Eğitimde performans oyunu -1


08 Mart 2018 04:53

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin iş yükünü arttırmak ve çalışma koşullarını kendi ihtiyaçlarına göre belirlemek amacıyla, aynı işi yapan öğretmenler arasında farklı statü, özlük haklar ve ücret farklılıklarına neden olması kaçınılmaz olan eğitimde ‘performans değerlendirme’ sistemini hayata geçirmek için düğmeye bastı. 

Uygulanması düşünülen performans değerlendirme sisteminde öğretmenler, her yıl öğrenci, veli, okul müdürü ve meslektaşlarının değerlendirmeleri üzerinden puanlar alacaklar. Ayrıca ülke çapında bütün öğretmenlerin dört yılda bir merkezi sınava alınarak mesleki açıdan ‘yeterli’ olup olmadıklarının ölçüleceği iddia ediliyor. 

Öğretmenlere verilecek performans puanının yüzde 25’ini okul müdürü, yüzde 15’ini veliler, yüzde 15’ini öğrenciler, yüzde 20’sini zümre öğretmenleri, yüzde 15’ini diğer öğretmenler ve yüzde 10’unu öğretmenlerin kendilerine verecekleri puanlar oluşturacak. Öğretmenlerin sınava girdikleri yıl performans puanlarının yüzde 30’u sınav notu üzerinden hesaplanacak. Bakanlık, sınırlı kapasitesini zorlayarak öyle bir sistem oluşturmuş ki, dünyada benzer bir örneğini bulmak mümkün değil. 

Dünyanın her yerinde emekçilerin birim zamanda daha fazla iş yapmasını sağlayan, iş yükünü artıran, hepsinden önemlisi işgücü maliyetlerini düşürmek ve personel sayısını azaltmak için uygulanan ‘performans oyunu’na 900 bini aşkın öğretmenin dahil edilmesi, hükümetin 2023 hedefleri arasında yer alan kamuda ‘esnek ve güvencesiz istihdam’ temelinde oluşturulan ‘yeni personel rejimi’hakkında yeterince ipucu veriyor. 

Performans sisteminin özünü,daha fazla üretim yapılmasını sağlamak için aynı işyerinde çalışan kişi ya da gruplar arasında rekabeti arttırmak oluşturur. Bu durum, kaçınılmaz olarak sistemi uygulayanların lehine ciddi avantajlar sağlar. Şöyle ki, performans sisteminin uygulandığı bir işyerinde ‘performans baskısı’ ile emekçilerin iş yükünün kendiliğinden artması, mevcut işi dışında farklı işleri yapabilir hale gelmesi, bunun sonucunda daha az kişi ile daha çok iş yapmak mümkündür. 

Performans sisteminin en temel özelliği, sistemin kurallarının benimsenmesi halinde emekçilerin kendiliğinden daha fazla sorumluluk üstlenmeleri, dışarından talimatla değil, performans kuralları ve çalışma koşulları öyle gerektirdiği için daha fazla çalışmak zorunda kalmasıdır. Çalıştığı işyerinde ‘zayıf halka’ olmamak için kendiliğinden artan çalışma temposunun yanı sıra, performans bireysel ölçüleceği için, mesai arkadaşları ile sürekli bir yarış ve rekabet içinde olması kaçınılmazdır. 

Performans sistemi, emekçilerin sadece iş yükü ve çalışma koşulları açısından değil, aynı zamanda günlük yaşamlarını da olumsuz etkileyen, hatta onları sağlıklarından eden bir yöntemdir. Özellikle ünlü teknolojik markaların üretiminin yapıldığı uzak doğu ülkelerinde uygulanan performans sistemi ile üretimin saniyelerle hesaplanacak kadar ayrıntılı hale gelmesi, işçilerin çalışma koşullarını çoğu zaman çekilmez hale getirirken, yaşadıkları psikolojik baskı nedeniyle çok sayıda intihar vakası yaşanmıştır. 

MEB tarafından ‘mesleki yeterlikler’in ölçülmesi amacıyla gündeme getirilen performans sisteminin zaman içinde, hemen her konuda ‘bireysel performansı’ temel alan bir yapıya dönüşmesi kaçınılmazdır. Örneğin aynı değerde iş yapanların bireysel performanslarına göre farklı ücretler alması, özlük ve sosyal haklarda farklılaşma, çalışma koşullarının tek taraflı olarak belirlenmesi (sendikaların tamamen devreden çıkması) vb gibi durumlar gündeme gelecektir. 

Öğretmenler, ‘performans oyunu’nu kurallarına göre oynasalar bile, çalışırken herhangi bir nedenle yaşanacak ‘performans düşüklüğü’ nedeniyle ‘oyun dışına’ itilmeleri (görev yeri değişikliği, başka bir kamu görevine atanma, hatta işten çıkarılma) söz konusu olabilir. 

Haftaya devam edeceğiz…

www.evrensel.net