‘İttifak yasası’ çıktı; Şimdi ne yapılacak?


14 Mart 2018 04:15

Siyasi partiler ve seçim yasalarında ciddi değişiklikler yapan “ittifak yasası” dün sabah saatlerinde, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li vekillerin oylarıyla yasalaştırıldı.

”İttifak yasası” görüşmeleri, beklendiği gibi, Mecliste sert tartışmaların yaşanmasına sahne oldu. CHP ve HDP’li vekillerin tüm engelleme girişimlerine karşın, AKP ve MHP’li vekiller, “kurşun asker” tutumuyla, “kaldır parmak indir parmak” yöntemiyle yasayı geçirdiler. 

Dahası AKP ve MHP temsilcileri, düzenlemeyi “üç gün” içinde Meclisten geçirmeyi planlamalarına karşın, vekiller bu hedefleri de aşarak, “bir gün”de ve 20 saat kesintisiz çalışarak, 26 maddelik “uyum düzenmeleri”ni yasalaştırdılar!

AKP-MHP İTTİFAKININ, NE ‘SEÇİM GÜVENLİĞİ’ NE DE ‘ADALET’ UMURUNDA!

Oysa muhalefetin ve hukukçuların “ittifak yasası” kapsamında yapılan düzenlemelere çok ciddi itirazları vardı.
Bu itirazlardan birincisi; “seçim güvenliği” ile ilgiliydi.

Çünkü bu düzenlemelerle;

-“Sandık kurulu başkanlığına” yerel idareciler tarafından ve bir “memur”un atanmasına,
-Polis ve jandarmanın, bir vatandaşın isteğine bile uyarak, sandık bölgesine girebilmesine,
-Sandıkların yerinin değiştirilebilmesine ve aynı apartmanda oturan kişilerin başka sandıklarda oy kullandırılmasına,
-Bu düzenlemelerle (16 Nisan Referandumu’nda büyük sorunlara yol açan) arkasında sandık kurulunu mührü bulunmayan oy pusulalarının geçerli sayılmasına...kadar, “seçim güvenliği”ni ortadan kaldıracağı belirtilen düzenlemeler artık yasal hale getirilmiştir. 
Bu düzenlemelere itiraz edilen ikinci husus ise;

-MHP’nin, ittifakla yüzde 10’luk seçim barajını ve AKP’nin yüzde 50+1’lik Cumhurbaşkanlığı seçim barajını aşması,
-Ve AKP-MHP ittifakının oy pusulalarında sorunsuz biçimde yansıması için yapıldığı; dolayısıyla bu iki partinin amaçlarına varması için bir yasal düzenleme yapıldığı, bunun da anayasaya aykırı olduğu şeklindedir. 

Nitekim CHP’nin bu gerekçeyle Meclisten geçirilen yasayı “Anayasa aykırı olduğu için Anayasa Mahkemesi’ne götüreceği” söylenmektedir.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu grup toplantısında, dün çıkarılan  “ittifak yasası”nı, “İttifak ve seçim hileleri kanunu çıkarıldı” sözleriyle değerlendirdi.
 
‘NE YAPILACAK’ SORUSUNUN YANITI ÖNEM KAZANDI

“Seçim yasası” düzenlemelerinin, (daha AKP-MHP arasındaki pazarlıklar sonucu “ortak bir metin haline getirilmesi”nden beri) Meclis görüşmelerinde tamamen “yasal prosedür”den ibaret hale geldiği biliniyordu. 

Bu konuda AKP Sözcüleri açıkça, “Bu yasa MHP nasıl diyorsa öyle geçecek” diye kamuoyuna ilan etmişlerdi. Bu aynı zamanda, iki parti tarafından Meclisteki görüşmelerin laftan ibaret hale getirildiğinin de ilanıydı.

Bu yüzden de Meclisteki görüşmelerden kimse, AKP-MHP ittifakının Meclise sunduğu teklifin; herhangi bir iyileştirme ya da anayasaya aykırı denen yanların ve seçim güvenliğini tehdit edecek maddelerin, kamuoyundaki tartışmalar da dikkate alınarak, düzeltilmesini beklemiyordu. 
Dolayısıyla artık dünden itibaren; “Meclisten nasıl düzenlemeler çıkar”, “Muhalefetin itirazları genel kurulda dikkate alınır mı” gibi soruların bir anlamı kalmamıştır!

