Şekerde özelleştirmeye karşı halk mücadelesi için...


09 Mart 2018 05:00

14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine karşı tepkiler büyüyor. Ama geçen günler içinde Erdoğan-Bahçeli ittifakının da bu özelleştirme için çok kararlı olduğu görülüyor.

Özelleştirmeye karşı tepkiler arttığında, “Reis bu işe müdahale eder, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ertelenir” diyen, “Aha buraya yazıyorum. Demişti dersiniz” diyecek kadar Reis’in “milli ve yerliliği”nden emin olanların umutları bile hemen söndürüldü.

Cumhurbaşkanının başdanışmanlarından Yiğit Bulut, “Nişasta bazlı şeker lobisinin şeker fabrikalarını yok etmek istediği” yönünde binlerce mesaj aldıklarını belirttikten sonra,

“Türkiye gerçek şeker yiyecekse, bu fabrikaların hayatta kalması gerekiyorsa, Sayın Cumhurbaşkanımız asla böyle bir şeye izin vermez. Sayın Cumhurbaşkanımız 5 milyar dolarlık otoyol ihalesini nasıl durdurdu? Milletimizin yararına ise bu konuda da gerekli adımı atacaktır” dedi.

HÜKÜMET ÖZELLEŞTİRMEDE ÇOK KARARLI
Ama, Yiğit Bulut’un bu açıklamasından sonra olmadık bir şey oldu; Bulut’un bu çıkışına yanıt Cumhurbaşkanlığından değil AKP Sözcüsü Mahir Ünal’dan geldi. “Cumhurbaşkanımız şeker fabrikalarının özelleştirilmesine müdahale etmeyecek” diyen Ünal, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için el ovuşturan “yerli” ve yabancı sermaye temsilcilerini ve Cargill gibi uluslararası nişasta bazlı şeker (NBŞ) üreticilerini rahatlatmayı amaçladı.

AKP sözcüleri ve hükümet erkanı; “Fabrikalar özelleştirilecek ama kapatılamayacak. Şeker üretimi ve pancar üretimi daha da artacak, işçilerin özlük hakları korunacak, çalışma koşulları iyileştirilecek” diye pembe tablolar çizerek, tepkileri yatıştırmayı amaçlıyor. Ama bu yalan propagandanın şeker işçileri ve yöre halkı arasındaki tepkileri dindirmeye yetmediği görülüyor.

Çünkü vatandaş; TEKEL, Sümerbank, Et ve Balık Kurumu, SEKA gibi bundan önceki özelleştirmelerde de aynı vaatler verildiği ama özelleştirilen fabrikalar kapatılıp yerine oteller, AVM’ler dikildiği ve işçiler, üreticiler perişan edildiği için hükümet merkezli olarak yürütülen yalan propagandaya inanmıyor.

Nitekim CHP’nin özelleştirilecek fabrikaların olduğu il ve ilçelere yaptığı ziyaretlerde düzenlediği basına açıklamalarına AKP ve MHP dışında her partiden, her çevreden katılım olması gösteriyor ki, şekerin özelleştirilmesinin amacı ve kimlerin çıkarına olduğu vatandaş tarafından önemli ölçüde anlaşılmıştır.

Evet, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı tepki yaygındır.

HALK HÜKÜMETİN VAATLERİNE İNANMIYOR AMA...
AKP ve MHP teşkilatları değil ama AKP ve MHP’ye oy verenler de bu özelleştirmeye karşıdır ve yapılan tepki toplantılarına katılmaktadır.

Ne var ki, tepkinin yaygınlığına karşın, bu tepkinin örgütlenmesi ve sürdürülebilir olması ise tartışmalıdır. Geçmiş özelleştirmelerde de tepki yaygındı ama bu tepkiler örgütlü bir hale dönüştürülüp işçilerin, üreticilerin inisiyatif aldığı bir şekilde örgütlenemediği için o mücadeleler eninde sonunda hükümet ve özelleştirmeciler tarafından yenildiler.

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesine gösterilen tepki, bu yanlışları aşacak bir potansiyel ve deneyim birikimine sahiptir.

Bu yüzden de eğer, dışarıdan gelecek heyet ziyaretleri ve sadece özel durumlarda tepki gösterecek bir mücadele çizgisi aşılamazsa, bilinmelidir ki, Hükümet-AKP-MHP odağı, bugün özelleştirmeye karşı çıkan kesimleri bölüp, mücadeleyi başarısızlığa uğratabilir.

14 şeker fabrikasının bulunduğu il ve ilçeler; bir yandan işsizliğin en yüksek, yoksullaşmanın en hızlı olduğu öte yandan da AKP ve MHP’nin oy deposu olan yerler olduğundan, şeker mücadelesi bu il ve ilçelerin nüfusunun çok önemli bir bölümü için hayati önemdedir.   Bu nedenle DİSK/Gıda-İş, Tek Gıda-İş, Tüm Köy Sen, ziraat odaları gibi sorunun doğrudan tarafı olan kesimlerin örgütleri ve yörede özelleştirmeye karşı çıkan her çevrenin katılımıyla, AKP-MHP tabanında da bir yarılma yaratmayı amaçlayan, gerçek bir mücadele yürütülmesi, şekerde özelleştirmeye karşı mücadelenin başarısının ön şartı olarak ortaya çıkmaktadır.

MÜCADELENİN İSTİKRARI VE ETKİLİ OLMASI İÇİN
Bu yüzden de;

* Özelleştirmeye tepki gösteren kesimlerin gerçek temsilcilerinin, ortak bir mücadele programı etrafında bir araya gelerek mücadeleyi kesintisiz sürdürebilecek “yerel platformlar” oluşturması, 

* Halkı olup biten konusunda aydınlatacak toplantıların düzenlenmesi ve basın açıklamaları, miting, yürüyüşler gibi etkinliklerle tepkinin herkesin görüp duyacağı biçimlerde ifade edilmesi,

* Yerel mücadelelerin 14 ildeki mücadeleyle dayanışması ve ortak eylemler düzenlemeyi ihmal etmeyen girişimlerle sürdürülmesi gerekmektedir. 

Elbette hem şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin (Bu birkaç yıl içinde kapatılması anlamına gelmektedir) yol açacağı işsizlik, yoksulluk, besiciliğe vuracağı darbe, hem de NBŞ’nin halk sağlığı için oluşturduğu tehdit gibi konularda halkın aydınlatılması önemini korumaktadır. Ama, yukarıda sözü edilen platformların oluşturulması, yığınların kendi mücadelelerinin aktif unsurları olarak örgütlenmesi bundan sonrası için belirleyicidir.

Bu elbette hızla yapılmak durumundadır. Çünkü Hükümet ihaleyi birkaç hafta içinde oldubittiye getirmek üzere hazırlıklarını tamamlamıştır.

Halk da mücadeleye hazır olmak durumundadır. 

www.evrensel.net