'Seçim güvenliği' ve 'gökkuşağı ittifakı' sorunu


04 Mart 2018 04:23

AKP-MHP’nin, eğer zamanında olacaksa, 2019’un kasımında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi için şimdiden ittifaka girmesi, ittifak tartışmasını şimdiden siyasetin baş gündemi haline getirdi. Çünkü; Erdoğan-Bahçeli koalisyonu, 2019’da yapılacak seçimi varlık-yokluk sorunu olarak görüyor.

“Uyum yasaları”nın Meclise getirilmesiyle görüldü ki, Bahçeli-Erdoğan ittifakı, yasal mı ahlaki mi hiçbir değeri umursamadan seçimi kazanmak için her yola başvuracağını da gösteriyor. Nitekim referandumda YSK kullanılarak referandum sonuçlarının değiştirilmiş olması, Erdoğan-Bahçeli ittifakının kazanmak için her yola başvuracağını gösterdi. Böylece ittifak tartışmalarının yanında, “seçim güvenliği tartışması” da siyasi gündemin ön sıralarına taşındı. Nitekim önceki gün CHP ile İyi Parti arasındaki seçime yönelik ilk doğrudan görüşmenin konusu da “seçim güvenliği” oldu.

‘SEÇİM GÜVENLİĞİ’ DE İTTİFAK KADAR ÖNEMLİ

Daha önce 7 Haziran seçim sonuçlarını tanımayarak 1 Kasım’da yeniden seçim yapılmasının dayatılması ve referandumun sonuçlarına YSK üstünden yapılan müdahale, iki önemli şeyi gösterdi: 

1- AKP-MHP ittifakının, seçim sonuçlarını kendi lehlerine çevirmek için yasa, hak-hukuk, siyasi ahlak dahil hiç bir değeri umursamayan bir çizgiye geldiğini.

2- Sandıklara müdahalenin önlenmesi için gerekli teknik önlemlerin alınması için yapılacak örgütlenmenin önemini; başka bir ifadeyle iktidarın sandık sonuçlarıyla oynamaya kalkmasının kendisine ne kadar pahalıya mal olacağını hissettiren bir kamuoyu oluşturulmasının önemli olduğunu!

İktidar elbette bir yandan “Seçim güvenliği sorunu olmadığını”, ve yeni düzenlemelerin seçim güvenliğini artırmak için yapıldığını propaganda edecektir. Ama öte yandan Erdoğan-Bahçeli ittifakının “kahve propagandacıları”, her yolla seçimin kazanılacağını, bunun için yasal ve yasal olmayan her yolu deneyeceğini yayacaktır. Çünkü böylece halk güçleri içinde AKP’nin seçimle alt edilemeyeceği fikrini yayarak (psikolojik savaş hamlesi) moral bakımdan bir yıkıntı yaratılmak istenecektir.

Bu yüzden de kamuoyunda; “Ne yaparsak yapalım bunlara seçimi kendi lehlerine çevirir” düşüncesine karşı mücadele, önemli olacaktır. Tersine, “Evet, bunlar seçimin sonuçlarını değiştirmek için her yola başvurabilirler. Ama doğru mücadele eder ve yeterince örgütlenirsek bunların sonuçları değiştirmesine izin vermeyebiliriz” düşüncesini yaymak önemli olacaktır. 

Bu yüzden de önümüzdeki seçimlerde “seçim güvenliği”nin hem teknik hem de siyasi bakımdan güvenceye alacak bir çalışma, oy kullanmak kadar önem kazanmıştır. 

ERDOĞAN SP’Yİ KUŞATARAK ‘İLHAK ETMEYİ’ AMAÇLIYOR

“Cumhur ittifakı”na BBP’nin de katılmasıyla, AKP-MHP ittifakının “Doğal sınırlarına vardığını” söylemek yanlış olmaz. Gerçi MHP, BBP ile ittifak içinde eşit koşullarda yer almayı istemediği için henüz BBP ittifakın “tam üyesi” sayılmıyor. Buna rağmen BBP’nin bu ittifakın dışında bir seçeneğinin olmadığı da ortadadır. Kaldı ki, BBP’nin bu ittifaka girdiğinde bölünmesinin kaçınılmaz olduğu da referandum sonuçlarına bakıldığında anlaşılmaktadır. Ancak Destici ve yakın çevresinin, kendilerini Erdoğan-Bahçeli ittifakına yamanarak Meclise kapağı atmaktan başka bir gelecekleri yoktur.

AKP-MHP ittifakı, bugün asıl olarak Saadet Partisini (SP) ittifaka katmaya önem vermektedir. Bunun için Erdoğan resmi ve gayriresmi kanallardan SP’yi kuşatarak ittifaka biat ettirmeye çalışmaktadır. Çünkü böylece sadece SP’yi ittifaka çekmiş olmayacak fiilen SP’yi tasfiye etmiş de olacaktır. SP yönetimi de bunun farkında olarak, AKP’ye karşı öne sürdüğü şartlarda direnmektedir. Ancak Erdoğan, “İttifak için yasal süre doluncaya kadar kapımız açıktır” diyerek SP ile ittifaka (SP’yi ilhaka demek daha doğru) ne kadar önem verdiğini göstermiştir. 

