desteğe ihtiyacı var!

www.evrensel.net