İleri karakol göreve hazır!


16 Nisan 2018 05:25

ABD, Fransa ve İngiltere’nin Suriye’ye saldırısı kapsamından çok ortaya çıkardığı sonuçlar bakımından tartışılıyor.

Daha kimyasal silah iddiasını inceleyecek BM heyeti Duma’ya gitmeden yapılan bu saldırı emperyalistlerin kendi politik çıkarları söz konusu olunca uluslararası hukuku da çiğnemekten çekinmediklerini/çekinmeyeceklerini bir kez daha gösterdi.

ABD’nin geçen yıl Suriye’nin Şayrat Hava Üssü’ne tek başına düzenlediği saldırının ardından bu saldırının Fransa ve İngiltere ile birlikte yapılması Trump’ın geçen ay yaptığı “Suriye’den çekilme” açıklamasıyla birlikte ele alındığında bu açıklamanın asıl amacının koalisyon güçlerini harekete geçirme, yeniden dizayn etme olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla çekilme bir tarafa bölgenin (Ortadoğu) eski “efendileri” İngiltere ve Fransa’nın sürece daha ileriden dahil olduğu yeni çatışmalara gebe bir mevzilenmeden söz edilebilir.

Saldırı ve sonuçlarıyla ilgili çok şey söylenebilir. Ancak bugün Suriye ve bölgede yaşananların emperyalist güçler arasındaki egemenlik mücadelesi tarafından belirlendiğini göz ardı eden hiçbir değerlendirme gerçekçi olmayacaktır.

Suriye’ye yönelik emperyalist saldırıdan sonra ortaya koyduğu ibretlik tutumla şimdiden tarihe not düşülmeyi hak eden iktidarlardan biri de Türkiye’deki Erdoğan iktidarı olmuştur.

Batı emperyalizmine kafa tutmaktan söz edenler, Erdoğan’ı parkasız Deniz Gezmiş’e benzetenler batılı emperyalistlerin bu saldırısına selam durmakta zerrece tereddüt göstermediler. Dahası ardı sıra yapılan açıklamalar saldırıyı yapan emperyalistleri bile şaşırtacak nitelikteydi. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan ilk açıklamada bu saldırının “tüm insanlığın duygularına tercüman olduğu”ndan söz edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, saldırıyı “doğru bulduğu”nu ve Başbakan Yıldırım da saldırının “olumlu ama daha fazlasına ihtiyaç olduğunu” söyledi. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, daha ileri giderek “Suriye’de rejimin değişmesi gerektiği”nden söz etti. Bir de Suriye’ye müdahale politikasının mimarlarından Eski Başbakan Davutoğlu Batman’da ortaya çıkıp “İlle de Emevi Camisi” dedi.

Emevi Camisi demişken, Erdoğan 2012’de Şam’daki Emevi Camisi’nde namaz kılmaktan söz ettiğinde en büyük destekçileri kimlerdi dersiniz? Elbette ABD ve Fransa idi. O yüzden ABD’nin Fransa ve İngiltere ile birlikte düzenlediği saldırıdan sonra Davutoğlu’nun Emevi Camisi’nde namaz kılma hayallerinin depreşmesi şaşırtıcı olmasa gerek!

Yine NATO’nun Libya müdahalesinde ABD ve Fransa’nın yanında Türkiye vardı-ki NATO kuvvetlerinin merkez komutanlığı İzmir’deydi.
Ancak Suriye’ye müdahale sürecinde işler planlandığı gibi gitmeyince hesaplar şaştı. Suriye rejimine karşı mücadelede radikal İslamcı grupların öne çıkması ve bu grupların bütün bölgede etkinlik kazanması çıkarları tehlikeye giren batılı emperyalistleri politikalarını yeniden gözden geçirmeye zorladı. Türkiye, hem Esad yönetimine ve hem de Suriye Kürtlerine karşı bu grupları desteklemeye devam etti. Öte yandan ABD ve batılı güçler de IŞİD’e karşı en etkin mücadeleyi veren Kürtlerle işbirliğine yöneldi. Bu durum Türkiye ve ABD-batılı güçler arasındaki ilişkinin giderek açılmasına yol açtı.

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye ve bu güçler arasındaki gerilim yeni bir boyuta taşındı. Darbe girişiminden ABD ve batılı güçleri sorumlu tutan Erdoğan iktidarı, Rusya ile işbirliğine yöneldi.

Sonrası zaten biliniyor.

Çok uzağa gitmeye gerek yok. Darbe girişiminden iki ay önce Mayıs 2016’da başlayan Rakka operasyonunu ABD, Kürt güçlerinin içinde yer aldığı Suriye Demokratik Güçleri (SDG) yerine Türkiye ve ÖSO ile birlikte düzenleseydi, Erdoğan iktidarının bölgenin en Amerikancı rejimlerinden biri olmayacağını kim söyleyebilirdi?

ABD’nin ‘ılımlı İslam’ eksenine oturttuğu Büyük Ortadoğu Projesi’yle eş zamanlı hükümet olmuş ve bu projenin eş başkanlığını üstlenmiş bir yönetimden söz ediyoruz. Bu yönetim NATO’nun ileri karakolu ve ABD’nin “stratejik ortağı” olarak bölgesel liderlik hayalleri ile Suriye’ye müdahalenin öncülüğüne soyunmuştu.

ABD ve ortaklarının kapsamı oldukça sınırlı bir saldırısı bile Türkiye’deki iktidarın antiemperyalist söyleminin ne kadar içi boş ve dahası bu güçlerle işbirliğine ne kadar hazır olduğunu bir kez daha gösterdi. Anlayacağınız NATO ve batı emperyalizminin ileri karakolu göreve hazır!

www.evrensel.net