HAYIR BLOKU VE İLKELER İTTİFAKI TARTIŞMASI

Erdoğan-Bahçeli ittifakı “En az 5 yıl sürecek bir ittifak” olarak propaganda edilirken; karşı tarafta “halk güçleri”, “ilkeler ittifakı güçleri”, “Tek parti tek adam rejimine karşı olan güçler ittifakı” ya da “hayır bloku güçlerinin ittifakı” gibi tartışmalar da gelişmektedir. 

Bu cenahın en büyük partisi olan CHP’nin Sözcüsü Özgür Özel, bu ittifakı “gökkuşağı gibi birbirine katılmayan ama yan yana durarak bütün oluşturan güçlerin birliği” olarak tarif etti ve “ilkeler ittifakı”na yeni bir tarif getirdi.

Elbette Özel’in bu tarifi edebi bakımdan güzel ve kulağa hoş gelen bir tarif! Dahası referandumda böyle bir yan yanalık önemli bir deneyim olarak da uzak bir geçmiş değil. Ama içinden geçilen dönem ve dönemin sonunda karşı karşıya kalınacak olan seçimler, referandumdan tamamen farklı bir siyasi duruma işaret ediyor. Zira cumhurbaşkanlığı seçimi sadece birinci turla sınırlı olsa ya da “Herkes kendi adayına oy verecek olsa” tamam! Ama ikinci turda, büyük olasılıkla AKP ve CHP adayları karşı karşıya geleceği için 2019 cumhurbaşkanlığı seçimi, referandumdan tamamen farklı bir birliği gerektirecek. Hele de politikada verilen sözlerin hiçbir kıymetinin olmadığı bir siyasi ortamda iş birliği ve ittifaklarda “güven sorunu” en önemli sorun olmaya adaydır. Verilen sözlerin bir kıymetinin olabilmesi için bu bir zorunluluktur. 

CHP KÜRT FOBİSİNİ AŞMADAN ‘HAYIR BLOKU’ BİLE OLMAZ! 

Burada en önemli sorumluluk CHP’ye düşmektedir. Çünkü “gökkuşağı” tarifi ve “ilkeler ittifakı” diyerek, “hayır bloku” etrafında bir “seçim bloku” oluşturmak isteyen CHP, “hayır bloku”nun ikinci büyük gücünü temsil eden HDP’yi yok sayan bir tutum içindedir. HDP 6 milyon oy almış Meclisin üçüncü partisidir. Dahası HDP, “Kürt sorununun barışçıl çözümünün başlıca aktörlerinden birisi” olarak da göz ardı edilemeyecek bir parti olarak legal siyaset alanındadır.

CHP, bugün bir yandan HDP yokmuş gibi davranmaya devam ederken, sadece HDP’nin “evet” diyeceği ilkeler ilan ederek sorunu çözeceğini düşünmektedir. Ama bunun böyle olmayacağını Türkiye’nin siyasetini izleyen herkes bilmektedir.

Dahası CHP;

♦ Sınır ötesi operasyonlarda AKP-MHP ittifakına tam destek verdiği,

♦ Milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasına destek verip AKP’nin Mecliste operasyon yapmasının müsebbibi olduğu,

♦ Ve HDP’yle yan yana gelmeyi göze alamayacak kadar milliyetçi ve şoven odakların etkisinde kaldığı sürece, bir gökkuşağı bile oluşturmayacağını görmek durumundadır.

İLKELER İTTİFAKINA DA AYKIRI

CHP bu tutumunda ısrar ettiği sürece “hayır bloklu” güçleri bir arada tutamaz. Kaldı ki bu tutum “Birlik için ilkeleri kabul etmekten başka koşul tanımamak” anlamına gelen “ilkeler ittifakı”nın anlamına da aykırıdır. Çünkü, HDP ilkelere “evet” dediği halde, CHP tarafından görmezden gelinmeye devam edilirse, iki partinin yan yana durmasının şartları da yerine getirilmemiş olur. 

Öte yandan CHP, AKP-MHP ittifakının kendi “yumuşak karnı”yla oynamasını önleyemezse; “hayır bloku”nun, seçim ittifakına ya da birliğe taşınması da olanaklı olmaz. Bu da seçimlerin kazanılmasının imkanını daha baştan olağanüstü zedelemiş olur. Ki, böylesi bir durumda seçim ittifakının oluşamamasının sorumlusu CHP olur. O durumda sonuca tepki duyan bütün eleştirilerin hedefinde de CHP olacaktır. 

www.evrensel.net