Yılan hikayesi kimyasal


16 Nisan 2018 04:00

“Kimyasal silah kırmızı çizgimiz”, “Eğer Esad rejimi kimyasal silah kullanırsa vururuz”, “Şam’ın Duma bölgesinde kimyasal silah kullanıldı”, “Kimyasal silahı Esad rejimi kullandıysa vururuz” ve son olarak “Esad yönetimi, Şam’ın Duma bölgesinde kimyasal silah kullandı.”

Bütün bu açıklamalar son 1-1.5 aylık süreçte gündeme son dakika flaşları ile düştü ve Suriye’deki Hollywood’luk performansları ile Hollywood’un övgüsüne mazhar olan, kendileri için belgeseller çekilen “yardım örgütü” Beyaz Baretliler kimyasal olayında da sahnede.

Suriye 2011 yılından beri birçok kez kimyasal silah kullanmakla suçlandı ve hatta ABD tarafından bir kez de bu nedenle vurulmuştu. Bu defa da “kimyasal kullanırsa vururuz” açıklamalarının art arda geldiği dönemde “Esad rejiminin kimyasal kullandığı” kanaatine varıldı. Ortada elbette sahada bunu araştıracak bir ekibin olduğu belirtilse de, kimyasal kullanılıp kullanılmadığı, kullanıldıysa hangi tarafın kullandığı gibi hayati soruları açığa kavuşturacak bir saha çalışması olmayacak.

ABD’nin Irak’ı işgali öncesi o dönemin ünlü simalarından Colin Powell’ın elinde küçük bir labarotuar tüpüyle yaptığı ateşli konuşmayı hatırlayanlar olur. Birkaç yıl sonra, tüpün Iraklı bir muhalif kimya mühendisinin eseri olduğu, Powell’ın ABD’si dahil dünya ülkelerinin hayal gücü zengin mühendisin anlattıklarını esas alarak giriştikleri harekatı televizyonlardan canlı izledik. Bir mühendis herkesi kandırmamıştı aslında, aradıkları yalancıyı bulmuşlardı ve sonrasında olanları da biliyoruz. Colin Powell yıllar sonra bunları itiraf etti, “kandırıldığını” söyledi vs vs... “Saddam’ın kimyasal silahları” yalanı ortaya çıktıktan sonra kimseden de “koca ülkeyi yıkıp, istikrarsızlıkla birlikte çok sayıda terör örgütünün doğmasına sebep olduk. Onca insanın ölümü, ölmeyenlerin de evsiz yurtsuz kalmaları cabası” denip hesap filan da sorulmadı. 

Suriye için de ilerleyen yıllarda benzer itiraflar gelecektir ve konu önceliğini kaybettiği için ülkelerin vurulduğu dönemdeki ateşli hava, destekleyenler, taraf olmasa da tartışanlar artık başka şeylerle ilgilendiği için Powell’ın itirafları gibi gündemde kaynayıp gidecek büyük ihtimalle.

Henüz ortada saha araştırması yokken “kimyasal silah kullanıldı veya kullanılmadı” demek nasıl mümkün oluyor? ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye’yi vurduktan sonra yaptıkları açıklamalardaki “kimyasal tesislerini vurduk” ifadelerini akılla izah mümkün değil. Yine bu açıklamalarda “eğer kullandıysa” ve “kullandığına dair güçlü şüphe” ifadelerinin yer aldığını hatırlatmadan geçmeyelim. Görünen o ki, kimyasal kullanılması değil kimin kullanmış olabileceği daha önemli bu noktada. Bugüne kadar Suriye’de gerçekleşen kimyasal silah kullanımlarının hiçbiri doğru düzgün araştırılmadı, Han el Asel’deki saldırı gibi bazı saldırıların dosyaları hiç açılmadı zaten.

Suriye’ye yönelik saldırıya uzanan sürece nasıl gelindi? Son 2 aylık duruma bir göz atalım; Trump, Suriye’den çekilebileceklerini açıkladı ama komuta kademesi aynı fikirde değildi. Sonra artık sıkça yaşanan bu fikir ayrılığını da kendi aralarında hallettiler ve Suriye’de kalmaları gerektiğine karar verdiler.

O arada Rusya ve Batı ülkeleri arasında ajan krizi patlak verdi ve birçok ülke Rus diplomatları sınırdışı etme kararı aldı.

