Gazeteciliği kurtarmak… Nasıl?


11 Nisan 2018 04:23

Medya ortamında iktidar lehine oluşan tekelleşmenin boyutu ve bu alanın ‘tek adam’ lehine bir tek sesliliğe mahkum edilmek istenmesi, alternatif yayın organları ile gazeteciler üzerindeki devasa baskılar, gazeteciliğin kurtuluşuna dair tartışmaları da daha fazla gündemleştirdi.
Bu konudaki arayışlar hem yazılı olarak, hem de çeşitli platformlarda sürüyor. Bunun halkın haber alma hakkı boyutuyla ve ortaya çıkardığı yeni ihtiyaçlar bakımından gazetecilik platformları dışında da belli ölçülerde sürdüğünü duyabiliyoruz.

‘Apoletli Medya’ kitabının da yazarı olan, mesleğe uzun yıllardır hem kuramsal bakımdan hem de doğrudan mesleki pratikler içinde durarak katkı sunan deneyimli Gazeteci Ragıp Duran’ın ilki 29 Mart’ta ‘Bize artık bir cephe gazetesi lazım!’ başlığı ile ‘Artı Gerçek’ internet sitesinde yayımlanan ve şu ana kadar dört yazı şeklinde devam eden tartışmaları bu açıdan önemli.

Metin Göktepe davası sürecinde oluşmuş olan güçlü gazeteci dayanışmasının bir devamı olarak gündeme gelen ‘Gazeteciler Meclisi  de Ragıp Duran tarafından, bu tartışmanın şekillenip üzerinde yürüyeceği bir zemin olarak dile getirildi.

Yazılar ‘Artı Gerçek’ internet sitesinde bulunabileceği için burada, bir köşe yazısının sınırları nedeniyle de ayrıntılı atıflar yapamıyorum.

Ragıp Duran, bu konundaki devam yazılarında, okurlardan canlı tepkiler aldığını ve bunlar içinde ‘cephe’ kavramının askeri çağrışımı nedeniyle başka bir ifade kullanmanın daha doğru olacağı biçimindeki önerilerin de bulunduğunu aktardı.

Gazetemizin yazarlarından ve aynı zamanda basın inisiyatifleri içinde birlikte mücadele ettiğim Ceren Sözeri de, 8 Nisan günü ‘Rehine gazetecilikten kurtulma yolları’ başlığıyla Evrensel’de yayınlanan köşesinde ABD’den Türkiye’ye medya üzerindeki iktidar yoğunlaşmasına dikkat çektikten sonra şöyle devam ediyordu: “Benim önerim önce gazetecileri kurtarmaktan yana. Bunun için de ulusaldan yerele gazetecilerin bir an önce örgütlenmesi, en azından bir sendikaya kayıt olması en pratik çözüm. Üstelik kimseye haber verme zorunluluğu olmadan e-devlet üzerinden iki tıkla mümkün. Mesleğe yıllarını vermiş gazetecilerin kapının önüne konup yerlerine kısa yoldan köşeyi dönen yandaş abi/ablalarına özenen yeni mezunların istihdamının önlenmesi, mesleğe yeni başlayanlar da dahil olmak üzere, özlük haklarının korunmasından editoryal bağımsızlığa kadar pek çok konu bu çatılar altında tartışılabilir. Sendikaya üye olamayan işsiz gazetecileri de kapsayan bir dayanışma ağı kurulabilir.

Gazeteciliğin ne olduğu, nasıl yapılması gerektiği konusunda sanılanın aksine bir uzlaşma yok, olmazsa olmaz gazetecilik değerleri çok kolay bir şekilde ideolojik barajlara, geçmiş hesaplara takılıveriyor. Üç kişi bir amaç uğruna bir araya gelse üçüncü gün kavga çıkıyor. Abartarak ifade ediyorum elbette ama o üç kişi de ancak tutuklu gazetecilerin özgür kalması için bir araya gelebiliyor. Son yıllardaki deneyimlerimiz ancak birlikte mücadele edersek bir şeyleri değiştirebileceğimizi gösterdi.”

Gazeteciler Meclisinde ve son olarak da Haber Nöbeti’nde yan yana olduğumuz Ragıp Duran’ın devam yazılarıyla detaylandırdığı tartışma önemli. Ceren Sözeri’nin sendikalaşmadan başlayarak dile getirdiği önerilere de tamamen katılıyorum ve ifade ettiği can sıkıcı gözlemler, benim de son dönem basın mücadelesi içinde sahada deneyimlediğim, paylaştığım gözlemleri içeriyor.

Ve elbette böylesi önemli bir konuda, aklın karamsar olarak not ettiklerine karşı iradenin iyimserliği ile müdahil olmak, yapılan tartışmayı değiştirici kılabilmek açısından anlamlı ve gerekli.

