Kimyasal füzelerin ardından...


17 Nisan 2018 04:15

Önce Salisbury’de çift taraflı ajanla kızı zehirlenmiş halde bulundu. Kim zehirledi, Rusya’nın sorumluluğu nasıl belirlendi sorularının yanıtları belli değildi. Ancak İngiltere’den başlayarak Batı Rus diplomatları sınır-dışı etti. Almanya 4, İtalya 2, hatta Norveç bile 1 sınırdışıyla kervana katıldılar.
Sonra Batılı ajanslar Suriye ordusunun şeriatçı terör çetelerini kuşatıp sıkıştırdığı Doğu Guta’da zehirli gaz kullanıldığı haberini geçti. Kullanıldı mı, kullanıldıysa kim kullandı, araştırılması önemli sayılmadı. Trump’un birbiri peşi sıra tweetleri sökün etti. Suriye, ama yine asıl arkasındaki Rusya hedef alındı, Trump bir tweetinde açıkça “Hazır ol Rusya” dedi. Rusya, hep yaptığı gibi dikildi: “Karşılık veririz”, “Atılacak füzeleri düşürürüz”!

Sabaha karşı Suriye’ye füzeler atıldı, uçaklar bomba yağdırdı. Saldırganlar üç ülkeydi: ABD, İngiltere ve Fransa. NATO Sekreteri destek açıklaması yaptı. Ama ortada NATO kalmamıştı: “Yokum” diyen Almanya İtalya’yla birlikte saldırıda yer almadı. Zaten bir diğer üyesi olan Türkiye, çoktandır Suriye’de Rusya ile iş tutmaktaydı. Putin açıkladığı gibi karşılık vermiş olsa ciddiye binecek olan “Üçüncü Dünya Savaşı”nın sözünü ettiren Rusya ile ilk ciddi gerginlikte NATO dağıldı. Emperyalistler arası çelişmelerle kavgalar şiddetlenirken saflar eski belirginliğinde değil artık. İngiltere zaten “Brexit” demişken, Fransa Almanya’dan ne kadar ayrı kalacak, “Avrupa ordusu”yla “çekirdek Avrupa” ne olacak, bilinmiyor. Bilinen o ki, Libya’dan beri ayrı duran Almanya, kendi yolunu tutmaktadır.

Karşı saf da belirsiz. Çin BM’de Rusya ile birlikte oy kullanıp saldırıyı kınadı, ama o kadar. Bilinmeyen diğer şey, Rusya. O da dikilmiş laf ediyor, ama Suriye’ye gelmiş olması dışında örneğin son füzeli saldırıda, yüksek sesle deklare etmesine rağmen icraatı yok. Ünlü S-400 füzesavar bataryaları ateşlenmedi.

Ya Trump’un çılgınlığına çılgınlıkla yanıt vermek istemedi Rusya. Ya ABD ve Batılılarla kapışmaktan -korktu demeyelim haydi- çekindi. Ya da ikisini de koşullamak üzere dikilip bağırıp çağırıyordu, ama gücü yetersizdi: Çılgınlık bile gücüne güvenenlerin işidir!

Sonuçları olacak tabii. Çin hesabını Rusya’nın gücünü bilerek yapacaktır. Almanya da öyle. Ve Türkiye -şüphesiz o da.

Astana Süreci’nin -en azından tek başına- yetersizliği belliydi, ama kesinleşmiştir. ABD’nin hedefindeki İran kaderini Rusya’yla birleştirmeye mecbur, ancak Türkiye durumu gözden geçirecektir. Zaten bir çırpıda Rusya’yla iyi ilişkilerine boş verip eski müttefiklerinin yanında yer alarak Suriye’ye füze saldırısını desteklemiştir. Sorun büyümüştür: Türkiye’ye ne kadar güvenebileceğini ölçme çabasındaki Rusya bundan böyle güvenemeyeceğini görmüş olmalıdır. Ama tersi de doğrudur; Türkiye de Batı karşısında Suriye’yi ortada bırakan Rusya’ya güvenilemeyeceğini görmüştür.

Ve S-400’ler. Türkiye “Alış-veriş bitti, geri dönüşü yok” diye açıklamıştı. Ama iş çatallaşacaktır. Kullanılmış olsun olmasın, S-400’ler işe yaramamıştır. Rusya’nın karşısındakiler ve silahları daha güçlü görünmektedirler. Hem Rusya Türkiye ile hem de Türkiye Rusya ile yakınlıklarını yeniden kantara vuracak; Rusya geride ne kadarı kaldıysa “NATO’nun” eline geçebileceği, Türkiye de işine yaramayabileceği kaygısıyla S-400 alım satımını yeniden düşünecektir.

Türkiye daha çok şey düşünmek durumundadır artık. Yeni Şafak çok sevmiş olsa bile, Amerika’yı Rusya’yla dengeleyip yoksul kitlelere “antiemperyalizm” görüntüsü vermenin sınırına gelinmiştir. Abdülhamid dengelemeciliğinin çıkar yol olmadığı geçmişte yaşanarak görülmüştü. Şimdi yine hızla sürdürülemez olmaktadır. Rusya zaten “Afrin’i Esad’a verip Suriye’den çıkın” demişti, bu baskı artacaktır. Son füze saldırısına verilen destekle, PYD/YPG ittifakı gerekçesiyle uzak durulan ve Suriye’de birlikte olmak için Kürtlerden vazgeçilmesi şartı koşulan Amerika’nın yeniden kadrinin bilinmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Türkiye’nin değil ABD’nin koşullarıyla şüphesiz! Çünkü Osmanlıcı büyüklenme, “ara buluculuk” havası atmaya vardırılsa da, silahlar çekildiğinde dengecilikle idare edilemeyeceğini körler bile görmektedir.

www.evrensel.net