Aydınlanmanın ışığı: Hemşireler


16 Mayıs 2018 04:50

Ülke, yeni bir seçim sathına daha giriyor. Çok değil üç yıl önce 5 Haziran seçimlerinde bu topraklar tarihindeki en fazla kadın milletvekili adayına tanıklık etmişti.

1930 yılından başlayarak çıkarılan bir dizi yasa ile kadınlar önce yerel seçimlerde ardından milletvekilliği için aday olabildiler.

Evleri kadınlar için yarı açık cezaevine evirmiş bir zihniyetin yeşerdiği bir coğrafyada çok dönüştürücü bir merhaleydi bu. Aynen 5 Haziran 2015 seçimlerindeki görece kadın hamlesi gibi.

Ama bugün aday olmuş / seçilmiş kadınlardan değil, aydınlanma sürecinde zihinleri yaşamın içinden dönüştüren bir başka meslek grubundan bahsedeceğim: Hemşireler. Toplumun bu günlere hazır oluşunda onların emeği büyük. Onlara müteşekkiriz, borçluyuz, bir o kadar da mahcup: Ne yazık ki TBMM yeterince kadınlaşmadan hemşirelerin birikmiş sorunlarının giderilebileceğine dair ufukta bir emare yok.

Yüzyılı aşkın bir zamandır kadınların gece ve gündüz, bazen bir hastanede bazen bir dağ köyünün sağlık evinde tek başına, ailesinden uzak çalışabileceğini, kentlisinden köylüsüne tüm topluma gösterdi hemşireler. Kız çocuklarının bakkala dahi gönderilmediği uzun geçmişimizde çok dönüştürücü rolleri oldu hemşirelerin. Başlangıçta muhafazakar iklimin bu rolü kabulü çok kolay olmasa da zaman içinde taşlar yerli yerine oturdu. Özellikle 1970’li yılların sonunda ‘Tam Gün Yasası” sürecinde artan maaşları yoksul muhafazakar kesimin tutumunu değiştirdi, kız çocukları hemşirelik üzerinden bazen “ailenin kurtuluş umudu” haline geldi. Derken 12 Eylül faşizmi son noktayı koydu : “Ne demek bir hemşirenin kaymakamdan fazla maaş alması!”

Tüm bunlara karşın hemşirelik kadın emeğinin görünmezliği bağlamında özgün bir örnek. Aynen evdeki kadın emeğinin görmezden gelindiği gibi. Çünkü özünde bir “bakım emeği”dir!

Günümüzde ise hemşireliğin sorunları devasa boyutlarda. Türk Tabipleri Birliğinin (TTB) de belirttiği üzere “Yıllardır Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın ağırlaştırdığı çalışma koşullarında, (kimi zaman) güvencesiz olarak, yoğun emek ve ücret sömürüsü altında, şiddet tehdidine maruz kalarak çalışmak zorunda bırakılıyor hemşire arkadaşlarımız.” Üstelik yakın gelecek daha da sıkıntılı olacağa benziyor. Şehir Hastaneleri üzerinden 25 yıllığına işletme hakkı müteahhitlik şirketlerine devredilen kamusal sağlık hizmetlerinin temel mağdurları arasında hemşireler de yer alıyor. Özellikle de ‘taşeron hemşireliği’ boyutu ile!

Hemşireler Günü nedeni ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) da bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamayı ve bazı önerileri satırbaşları ile paylaşmakta yarar var:

  1. ”Son dönemlerde OHAL’i bahane ederek çıkarılan KHK’lerle sağlık emekçilerinin iş güvencesi fiilen ortadan kaldırılmıştır.
  2. Sağlık ekibinin öznesi olan hemşirelerin, hekim dışı sağlık çalışanı, yardımcı sağlık personeli, diğer sağlık personeli, aile sağlığı elemanı gibi ifadelerle tanımlanması hemşire mesleğinin saygınlığını zedelemektedir.
  3. Sağlık hizmeti sunumunun bir ekip hizmeti olduğu ilkesiyle hemşirelik mesleğinin özerklik ilkesi derhal hayata geçirilmelidir.
  4. Hemşirelik mesleğinin sorunlarının başında ve en önemlisi de iş tanımı dışında ihtiyaç görüldüğü her alanda çalıştırılmasının yanı sıra yetersiz istihdama bağlı ağır iş yüküdür.
  5. Sağlık hizmeti sunumundaki artışın son 10 yıla oranla 3 kat artmasına rağmen hemşire sayısının ihtiyaca yanıt verecek düzeyde olmamasının yükü yine fazla çalışma ile hemşirelere yıkılmaktadır.
  6. İş sağlığı ve güvenliği yasası, uygulamada ve yürürlükte olduğu halde psikososyal riskler, tükenmişlik, radyasyon, fiziksel riskler ve şiddet gibi birçok riskle karşı karşıya olan hemşirelerin çalıştığı birimlerde iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarına gereken önem verilmemektedir. Sağlık çalışanlarının mesleki risklerine dair eğitimler verilmeli ve iş ortamları bu doğrultuda yeniden düzenlenmelidir.”

İşte böyle demekte SES. Hemşireler için ne dese, ne talep etse az. Onlara hepimiz sağlık başta olmak üzere çok şey borçluyuz.

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net