Gelinen yerde da artık esas soru; “Bundan sonra ne olacak”,  daha doğrusu “Bundan sonra ne yapılacak” sorusuna ne yanıt verileceğidir.
“Seçim yasası”nın Meclisten dövüş kavga, muhalefetin görüşlerinin belirtmesinin bile kaba kuvvetle engellenerek geçirilmesiyle bir kez daha görülmüştür ki, ülkedeki en gerici güçleri yedekleyen AKP-MHP ittifakı, “tek parti tek adam rejimi”nin inşasının olmazsa olmazı olarak görmekte ve 2019 seçimlerini kazanmak için her yola başvurmaktadır. 

Bu yüzden hem Mecliste önemli bir milletvekili sayısına sahip CHP ve HDP, hem de Meclis dışındaki muhalefet için “Bundan sonra nasıl bir mücadele çizgisi izlenecek?” sorusu önem kazanmıştır.

MUHALİF GÜÇLERİN ORTAK MÜCADELESİ ARTIK DAHA DA ÖNEMLİ 

Uyum yasalarının Meclisten geçmesiyle; “tek parti tek adam rejimi”ne karşı mücadele eden güçlerin bundan sonra nasıl bir mücadele çizgisi izleyecekleri, yeniden belirlenemesi gereken bir aşamaya gelmiştir. 

Bu değerlendirme kuşkusuz aşağıdaki koşullar da dikkate alınarak anlamlı hale gelecektir:

1-) CHP ve HDP Meclisteki çalışmaları ile Meclis dışı çalışmaları arasındaki bağlantıyı Meclis dışındaki mücadeleyi daha öne alarak ilişkilerini yeniden değerlendirmek durumundadır.

2-) “Tek parti tek adam rejimi”ne karşı olan güçlerin, merkezi ve yerel olarak aralarında ortak mücadele birlikleri oluşturmada daha somut adımlar atmasının gerekliliği ve bu adımların sadece yerel odakların en önündeki kesimleri değil, geniş işçi emekçi çevreleri de kapsayacak bir çalışmayla ele alınması belirleyici bir önem kazanmıştır.

3-) AKP-MHP koalisyonunun ülkeyi sürüklediği mecranın kimin çıkarına olduğunun ve niçin yapıldığının teşhirinde yerel koşulların sağladığı her imkanının kullanılması bugün de en önemli görevlerden birisidir.

4-) Kapalı ve açık hava toplantıları, basın açıklamaları, mitingler, yürüyüşler ve öteki türden her tür imkanın devreye sokulmasıyla geniş emekçi yığınların mücadeleye çekilmesi, ertelenemez bir görev haline gelmiştir.

5-) 16 Nisan Referandumu’nda ortaya çıkan “hayır bloku”nda oluşan ortak mücadele birliğinin oluşmasındaki hassasiyetlerin dikkate alınması, yerel platformların oluşturulması bakımından gözden kaçırılmaması gereken bir ders olarak görülmesi önemlidir.

6-) OHAL’in kaldırılması ve KHK’lerin geri çekilmesi, “tek parti tek adam rejimi”ne karşı ortak mücadele talebi etrafında oluşan birliklerde, “Savaşa hayır” talebinin bir koşul olarak görülmemesi (Barış talebinin güçlerinin, bugün nispeten daha dar olduğu dikkate alınmalıdır) gerekmektedir.   

Koşullar; “tek parti tek adam rejimi”ne karşı çok geniş ve “ortak bir mücadele birliği”nin oluşturulmasının mümkün olduğunu göstermektedir.

Bu yüzden de burada önemli olan; mücadelenin bileşeni olan her çevrenin, her toplumsal kesimin, ayrıntıya dair itirazlarını bir yana bırakıp güçleri birleştirmek amacıyla somut girişimler için inisiyatif 
almasıdır. 

www.evrensel.net