Ragıp Duran’ın böylesi bir girişim için ön yargılardan kurtularak hareket etmek gerektiği konusundaki saptamasına katıldığımı ifade ettikten sonra, yaptığı tartışmada bir cümlesine rezerv koyarak devam edeyim: “Mevcut gazetelerin eski kimliklerini büyük ölçüde portmantoya bırakıp yeni bir gökkuşağı gazetesine girmesi gerekiyor.”

Öncelikle hayat bize Cumhuriyet, Evrensel, BirGün gazeteleri ve şu anda kapatılmış olan Özgürlükçü Demokrasi ile gazetecilik açısından önemli işlere imza atan alternatif habercilik sitelerinin belirli bir sosyal nesnellik üzerinde yükseldiğini gösteriyor. Basılı gazetelerin tirajlarının memnun edici olmayan bir sonucu var. Ancak bu gazeteler aynı zamanda çok daha fazla okur tarafından takip edilen internet sitelerine sahip. İktidarın siyasi ve mali kuşatması altında yayımlarını devam ettirmeye çalışan bu gazetelerin, kendilerinden kaynaklı eksiklikleri yanında aşmayı başarmaları gereken, zaman içinde oluşmuş sınırları var. Zaten ortak ve kapsayıcı bir gazete arayışı da daha çok bu zemin üzerinden hareket ediyor.

Dolayısıyla var olanları ‘portmantoya’ bırakmak, hele bir de ortaya çıkacak olanın nasıl bir karşılık bulup yoluna devam edeceğini de ancak zamanın göstereceği gerçeği karşısında bana pek makul gelmiyor. Yeni ihtiyaçları var olanlara daha fazla sahip çıktığımız bir zemin üzerinde ve Ragıp Duran’ın da ifade ettiği gibi, gazetecilere ek olarak farklı kesimlerin ortak bir çabası üzerinde anlamlı kılabiliriz diye düşünüyorum.
Türkiye’de demokrasi, barış ve emek güçleri içinde ya da etrafındaki birlik tartışmalarının seyrinin, kendisini yakın hissedenlerin yan yana durmak istediği ve diğer birlik çalışmalarıyla da uzaktan bir temas haline yürüdüğü günlerdeyiz. Gazetecilik inisiyatifleri ve basın örgütleri açısından ise, kritik davalara dair dayanışma çalışmaları içinde, adliye önlerinde yan yana gelen ama birbiriyle mesafeli durmak konusunda da insanı yoracak kadar meziyet gösteren bir tablo var karşımızda.

Yani, Marx’ın Komünist Manifesto’da söylediği ve Marshall Berman’ın da kitabına ad olarak seçtiği ‘Katı olan her şey buharlaşıyor’ sözünün bizim gazeteci milleti içindeki pratik karşılığı pek cesaretlendirici değil. Kendi etrafında birleşme çağrısı yapmak birçoğunun pek hoşuna gidiyor. Bunu politik alan bakımından da söyleyebiliriz.

Elbette bu değişmez bir tablo değildir.

Gazeteciliği kurtarmak için gösterilen çabaların bir boyutunun gazetecilerin dünyası ile ilgili, ama çok önemli bir boyutunun da, içinden geçtiğimiz dönemde nefes alınabilecek güçlü medya organlarına olan ihtiyaçla ilgili olduğu açık.

Sahada gazetecilerin mücadelesini ortaklaştırmak için gösterdiğimiz çabalar sürüyor, sürmelidir.

Diğer yandan önümüzdeki dönemde basın alanında çeşitli dayanışma alternatiflerinin gündeme gelmesini bekleyebiliriz. Bunların bazıları murat edilen düzeyde güçlü olmayıp, sembolik bakımdan değeri daha fazla olan işler de olabilir.

Ama önemli olan bu arayışı sürdürmektir.

Kuşkusuz yeni ortak bir gazeteyi tartışırken, onun finansmanı, bu finans kaynağının niteliği ve sürekliliği, böylesi olası bir projede çalışacak olan gazetecilerin maaş ve güvencelerinin garantiye alınması gibi bir dizi konu ayrıntı olmanın ötesinde önem taşıyor. İşin bu yönü ve diğer yönleri Ragıp Duran’ın da yazılarında vardı. Ben genellikle ortaya atılan fikirlerin fikir boyutuna duyulan heyecan yanında, önemli ve hayati ayaklarının tali ayrıntılar olarak görülmesi gibi alışkanlıklar bakımından bu notu düşüyorum.

Bu yazı bu konuda bir başlangıç yazısı olsun. Fırsat buldukça devam edeceğim.

www.evrensel.net