Savaş


08 Mart 2018 04:50

İnsanlık tarihi aynı zamanda savaşlar tarihi ile eş zamanlıdır. Dünya var olduğundan bu yana sözde canlıların en zekisi denilen insan kadar, kendi cinsini öldüren başka bir yaratık bulamazsınız. Yazılı tarih Sümer’le başlar ve ilk savaş da nedendir bilinmez ama büyük olasılıkla zenginliği paylaşma veya emek vermeden hazıra el koyma hırsı yüzünden 4 bin 700 yıl önce Sümerler ile Akadlar arasında yapılmıştır, hem de Ortadoğu’nun Basra’sında.  O gün bu gündür Ortadoğu’nun bereketli toprakları kimselere yetemez oldu. İpini koparan buraya saldırdı. Kutsal kitapların ilk insanı Adem’in çocukları kıskançlık ve hırs yüzünden birbirlerini yine buralara yakın bir yerlerde tepelediler. Birileri çıkıp “Tanrı bize vaat etti” diye buralarda yaşayan insanların topraklarına el koydular. Filistin, Yahudi çatışmasının temellerini buralarda attılar. Hem de bugün peygamber olarak ziyaret ettiğimiz Musa’nın ordu komutanı Yuşa’nın emrindeki Şipuri’lerin mızrakları ve okları ile.

Sonra ortaya Büyük İskender çıktı. Aristo’nun öğrencisi o zamanlar dünyanın en uzak bölgesi bilinen Hindistan’ı, yani tüm dünyayı istiyordu. 20’li yaşlarındaki hangi ruh halindeki bir insan tüm dünyayı neden ister bilmiyorum ama İskender yüzünden ne ocaklar söndü ne insanlar öldü ne çocuklar ne kadınlar katledildi. Oysa o tarihte Makedonya’dan Hindistan’a tüm bölge hem Perslere, hem Makedonlara, hem de Atinalılara hem buralarda yaşayan tüm insanlara yeterdi. Ama paylaşamadılar. Hepsini istediler. Sonra İskender öldü. Hindistan da, İran da olduğu yerde duruyor. Koca İskender öldürdüğü insanların vebaliyle uçtu gitti. Sonra Romalılar, Augustos, Sezar. Onların da gözü önce Ortadoğu’daydı. En batı bilinen İngiltere’den Mısır’a her yeri ele geçirmek için yaptıkları katliamlar, öldürdükleri insanlar. İnsan öldürmeyi spor haline getiren imparatorlar. Zamanının en zengin ülkesi Galya’yı ele geçirmek için Avrupa’yı baştan başa istila eden Atilla. Viyana kapılarına dayanan Süleyman.

Romalılar, Romalıları İstanbul’da boğazlarken herkes, Tanrı ve kutsal İsa adına öldürüyorum, öldürülüyorum sanıyordu. 

Bir de bu saldırganlara karşı koymaya çalışan “Haklı savaşçılar” vardı. Roma’ya direnen Anadolulular, Ortadoğulular,  İskender’e direnen Persler, Kristof Kolomb’a direnen Meksikalılar, Kızılderililer.

Ama ortada bir sorun vardı. Kimse kendini saldırgan olarak tarif edemiyordu. Saldıranlar için saldıranlar fetihçiydi. İşgal edip, insan katlettikleri topraklara, kimi uygarlık, kimi zenginlik, kimi Tanrıyı götürdüğünü iddia ediyor ve oralarda yaşayan insanları bu kutsal görevin kurbanları, ya da bu kutsal göreve direnen barbarların halledilmesi olarak bakıyorlardı. Savaşlarda insanlar, anneler, acılar, özlemler, sevgiler yok, sayılar vardı. Haçlılar Antakya kalesinden çıkıp 20 bin kişiyi kılıçtan geçirmişti. Dünya nüfusu henüz 100 milyon değilken bile milyonlarca insan savaşlarda katledildi. İlk savaştan 4 bin yıl sonra bile Hitler medeniyetin(?) göbeğinde 50 milyon insanı katletmiş, sakat bırakmış, anasız babasız koymuştu. Dünyanın en kanlı denemesi Japonya’ya atılan atom bombasıydı ve ölen yüz binlerce kişi bombanın tasarımcılarının, kullanıcılarının not defterlerine “Başarılı” olarak kaydedilmişti. İşte insanlık bu mirasın üzerinde oturuyor. Savaş tarihini hep bu manyaklar, hırsları akıllarının önünde olan liderler, dünyayı ele geçirmek isteyen sayıca az manyaklar yazıyor ve barış isteyenler, paylaşmayı bilenler, canlıya değer verenler bu manyaklardan kurtulmadıkça bu kalemle yazılmaya devam edecek. 

www.evrensel.net