Hastanelerde sevkle muayene dönemi


04 Nisan 2018 04:15

Kamu sağlık kurumlarından randevu almak kimi branşlar için hiç de kolay değil. Hele üniversite hastaneleri oldukça meşakkatli. Erken kalkan, hızlı klavye kullanan, telefon tuşlarını daha seri kullanan daha avantajlı. Peki kim daha çevik? Yirmisinde bir genç mi yoksa 70 yaşlarında bir hasta mı?

Geçenlerde bir göz uzmanı, randevu alan hastalarının daha ziyade genç ve özellikle ‘Kendi tanımları ile güneş gözlüğü almaya geldim’ diyenlerden oluştuğunu söylüyordu. Bu hiç de şaşırtıcı değil mevcut sistemde. Sağlık sistemi bir yönü ile fabrikalardaki bant usulü çalışmaya dönüştürülürken diğer yönü ile sistemde muayene olabilmek bir yarışa evrilmiş durumda.

 Genel Sağlık Sigortası (GSS) yasasında var olan sevk zinciri zorunluluğu geçen on yıl içerisinde uygulanmadı. Aksine neredeyse ‘tersi’ teşvik edildi. Bir yönü ile aile hekimliği hizmeti, yani birinci basamak sağlık hizmetleri halkın nezdinde adeta değersizleştirildi. 

10 yıllık uzun bir süreden sonra nihayet Sağlık Bakanlığı, hastaneler için sevk zinciri zorunluluğunu hayata geçirmeye karar vermiş. Bu amaçla 3 pilot il ve bir de ilçe belirlenmiş: Bartın, Malatya, Edirne ve İstanbul’un Silivri ilçesi. Uygulama başarılı olursa tüm ülkeye yayacaklarını ifade etmiş Sağlık Bakanlığı. Bir de gece yarısına kadar görev yapacak bir uzman görevlendirilecekmiş. Yine bir uzman telaşı, ‘gelsin oylar misali’...

Sevk zinciri doğası gereği öncelikle Aile Sağlığı Merkezinde (ASM) bulunan bir aile hekimine başvurmayı gerekli kılıyor. Ki çok da doğru bir yaklaşım. Yapılan muayene sonrasında ancak hekim bir ihtiyaç olarak tanımlarsa hastane sevki olabilecek. 

Sanırım sizler de çevrenizden tanıksınızdır. Sırf kolesterol düzeyine baktırmak için hastanelere başvuran o kadar çok insan var ki!  Oysa ev veya işyerinin hemen yanındaki bağlı olduğumuz ASM’de bunu yaptırmak çok daha kolay.

Kimi kronik hastalıkların görülme oranı dünyada olduğu gibi ülkemizde de çok hızlı artıyor. Misal şeker hastalığı, yüksek tansiyon, tiroit hastalıkları ve KOAH adlı akciğer hastalığı. Günümüzde hastanelerin dahiliye polikliniklerine başvuran hastaların ekseriyeti bunlardan oluşuyor. Oysa bu başvuruların yüzde 80’i birinci basamak sağlık hizmetlerinde aile hekimliği üzerinden çözümlenebilecek sorunlar.

Misal, sırf hastanede muayene olmak için radevu gününü 2-3 hafta bekleyen şeker hastası sayısı hiç de az değil. Oysa aile hekimi hemen yanı başında. Ama mevcut uygulama birinci basamak sağlık hizmetlerini o kadar değersizleştirdi ki hasta bunun farkında değil. Kimbilir belki de randevuyu beklerken boşa geçen iki hafta hasta için şeker komasının nedeni olacak. Yazık!

Peki Sağlık Bakanlığı önce 10 yıl uygulamayıp, sonra 3 il ve 1 ilçede pilot hastanelere sevk zinciri uygulaması başlatarak ne demeye çalışıyor? Yoksa bu ipe un serme olmasın? Ya da 2019 seçimleri ardına ötelenmiş bir ‘tufan’? 

Bir başka soru şehir hastanelerine yönelik. Sağlık Bakanlığı bilindiği üzere 25 yıllığına işletme hakkını devrettiği şehir hastanelerinde özel sektöre aynı zamanda yüzde 70 doluluk garantisi verdi. Hal böyle olunca hastanelerde muayene olabilmek için aile hekimlerinden sevk zorunluluğu başlatılmasının ardından insanın sorası geliyor; ‘Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?’

Sağlıcakla kalın.

www.evrensel.net