‘Yapı şehidimizin kanıyla yükseliyor’


04 Nisan 2018 04:15

Hayat, ölüm ile yaşam arasındaki mesafede yaşadıklarımızdan ibaret. İyisiyle, kötüsüyle. Hayatımızı anlamlı kılan yanlarıyla ya da onu kabusa çeviren yönleriyle.

Bizim kuşaklar için şiirleri her daim kalbimizde yer eden Ülkü Tamer’i yitirmiş olmanın acısını yaşarken insan, ‘Ben sana teşekkür ederim’ başlıklı şiiri ile hayata bakmanın, hep bir tad olarak kalmasını diliyor: “Ben sana teşekkür ederim, beni sen öptün,/ Ben uyurken benim alnımdan beni sen öptün;/ Serinlik vurdu korulara, canlandı serçelerim;/ Sen mavi bir tilkiydin, binmiştin mavi ata,/ Ben belki dün ölmüştüm, belki de geçen hafta./ Sen bana çok güzeldin, senin ayakların da.”

Keşke hayatımızda karşılaştığımız ilişkiler hep Ülkü Tamer’in bu dizelerindeki gibi olsaydı. Ama öyle mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz ne yazık ki. Dolayısıyla Ülkü Tamer’i “Biz sana teşekkür ederiz” diyerek uğurladıktan sonra, yaşadığımız coğrafyadaki değerler silsilesi bakımından biz neredeyiz, ona biraz bakalım.

İktidarın iç politikada elini güçlendirmeye yönelik bir gündem olarak hep öne çıkardığı Afrin Harekatı’na dair Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başdanışmanı İlnur Çevik’in, birkaç gün önce CNNTürk’te katıldığı bir televizyon programında Hakan Çelik’in sorularını yanıtlarken,
“Irak ve Suriye ile aramız çok iyi değil. Hatta Suriye liderinin gitmesini istedik. Buna rağmen oranın yeniden inşaasında ihaleler alabilir miyiz?” sorusuna verdiği şu yanıt, iktidar nezdindeki değerler terazisini göstermek bakımından çok önemli: “Türkiye’nin inşaat kalitesi hiçbir yerde yok ve bu ülkelerin yanı başındayız. Benim aile şirketim orada inşaat yaptı. Süleymaniye Havaalanını biz yaptık. Onların istediği kalitede çimento, demir, inşaat malzemesi sadece Türkiye’de var. Irak, Musul yeniden inşa edilecek. Musul’un imarını Gaziantep mi yapar Washington mu? Tabii ki Gaziantep yapar.” 

İlnur Çevik, Çelik’in, “İnşa sürecinde Türkiye, Suriye ve Irak’tan büyük pastayı alacak mı?” sorusu üzerine de şöyle devam etti: “Tabii. Biz zamanında Irak’ta olsaydık, çok daha fazla söz sahibi olacaktık. Suriye’de biz daha güçlüyüz. Her şeyimizle oradayız. Orada iki büyük kazancımız var. Mehmetçiğimizin büyük kahramanlığı ve özverisi iki tane önemli olay yaptı. Bir bizi Suriye’ye güçlü bir şekilde sokarak, geleceğimizi kurtardılar. Allah razı olsun şehitlerimiz ve gazilerimizden. Ama bakın 56 tane şehidimiz var, şimdi arttı iki tane daha girdi. Bu şehitlerimiz, 50 küsur şehit var, eğer biz o şehitleri vermeseydik, Afrin’e girmeseydik, PKK’nin oradaki varlığı belki ileride bize Türkiye içinde 1000 şehide mal olacaktı. Onların kendilerini feda etmeleri, belki 1000 kişiyi, belki daha fazlasını kurtardı. Ben çok gururluyum.”

Ve ek olarak Erzurumlu iş adamı İbrahim Topal tarafından Afrin Harekatı’nda yaşamını yitiren Piyade Teğmen Muhammed Kır’ın ailesine rezidans hediye edilirken satış sözleşmesinde yer alan şu sözler gündeme geldi: “Dairenin bedeli, TSK mensubu Afrin şehidimiz Teğmen Muhammed Kır’ın kanıyla ödenmiştir.” 

Yani birilerinin kanı, diğerinin ihalesi... Eğer Can Yücel yaşasaydı, eminim bu ikisi arasındaki değerler silsilesinin yol açtığı çelişkiyi ifade eden güçlü bir iki dize yazardı.

Ama inşaat, yapı deyince yıllar önce yazılmışı var. Oradan da bir iki dize: “ Yapıcılar türkü söylüyor/ Yapı türkü söyler gibi yapılmıyor ama./ Bu iş biraz zor./ Yapıcıların yüreği bayram yeri gibi cıvıl cıvıl/ ama yapı yeri bayram yeri değil./ yapı yeri toz toprak./ Çamur, kar./ Yapı yerinde ayağın burkulur/ ellerin kanar. (...) Yükseliyor, yükseliyor yapı/ kanter içinde.” (Nazım Hikmet)

Bu dizeler bugün artık, “yapı şehidimizin kanıyla yükseliyor” diye bir anlam da kazandı. O böyle yükseldikçe insani değerler biraz daha alçalıyor. Geriye Ülkü Tamer’in dizeleriyle teşekkürü hak edecek hangi insani değerler kalacak, o da biliyoruz ki, uğruna verilecek mücadele ile bir yanıt bulabilir.

İnsani değerlerin yapılardan daha yüksekte durduğu bir gelecek umudu ve dileğiyle...

www.evrensel.net