Güncelleme!


14 Mart 2018 04:15

Hiç kimse kendisini güncellemek bakımından iktidar partisiyle yarışamaz! Dün taşladığını bugün baş tacı yaparak, daha önce taptığını sonra gömerek bugünlere geldi AKP. Yeni hedeflerini parlatırken bütün başarısız uygulamalarını, çöken projelerini bir önceki dönemde yanında olanlara, eski müttefiklerine, olmadı İnönü dönemine fatura ederek yürüdü. 

Her dönemeçte “göklerden gelen bir karar vardır” şiirini tekrarlayarak, varoluşunun ve tercihlerinin külli iradenin tecellisi demek olduğunu ima etti ve seçmenlerinden sürekli iman tazelemesini bekledi. 

Cumhur sıfatıyla anılan ittifak da böyle bir güncelleme. İttifakın soğuk damgası niyetine meydanlarda yapılan bozkurt işareti kimseye ittifak partilerinin yakın geçmişte birbirlerine ettiği hakaretleri hatırlatmasın! Çünkü sınır, ilke, kural tanımayan iktidar siyaseti, adına seçim taktiği denen bu türden güncellemelerle hafızayı resetlemeye de gayet müsait.

İttifak dediğin şeyin faydası yarattığı sinerjik etkiyle de ölçülür. İktidar partisi Afrin operasyonu, Lozan ve adalar tartışmaları, 7 düvelle bozuşma vb. pahasına kışkırttığı milliyetçi- şoven iklimin bütün sonuçlarını bu ittifak sayesinde, oy olarak devşirmeye çalışıyor ama elde bir saydığı diğer toplumsal kesimleri hizaya sokmakta zorlanıyor. Milliyetçi ajitasyon gündelik geçim gailesini unutturmaya yetmiyor. Asgari ücretliler, dar gelirliler, tarım üreticileri giderek yoksullaşıyor. Patlamaya hazır kadın tepkisi, felç olan eğitim sistemi, çarşı pazar fiyatlarındaki artış ve daha say say bitmez bir dizi huzursuzluk göstergesi sinerji filan dinlemiyor. AKP seçmenleri arasındaki bazı kesimlerin bozkurt işaretine alerjisi oranındaki oy kaybından daha ciddi bir erime nedeni bu, AKP için. 

İttifak tazeleyerek kendilerini güncelleyebileceğini zanneden, aslında söyleyecek ve vaat edecek hiçbir şeyi kalmamış iki partinin bir hayli baymış olan siyaset ve üsluplarını, ancak, her durumda kendilerine yontan seçim ve ittifak yasası düzenlemeleriyle tedavülde tutabileceklerini sandıkları bir hayal dünyası bu. 

Ama bu ittifakın bekası için muhalefetten irili ufaklı diğer sosyal ortaklara, medyaya kadar herkesimin kendisini güncellemesini zorluyor AKP. Bu hızla en son İslamın güncellenmesi talebine kadar gelindi.  

Ortaçağ kafası yaşayan tarikatlara kamusal ve siyasi alanı açan, bu tarikatların ilahiyatçı kimliği ile ekranlarda boy gösteren, aklı fikri belden aşağı nahiyede takılı şahsiyetlerinin abuk subuk muhabbetlerine cevaz veren, bakanlık kadrolaşmasında oradan adam devşirerek bu kesimlerle yarı açık bir başka ittifak kuran iktidar partisinin, bunlar bir tedirginlik ve tepki kaynağı olunca İslamı güncelleme talebinde bulunması da bir tıkanmanın sonucu. 

Oysa, şimdi 15. yüzyılda takılıp kalmakla suçlanan kesimleri, Ortaçağdan kalma söylemlerle ülkeyi yönetmeye devam eden zihniyet meşrulaştırdı. Kent düzenlemesinden ahlak anlayışına kadar her şeyde tarihsel gelişmeyi yok sayarak hüküm veren; hukuki konuları fıkıhla izah etmeye çalışan; geçmiş kahramanlık hikayelerinin bugün kendi siyasetiyle tekrarlanabileceğini zanneden hep, AKP kadroları oldu. İlahiyatçıların denetiminden sorumlu kılınıncaya kadar ekranlardan saçılan zehire ses çıkarmayan Diyanet’in kendisi de bu türden fetvalara imza atmış bir kurum olarak himmete muhtaçtır. 

Asansördü, çay kahve, yatak yorgan yastık... tahrikti diye diye şubat ayında 47 kadın cinayete kurban gitti, kayda geçtiği kadarıyla 30 çocuk istismar edildi. Bunlar yayınlanmasa her şeyin güllük gülistanlık olacağını zanneden bir kadın bakan da bu haberleri yayınlamayın diye medyaya ayar çekmekten medet umuyor. Sormak gerekir; bu kadın partilinin “12 yaşından büyük çocukların kendilerini koruyabilecekleri” iddiasıyla istismar suçunun cezasını hafifletmeye yönelik ve bu yaştan itibaren küçük yaşta evliliklere ortam sağlayan partisinin aklı evvellerine çekebileceği ayar yok mudur? Yoktur. Çünkü orası böyle bir güncellemeye kapalıdır. 

Aslında iktidar partisinin hiçbir güncellemesi dikiş tutamamıştır. İki yıl üzerinde bin tane laf edilen yerli-milli ekonomiyle kendini güncelleme iddiası Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle iflas etmiştir. Ama bu bile, F-16’lara yerli milli muamelesi çekildiği, yerli milli yatırımlarının yüzde oranı yüksek yabancı ortaklıklardan ibaret olduğu hatırlanırsa yeni bir şey sayılmaz. 

Toplumsal gelişmenin ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olmayıp da iktidarda ısrar edilecekse korkutarak, biat talep ederek, gerilim yaratarak, muhalefeti bastırarak var kalmaya çalışmak normaldir. Tam da bu yüzden demokrasinin işlediği, yurttaşlar arasındaki eşitliğin tesis edildiği, kutuplaştırma siyasetinin son bulduğu, huzur, barış ve refah içinde yaşanılan bir iklime ihtiyaç var. Ama cumhur ittifakı da dayandığı güçler de bu güncelleme kapasitesinden yoksundur.

www.evrensel.net