Suriye içinde 2016’nın son günlerinde yapılan anlaşma ile Halep’in tamamının Suriye ordusunun kontrolüne geçmesi vekalet savaşının dönüm noktalarından biri olmuştu. O tarihten itibaren Suriye ordusu, İdlip gibi yerleri öncelikler listesinin en altına koyup büyük şehirlerin etrafına ağırlık vermişti. İki ay öncesine gelindiğinde bu çapta geriye tek yer kalmıştı; Şam’ı sürekli baskı altına alan Suudi Arabistan destekli Ceyşül İslam yani İslam Ordusu’nun elindeki Duma ve çevresi.

Duma epeydir Suriye ordusunun kuşatması altındaydı ve sıklıkla hava saldırıları yapılan yerlerden biriydi. En sonunda Duma’da biraz uzlaşmayla, biraz sıkışmış ve yeterli uluslararası desteği alamıyor olmaktan dolayı anlaşma sağlandı ve bu bölge de Suriye ordusunun kontrolüne geçti.

Suriye’de bunlar olurken, Suudi Arabistan’ın yeni veliaht prensi, ABD dahil birçok ülkeye ziyaret turu yaptı, bol sıfırlı anlaşmalar basına da yansıdı. Suudi Arabistan’ın Arap Ayaklanması’nın kaybedenler tarafında olduğunu, ezeli rakibi İran’ın ise Irak ve Suriye’deki kazanımları ile bölgedeki gücünü arttırdığı ortada. Ceyşül İslam’ın Suudi destekli olduğunu tekrar belirtelim.

Duma’daki anlaşma ile birlikte vekalet savaşında milyonlarca dolar para akıtılan, siyasi ve medya desteği verilen silahlı gruplar tek tek dağılmış oluyor. Ceyşül İslam da İslamcı ancak Batı nezdinde El Kaide veya IŞİD değil. Gerçi kendisinin radikal olması bir tarafa doğrudan El Kaide ile iş birliği yapmışlığı da çok, ancak görüntüde “radikal” değil.

Suriye’de vekalet savaşı genel anlamda sona ererken ABD dahil birçok ülkenin oyundan “kaybettiysek gideriz” diyerek çıkmaları pek olası değil. Aksine, Suriye içindeki sürecin yeni aşamaya geçtiği, ülkeler arasındaki nüfuz mücadelesinin her ihtimale gebe olduğunu bir kez daha belirtelim.

Duma’daki gelişmelere paralel olarak uluslararası toplumdan “kimyasal silah kullanımı konusundaki hassasiyetlerine” dair açıklamalar gelmeye başladı. “Bir yerde kimyasal kullanılacağını” beklemek şaşırtıcı olmuyor bu durumda.

Yine ilginçtir ki, Suriye ordusu da inatla “kimyasal silah kullanırsan vururuz” açıklamalarının yapıldığı dönemlerde kimyasal kullanıyor!

Daha önceki kimyasal krizlerinde benzerleri yaşandığı gibi “Suriye ordusunun eli güçlüyken, Duma’yı ele geçirmişken niye kimyasal silah kullansın?” sorusu oldukça önemli.

IŞİD dahil Suriye’deki silahlı grupların ellerinde klorin dahil çeşitli kimyasal silahlar olduğu da biliniyor. Dünya medyasında buna dair haberler bulmak mümkün ancak saldırı durumlarında bu ihtimal pek gündeme gelmiyor.

Sonuca gelecek olursak denklem şöyle; Suriye ordusu Duma’yı ele geçirir. Bu bölgeyi elinde tutan gruplar yer yer çatışmalar olsa da önemli ölçüde uzlaşmak zorunda kalır. Uluslararası toplum kimyasal hassasiyetini uluslararası düzeyde duyurma ihtiyacı duyar. Zaten ele geçirmiş olduğu bölgede kimyasal silah kullanan Suriye ordusu uluslararası toplum tarafından vurulur. Bu durum uzlaşmak zorunda kalan gruplara nefes alacak alan yarattığı gibi meşruiyet ve haklılık payesi de kazandırarak ellerindeki yeri kaybetmelerinin verdiği zararı telafi edebilecek yeni alanlar açar...

Bu arada, Suriye vurulduktan sonra da benzer açıklamalar geliyor; kimyasal kullanımı tekrar ederse vururuz. Sizce Suriye’de tekrar kimyasal silah kullanılır mı?

www.evrensel.net